'2018'de ekonomi de siyaset de zorlanacak'

 

İç ve dış siyasetteki olumsuz gelişmelerin de tetiklediği ekonomi görünümündeki bozulmanın 2018 yılında da sürmesi bekleniyor. ABD, AB ve bölge ülkeleri ile gerilen ilişkilerin yakın zamanda eski ivmesini kazanması beklenmiyor. 

Bu da 2018'in siyaseten ve ekonomik açıdan vatandaşlar için zorlayıcı olacağının işareti.

Habertürk Gazetesi yazarı Abdurrahman Yıldırım, Başbakan Binali Yıldırım'ın 2018'in zorlu geçeceği ve TÜSİAD'ın "Bugün ekonomi, iç politika ve dış politika her zamankinden daha fazla iç içe geçmiş durumda. Her üç alanda da riskler yüksek... Bir dizi alanda bizi endişelendiren gelişmeler yaşanıyor" uyarılarına dikkat çekiyor.

Yıldırım'a göre Türkiye'yi bekleyen ekonomik ve siyasi zorlukların başında, Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan gerilim geliyor. Devam eden Zarrab davası, vize krizinin etkileri ve Ortadoğu'da çatıştığı iddia edilen çıkarlar mevcut tabloyu daha da kötüleştirme riski taşıyor.

2018'de Türkiye'yi bekleyen riskleri şöyle sıralıyor Yıldırım:

- İkinci zorluk Almanya ile ilişkilerin bozulmasıdır. Hem siyasette gergin ilişkiler hem de ticarette tedrici bir bozulma söz konusu. Ancak Almanya’da hükümetin kurulmasının ardından ilişkilerin düzelebileceği bir ortam da yakalanabilir.

- İç siyasetteki temel belirsizlik alanı ise seçimlerin yaklaşmasıdır.Zamanında mı yapılacak, öne mi çekilecek bilinmiyor. Ama seçime kadar bekleme eğilimi her seçim öncesinde yaygın bir ekonomik davranıştır.Kaldı ki ilk kez de farklı bir sistemle seçime gidilecek ve sonrasında yönetim farklı olacak.

- Ekonomi her şeye rağmen büyümeye devam edecekse daha yüksek cari açık ve enflasyonla karşılaşacağız. Çünkü kur artışları üretici fiyatlarını tüketici fiyatlarının yüzde 50 üzerine çıkardı. Şu anda talep yetersizliğinden dolayı üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçiş yavaş oluyor. Talebin artması halinde geçişkenlik hızlanabilir ve gelecek yıl daha yüksek enflasyonla karşılaşabiliriz. Yükselen enflasyon, kuru ve faizi de beraberinde yukarı çekebilir.

- Büyümenin devamı halinde ithalat artacağından, yükselen enerji fiyatları ve emtia fiyatlarına paralel daha yüksek bir cari açıkla da karşılaşacağız. Küresel bol likidite ortamında cari açığın finansmanı pek sorun değil ama ABD’nin faiz artırımı çerçevesinde durum giderek zorlaşabilir ve maliyetler artabilir.

- Tek başına olsa cari açıktaki artış sorun olmayabilirdi. Ancak bütçe açığındaki büyümeyle birleşince Türkiye’yi küresel bir dalga sırasında spekülatif atak yapılacak ülkelerden biri haline getirebilir. 2008’e göre farklı bir taraf da burada.

- OHAL’in ne kadar süreceği, ne zaman kaldırılacağı da iş dünyasının önemli bir sorunu. Çünkü yabancılarla iş yapmayı, onları ülkeye getirmeyi zorlaştırdığından dolayı, zorlaştırıyor.

 

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar