Ara 18 2017

17-25 Aralık yolsuzluk mu AKP'ye darbe mi?

 

2013'ün Aralık ayında gündeme gelen yolsuzluk soruşturmasının siyasetteki etkisi her ne kadar sınırlı kalsa da, soruşturma ABD'de devam eden Zarrab davası ile birlikte tam dört yıl sonra yeniden gündeme geldi. 

Zarrab'ın önce sanık olarak yargılandığı, ardından ABD adli makamları ile ceza indirimi karşılığında "itirafçı" olarak anlaşmasının ardından tanık konumuna geçtiği dava, 17 -25 Aralık'ta ortaya atılan yolsuzluk iddialarını yeniden gündeme getirdi.

Özellikle, 17 Aralık soruşturmasında "kilit" öneme sahip olduğunu iddia eden ve soruşturma dosyasını ABD'ye kendisinin "kaçırdığını" iddia eden komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ın itiraflarının ardından. 

Peki 17-25 gerçekten bir yolsuzluk soruşturması mıydı yoksa iktidarı devirmenin bir aracı olarak mı kullanıldı? AKP skandal patlak verdiğinde, Gülen cemaatinin kendisine "kumpas" kurduğunu iddia ederek, adı yolsuzluğa karışan dört bakanın yargılanmasının önünü tıkamıştı. 

DW Türkçe, 10 soruda derlediği sürecin gerçek amacı ve geldiği noktayı irdeliyor.

İlk yanıtı aranan soru, soruşturmada kimlerin adının geçtiği. Liste hayli kabarık: dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Reza Zarrab, Ali Ağaoğlu, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de dahil 89 kişi.

Peki hangi suçlamalar yöneltiliyordu? 

Rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, kara para aklama, altın kaçakçılığı ve fuhuşa aracılık bunlardan bazıları. 

AKP'nin operasyona tepkisi, 18 Aralık günü beş polis müdürünü, bir gün sonra da İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'ı merkeze çekmek oldu. 25 Aralık'ta da suçlanan dört bakan istifa etti. 

25 Aralık'ta savcı Muammer Akkaş öncülüğünde, Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da gözaltına alınması girişimi, emniyet müdürlerinin karara uymaması nedeniyle gerçekleşmedi. Dosya Akkaş'tan alındı. 

AKP operasyonların arkasındaki güç olarak bir dönem ortak hareket ettiği, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında tek ses olduğu cemaati suçladı ve Gülen cemaatine yakın medya kuruluşlarının yöneticileri tutuklandı.

Bir anda ortaya çok sayıda ses kaydı döküldü. Soruşturmada adı geçen hemen herkesin ses kaydı İnternet'te dolaşmaya başladı.

11 ayın sonunda hem 17 hem de 25 Aralık soruşturmalarıyla ilgili takipsizlik kararı verildi. Operasyonu yürüten savcılar, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmakla" suçlandı.

Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen savcılar Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hala firarda. Aynı şekilde Zekeriya Öz ve Muammer Akkaş da firari.