Yaşar Yakış
Ara 29 2017

Türkiye 2017'de daha da izole oldu

 

Türkiye'nin yakın tarihindeki pek az yıl uluslararası ilişkiler açısından 2017 kadar olaylı geçmiştir.

En ağır gündem ABD ile ilişkilerdi. Washington defaatle IŞİD karşıtı mücadelede Türkiye ile işbirliği yapmayı reddetti, yerine Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG), Suriye'deki Kürt siyasi partisi Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) askeri kanadını tercih etti. Bu işbirliği kapsamında ABD, kendisinin de terör örgütü olarak tanımladığı PKK'nin (Kürdistan İşçi Partisi) Suriye kanadına 3 bin 500 römork dolusu silah ve cephane sağladı.

13 Aralık'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma kararının ardından İslam İşbirliği Teşkilatı'nın olağanüstü zirvesini topladı.

Erdoğan bunu takiben zirvede alınan kararları önce BM Güvenlik Konseyi'nde daha sonra Genel Kurul'da gündeme getirdi.

İki toplantıda da ABD muhtemelen en büyük yalnızlaşmasını yaşadı çünkü ABD'yi geri atmaya çağıran karar Güvenlik Konseyi'nde 1'e karşı 14, Genel Kurul'daysa 9'a karşı 126 oyla kabul edildi. Washington'un Türkiye'nin bu gayretlerine kayıtsız kalmasını beklemek fazla iyimser olur.

Türk hükümetinin kendisini devirmeye yönelik askeri darbeyi teşvik eden kişi olarak gördüğü İslamcı vaiz Fetullah Gülen'in ülkeye iadesi konusunda da bir gelişme yok.

Karşılıklı vizenin askıya alınması ekonomik, sosyal ve eğitim alanlarındaki ilişkileri olumsuz etkilemeye devam ediyor.

Türkiye'nin Rus S-400 yüzeyden-havaya füze satın alması hem ABD hem de tüm Avrupa-Atlantik toplumuyla ilişkilerini kızıştırdı.

Türkiye'nin AB ile ilişkisi de kötüden daha kötüye geriledi. Yabancı düşmanlığının artışı ve Avrupa'daki sağcı partilerin yükselişi Türkiye'nin üyelik sürecini daha da zorlaştırıyor.

Avusturya, Türkiye'nin üyeliğinin engellenmesi için AB içinde ikna turlarına başlayacağını açıkladı. Türkiye insan hakları konusunda gelişme gösterse bile üyelik süreci devam eder mi belli değil.

Hollandalı yetkililer Türk Bakanı Rotterdam'daki Türk Başkonsolosluğunda toplanan Türk vatandaşlarına seslenmesini engelledi.

Türkiye'nin Türk hava sahasını 17 saniyeliğine işgal eden Rus savaş jetini vurarak düşürmesi nedeniyle Rusya'dan özür dilemesinin ardından Rusya ile ilişkiler iyileşmeye başladı.

İki ülke bugün özellikle Suriye konusunda içtenlikle işbirliği yapıyor. Rus jetinin vurulmasının ardından Rusya Türkiye'ye yönelik ekonomik yaptırımlar getirdi ama kriz öncesi döneme tam anlamıyla dönüş büyük ihtimalle biraz daha zaman alacak.

Türkiye'nin Suriye politikası zaman zaman Rusya'nınkiyle birleşse de genele bakınca farklılıklar hala devam ediyor.

Türkiye'nin Irak ile ilişkileri gelişti çünkü iki ülkenin petrol ve Kürt meselesinde çıkarları ortak. Ancak Türk liderlerin geçmişte Irak yöneticileri hakkındaki söylemlerinin izlerinin tamamen silinmesi daha da zaman alabilir.

Türkiye, Katar ve diğer Körfez ülkelerindeki Araplararası çatışmada iki tarafa da eşit mesafede yer alabilecekken gereksiz bir şekilde taraf oldu.

Arap ülkeleri Araplararası çekişmeyi bir aile kavgası olarak görüyor, bu nedenle kavga sona erdiğinde birbirlerini affedebilirler ama Türkiye'nin tavrının affedilmesi zor görünüyor.

Körfez ülkeleri Türkiye'nin bu meseleye karışmasını hoş karşılamadı ve durum Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed'in, 1919'da kutsal şehirleri Mekke ve Medine'deki askeri gücünü geri çeken Türkiye'nin kutsal emanetleri İstanbul'a getirdiğine ilişkin bir tweeti, retweet etmesi [ilişkin bir tweeti paylaşması] işleri daha da karıştırdı.

Türkiye'nin öncelikleri en büyük Körfez ülkesi Suudi Arabistan'ın çıkarlarından çok farklı ve stratejik bir ittifak kurmak zor. Dahası, Kudüs meselesinde, Körfez ülkeleri Türkiye'ye kıyasla ABD'yle daha yakın işbirliği yapabilir. Türkiye eğer Körfez ülkeleri ile ilişkisini düzeltecek bir yol bulamazsa kaybeden olacak.

Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri 2010'daki Mavi Marmara filosu olayından sonra zar zor normalleşmişti. İki ülke arasındaki geçici anlaşmadan kısa bir süre sonra, Trump'ın Büyükelçiliği taşıma kararı, ilişkileri geliştirmek için verilen özenli çabaları yerle bir etti.

Artık ilişkilerin nasıl açılacağı belirsiz çünkü Erdoğan, Doğu Kudüs'teki Türk konsolosluğunu elçilik seviyesine yükseltme kararında kararını uygulayacak gibi görünüyor.

Trump'ın kararının yarattığı krizin Filistin sorununda İki Devletli çözümü kolaylaştırmak olduğunu ancak umabiliriz.

Türkiye'nin İran ile ilişkileri yüzyıllardır olduğu gibi dalgalı ilerliyor. İki ülke Kürt faktörü nedeniyle Suriye'de işbirliği yapıyor. Ancak Suriye'deki uzun vadeli çıkarları bir değil. Buna rağmen Türkiye ve İran muhtemelen yakın gelecekte ilişkilerini "tam düşman değil, ama arkadaş da değil” seviyesinde devam ettirecektir.

Türkiye'nin Suriye politikası başlangıçtan beri kötü planlanmıştı ve beş yıl önce ektiği rüzgarın fırtınasını biçiyor. Ankara ile Şam arasındaki zoraki işbirliğinin tek fırsatı Kürtlerin Suriye'nin kuzeyinde kesintisiz bir Kürt kemeri oluşturmalarını engellemek olabilir.

Bunun dışında, Türkiye, Şam'a, Suriye'ye verdiği zararı unutturma çabasında aşılması zor engellerle karşılaşabilir.

Büyük resme bakıldığında Türkiye'nin uluslarası toplum içinde yalnızlaşması 2017'de de devam etti. Rusya Suriye'deki oyun kurucu oldu, İran ise bölgede büyük bir aktör haline geldi.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar