Alparslan Kuytul: 15 Temmuz'un derin ayağı da ortaya çıkarılsın

Hükümete yönelik eleştirileri nedeniyle hedef alınan ve ardından tutuklanan Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul geçtiğimiz ay serbest bırakılmıştı.

Daha önce de serbest bırakılan Kuytul, tahliyesinin ardından 'susmayacağım' mesajı vermiş ve tekrar tutuklanmıştı. Kuytul, ikinci kez serbest bırakılmasının ardından eleştirilerine devam etti.

Kuytul, “FETÖ’nün siyasî ayağı da ortaya çıkarılabilir; ama ben, başka bir şey söylüyorum: 15 Temmuz’un derin ayağı var bir de. 15 Temmuz’un derin ayağı da ortaya çıkarılsın” dedi. Kuytul, 15 Temmuz’un derin ayağının, “Türkiye’deki İslâmî faaliyetlerin kökünü kurutma projesi”ni uyguladığını iddia etti.

TV5'in haberine göre YouTube kanalında yayınlanan bir sohbet videosunda KHK mağduru bir kişinin yazılı sorusunu cevaplayan Kuytul, şunları söyledi:

“Bülent Arınç, ‘KHK Facia’ dedi, adamın üzerine gittiler. E doğru söyledi; facia tabi ya ne ya? İçinden bir kısmı hak etmiş olabilir; ama çok büyük bir ekseriyeti böyle bir cezayı hak etmedi. Bu insanlar aç kaldılar ve rezil oldular, toplumdan dışlandılar. Eğer onlara selâm veren, bankalarına para koyan, dersanelerinde öğretmenlik yapmış olan, hademelik yapmış olan vesaire, bu gibi şeyler yapmış olan insanlar, hatta bazen akrabası bile, onun akrabası olan nice insanlar, böyle işten kovuldular, aç bırakıldılar. Bu, facia değil de nedir? “Aman hükümet kızmasın. Aman hükümetle karşı karşıya gelmeyelim” diye kimse doğruları konuşmuyor. Bu insanlar neler çektiler.”

15 Temmuz bahanesiyle yargıdaki bazı hukukî esasların terk edilmeye başlandığını ileri süren Kuytul, sözlerine şöyle devam etti:

“Küçücük bir şüpheyle ağır cezalar veriliyor insanlara. Bu insan, neler çekiyor. Hiçbir şey, kesin bir delil olmadığı halde, “Hele bir yatsın 2-3 sene” diyorlar. Sanki öyle kolaymış gibi. Böyle diyenlerin var ya, hepsini hapse atmak lâzım. O zaman anlar, hapis neymiş yani. Kolay zannediyor öyle. “Biraz aklı başına gelsin” gibi. Sen neden bahsediyorsun ya? Bu öyle oyuncak mı yani, bir insanın özgürlüğünü elinden almak, onu lekelemek? Oyuncak mı bu yani? Bu insan, sana hakkını helâl eder mi zannediyorsun sen? Çok kolaylaştı zulmetmek, çok kolaylaştı. En küçük bir şüphe, hatta vehim, şüpheden de daha düşük yani, vehim ile kararlar veriliyor. Yıllarca hapis veriliyor. Yok “Bank Asya’ya para koydu”, yok işte “onların dersanesinde okudu, onların evlerinde kaldı”, yok bilmem “dersanesinde öğretmenlik yaptı…” Eğer bu suçsa, AKP’nin bütün milletvekilleri, bu suçu işledi. Eğer bu suçsa, bunun en büyüğünü, en tepedekiler işledi. O zaman onlara niye ceza vermiyorsunuz?”

Kendisinin hapse atılmasının sebeplerinden birinin, bu zulme karşı çıkması olduğunu ileri süren Kuytul, şöyle konuştu:

“Herkesi susturmak istiyorlar. “Kimse konuşmasın!” Neden? Çünkü bazı güçler var, hükümetin öfkesinden istifade ediyor, hükümeti daha da kışkırtıyor ve hükümet “vurun” diyor, onlar öldürüyor. İslâm düşmanı güçler var. Bunların eline fırsat geçti. Belki de bunlar, bu fırsatı kendileri oluşturdular. 15 Temmuz’un perde arkasında bence onlar da var. Sürekli söylenen şey, “FETÖ’nün siyasî ayağı.” Ben, yeni bir şey söylüyorum: FETÖ’nün siyasî ayağını bin defa konuştular televizyonlarda; onu söylemeye gerek yok. FETÖ’nün siyasî ayağı da ortaya çıkarılabilir; ama ben, başka bir şey söylüyorum. 15 Temmuz’un derin ayağı var bir de. 15 Temmuz’un derin ayağı da ortaya çıkarılsın. O zaman göreceksiniz, 15 Temmuz’un perde arkasında bence din düşmanı güçler var. Onlar da yardım ettiler ve onlar, tuzağı hazırladılar ve o bahaneyle şimdi her türlü zulmü yapıyorlar. Alnı secdeye giden her Müslüman’ı, bir soruşturma açıyorlar, ellerinden geldiği kadar, tabii hepsini birden yapamıyorlar, kademe kademe yapıyorlar. Hep aynı bahaneyle istediklerini yapıyorlar. Adamı susturmak için, “Bak FETÖ deriz ha sana!” diyorlar, adamı susturuyorlar. Dediklerini ona yaptırtıyorlar ya da hapse atmak istediklerini “FETÖ” diyerek, bilmem ne diyerek hapse atıyorlar.

Bunların eline fırsat geçti. Benim bu tür konuşmalarımdan da nefret ediyorlar. Neden? Çünkü onlar, büyük bir proje yapmışlar: Türkiye’deki İslâmî faaliyetlerin kökünü kurutma projesi. Yalnızca FETÖ, şu bu cemaat değil, tamamının, hatta Diyanet’in bile faaliyetlerini küçültme projesi. Kur’ân kurslarını bile azaltma projesi. İmam Hatipleri de ilahiyatları da azaltma projesi. Tüm İslâmî faaliyetleri azaltma, mümkünse bitirme, mümkün olmazsa küçültme projesi. Bunu yapabilmeleri için de herkesin susması lâzımdı. O korku ortamını meydana getirdiler. Herkes susuyor ve bunlar, projeyi rahat rahat yürütüyor. Bu tür konuşmalarla, projeyi rahat rahat yürütmeleri, kısmen de olsa engelleniyor. O yüzden nefret ediyorlar benden. “Biz istediğimiz kadar vuracağız; senin gibilerin bu gibi konuşmaları yüzünden istediğimiz kadar darbe vuramıyoruz” diyorlar.

“Sen onları mı savunuyorsun?” Kimi savunuyorum? Ben, mazlumları savunuyorum. Ben, mağdurları savunuyorum. Darbe, elbette ki suçtur. Darbecilerin elbette cezası verilmeli. Ben, onlardan bahsetmiyorum. Selâm veren adama ceza kesiyorsunuz. Eğer şu, şu, şu insanlar suçluysa, AKP’nin içindeki milyonlarca insan suçlu. Niye onlara dokunmuyorsunuz?”