Tem 17 2019

'15 Temmuz baştan aşağı soru ve kuşku dolu'

15 Temmuz darbe girişiminin üçüncü yıl dönümünde, iktidarın darbe anlatısı sorgulanmaya devam ediyor. Darbenin öngörülebilir olduğu, engellemek için adımlar atılmadığı ve sonrasında darbe girişiminin muhaliflere yönelik Demokles'in Kılıcı'na dönüştürüldüğü eleştirileri sürüyor.

T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz da, "Bir şeylerin olacağı” tahmin ediliyor muydu" sorusunu sordu ve, "Yani ordu içinde etrafına biraz kulak kabartanlar, Fethullahçıların bir şeyler planlamakta olduklarını öğrenebilirlerdi gibi görünüyor" eleştirisini getiriyor.

Yılmaz, tutuklanan dört Cumhurbaşkanı yaverine dikkat çekiyor ve güvenlik soruşturmasında Fethullahçı olduklarının anlaşılmamasının vahim bir durum olduğuna değiniyor ve ekliyor:

"Durumlarından kuşkulanıldığı için Cumhurbaşkanı ile tatile götürülmediler ise 'bir şeylerin olabileceği' tahmin ediliyordu diye düşünmek gerek."

Ardından darbe gecesi AKP'li bakanların neden ortalıkta olmadığını sorgulayan Yılmaz, şu hususlara dikkat çekiyor:

"Öte yandan biliyoruz ki o gün tankların altına atılan, darbecilerin kurşunlarına karşı geri çekilmeyenler arasında AKP’li bakanlar da yoktu. Deyim yerindeyse 'herkes bir yerlerdeydi'.

MHP Genel Başkanı partisinin genel merkezinde, HDP Eş Genel Başkanı Diyarbakır’da evindeydi.

AKP Genel Başkanı’na önerim şu ki bu tür kamplaştırıcı konuşmalardan artık siyasi bir yarar sağlanamıyor.

Son yerel seçimlerde bunu görmüş olmalısınız.

Zamanın Başbakanı Binali Yıldırım, darbe girişiminden nasıl haberdar olduğunu bir hafta sonra şöyle anlatacaktı:

'Darbe girişiminin başladığını biz hemen hemen 15 dakika sonra öğrendik. Kimden öğrendik, yakın korumalarımızdan ve vatandaştan, eşimizden, dostumuzdan öğrendik. Ondan önce bize tehdidin boyutu hakkında bir bilgi gelmiş değil.'

Cumhurbaşkanı da bu alçak girişimden eniştesi sayesinde haberdar olmuştu.

'Bir şeylerin olacağı” ihbarı MİT’e geldiğinde, MİT Müsteşarı’nın askeri helikopterlerinde katılacağı bir operasyon ile kaçırılacağı öğrenilmişti.

Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı kafa kafaya verdiler, bu istihbarat ile ilgili bir değerlendirme yaptılar ve yaptıkları değerlendirmenin yanlış olduğu, olayın darbe girişimine varmasıyla ortaya çıktı.

Birisi ödüllendirildi, Milli Savunma Bakanı yapıldı. Diğeri halen görevinde duruyor.

Ben Cumhurbaşkanı’nın neden bunu bir başarısızlık olarak görmediğini bilemem. Erdoğan’ın bu kanıya nasıl vardığını değerlendirebilecek bilgiye sahip değilim.

Ama şunu merak ediyorum:

MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü’nü aradı, Cumhurbaşkanı’nın istirahatte olduğunu öğrendi ve ondan sonra bir daha da onu aramak aklına gelmedi.

İki din adamı ile yemek yemeye başlarken “bir şeyler olabilir, yemeği yarım bırakabilirim”dedi ama mesela yemekten hemen önce “Cumhurbaşkanı artık uyanmıştır, arayayım da şu istihbaratı kendisine de söyleyeyim” demedi.

Bağlı bulunduğu Başbakan’ı ise hiç aramadı. Ne Başbakan’ı, ne de uyarmak için Başbakanlık Koruma Müdürü’nü aradı.

Karışık bir durum vesselam!

Genelkurmay Başkanı, darbe bastırıldığında Akıncı üssünden Başbakanlık kriz merkezinin olduğu Çankaya Köşkü’ne gelirken yanına darbenin yöneticilerinden eski general Mehmet Dişli’yi de aldı.

Dişli, akşam saatlerine kadar kriz merkezinde çalıştı, ağabeyi AKP yöneticisine bilgi verdi ve akşama doğru polislerce tutuklandı."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz