Danzikyan: Temmuz ayı Türkiye için boğucu bir ay

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden üç yıl geçti. Bir yanda o gece hayatını kaybedenler, yakınları ve süren davalar, öte yanda iktidarın darbe girişimini muhalifleri sindirmek için bir araç haline dönüştürdüğü eleştirileri.

Kaçırılan, işkenceye maruz kalan insanlar, müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenciler, yıllardır cezaevlerinde çürütülen gazeteciler, yazarlar ve akademisyenler. Hemen her gün yeni bir 'FETÖ' operasyonu ve gözaltı dalgası.

Gelinen üç yılın demokrasi ve insan hakları adına karanlık bir tabloyu işaret ettiği aşikar. MİT, Emniyet, Genelkurmay gibi kilit kurumların, 15 Temmuz'un gelişini görememiş olmaması, görevlerini ihmal ettikleri tartışması, AKP'nin içindeki 'FETÖ'yü es geçmesi, en önemli eleştiri unsurları. 

AKP medyası, 15 Temmuz'u sadece 'destan ve kahramanlık' boyutu ile ele alırken, bir avuç muhalif gazete ve yayın platformu da, hak ve hukuksuzluklara dikkat çekiyor.

Artıgerçek yazarı Yetvart Danzikyan da benzer hususlara dikkat çektiği yazısında, Cumhuriyet Gazetesi davasında halen cezaevinde bulunan Güray Öz, Önder Çelik, Musa Kart, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör ve Emre İper'i hatırlatıyor. 

Onları ve daha pek çok kişiyi özgürlüğüne kavuşturacak yargı reformu ihtimalinin, Meclis'in tatile girmek üzere olması nedeniyle suya düştüğünü hatırlatan Danzikyan, darbe girişiminin hükümete bir OHAL rejimi kurma ve bu rejim içinde çok sayıda hukuksuz tasarrufta bulunma yolunu da açtığına değiniyor ve ekliyor:

"Yani o vakitler de dikkat çektiğimiz gibi girişim başarısız oldu ama, bizim bu kez de başka bir darbe rejimimiz oldu. Ve bu rejim içinde binlerce insan işinden oldu, hapse atıldı, türlü zorluklar yaşadı, yaşıyor. Ve bu hukuk dışı uygulamalar azalacağına sanki çoğalmış vaziyette. Aylardır insanlar, yakınlarının siyah trasporterlarla kaçırıldığını, işkenceye maruz kaldıklarını söylüyor. Bu ailelerin yakınları geçtiğimiz hafta Cumartesi Anneleri ile birlikte basın açıklamasına katıldılar."

Danzikyan, genel olarak temmuz ayının Türkiye açısından boğucu bir ay olduğunu belirtiyor ve geçmişte yaşanan örnekleri işaret ediyor. 

Radikal Gazetesi'nde yedi yıl önce konuyla ilgili kaleme aldığı yazıya atıfta bulunan Danzikyan, şu ifadeleri kullanıyor:

"Çoğunuzun bildiği gibi 14 Temmuz 1982, Diyarbakır Cezaevi’nde ölüm oruçlarının başladığı tarihtir. Ancak biraz daha ayrıntılı hatırlayabiliriz o dönemi. Diyarbakır Cezaevi’nde 12 Eylül darbecileri tarafından uygulanan vahşet, artık hepinizin malumu. 21 Mart 1982’de Mazlum Doğan’ın dava arkadaşlarına üç kibrit çöpü gösterdikten sonra intihar ettiğini de muhtemelen çoğunuz biliyorsunuz. Mazlum Doğan’ın intiharının ardından Dörtler’in, yani Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner’in kaldıkları koğuşta kendilerini ateşe vermeleri de bilinir. Ancak tüm bu eylemlere rağmen Cezaevi yönetiminin işkenceye devam etmesi ve mahkumlara mahkemelerde siyasi savunma hakkı tanınmayışı, ölüm orucu fikrini doğurur. Eylemi başlatan Mehmet Hayri Durmuş’tur. Eylem sonucunda Durmuş ile birlikte Kemal Pir, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz yaşamlarını feda etmişlerdir. 

Temmuz da böyle bir ay işte. Tarihimiz ağır, yüzleşmemiz gereken meselelerimiz epey fazla."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz