15 Temmuz'un cevapsız soruları - Çiğdem Toker

Darbe girişiminden bu yana geçen üç yılda, Türkiye'de rejim parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dönüştürülerken, hayatını kaybeden vatandaşlar bir yana, ordu içinden Meclis'i de hedef alabilecek türde bir 'kalkışma'nın cereyan etmesi ve asıl sorumluların hala hesap vermediği yönündeki kaygılar da her geçen gün daha da artıyor. 

Girişim sonrasında, Türkiye'nin daha demokratik bir ülke olması yönündeki beklentiler de kısa süre sonra suya düştü. 

Bu noktaya dikkat çeken Sözcü Gazetesi yazarı Çiğdem Toker, "Darbe girişimi sonrasında, demokrasiye yönelik tehditleri gidermek, koşulsuz demokrasiyi kurmak, gerçek bir hukuk devletini inşa etmek güçtü evet ama imkansız değildi. Ne var ki TBMM'deki dört partinin ittifakıyla kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu verimli çalıştırılmadı: Komisyon görüşmelerinin yayınlanması önerisi reddedildi. O gün, darbenin aydınlatılmasında kritik rol oynayacak konumdaki kamu görevlileri muhalefet partilerinin talebine rağmen davet edilmedi" satırlarıyla darbenin aydınlatılamadığına da dikkat çekmiş oldu.

Sürecin karanlığa gömülmesindeki kritik dönüm noktalarına değinen Toker, eleştirilerini şu satırlarla sürdürdü:

"İki kamu görevlisinin sahip olduğu bilgileri TBMM'ye anlatmaması, gerçekleri kararttı. Rapor çok gecikti, ortaya çıkan rapora sonradan eklemeler yapıldı. Üç yıl geçmesine karşın, darbeye katılanların siyasi bağlantıları, kimi siyasilerin askerlerin ilişkilerine dair sorular cevapsızdır. Bütün darbeler gibi 15 Temmuz kanlı darbe girişimi de toplumsal kazanımları yok etti.

Başta ağır hak ihlalleri olmak üzere, bu ülkenin yurttaşlarına çok ağır bedeller ödetti, ödetmeyi de sürdürüyor."

Ocak Medya'da Veysi Dündar tarafından kaleme alınan, "15 Temmuz ve Ülkenin Formatlanmış Hafızası" başlıklı yazıda da benzer sorunlara dikkat çekiliyor.

Dündar, 14 yılda ve 15 Temmuz'da yaşananları AKP'nin en büyük başarısı ve başarısızlığı olarak değerlendirdiği yazısında, "15 Temmuz cehennemine giden iyi niyet taşları neredeyse ülkeye kast eden bir yapıyı adım adım kurmuş belli ki. 15 Temmuz’un başta iktisat alanında olmak üzere dolaylı etkilerinin ise ülkede bir kişiyi bile teğet geçmediğini söylemek zorundayım. Böyle bir olayın şartlarının hiç oluşmamış olmasını ve tabii ki hiç olmamasını tercih ederdim" diyor ve ekliyor:

"15 Temmuz’un hayırlı neticeleri başlıklı söylemlerin bir tanesini dahi bırakın anlamak duymak istemiyorum. Eksik olsun böyle bir lanetten gelecek hayır. Bu ülkenin böyle lanetli hadiselerden hayır devşirecek hali yok.

Bu ülkenin Ordu, Hariciye başta olmak üzere yüzük taşı gibi el üstünde tutulan kurumlarının uğradığı zulüm yeterince acı vermiştir. Başka ülkelere kaçan diplomatlar, askerler, hukukçular bu ülkenin kendi içinde beslediği korkutucu bir Mr. Hyde’in resminden başkası değildir. Ülkede bir zamanlar heykelini dikmeye tevessül edenlerin olduğu hukuk adamlarının bugün gölgeleri bile kayıptır."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz