Mar 06 2018

'Türkiye'nin bekası dört partinin elinde; sivil baskı şart'

Kulislerde bu yıl bir erken seçim beklentisi var. Gerçekleşmemesi hâlinde Türkiye beklenen takvimde; 2019’da sandığa gidecek. Seçime OHAL rejimi altında girilmesi artık kesin gibi.

İktidar, rejim değişikliğinin resmileşeceği Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50+1’in öneminden dolayı MHP ile ittifaka girdi ve seçime Cumhur ittifakı adı altında birlikte girecekler. 

MHP de bu sayede, özellikle İYİ Parti’nin kurulması sonrası kamuoyuna yansıyan anketlerde baraj altında kalma kaygısını ortadan kaldırmış oluyor. 

Büyük Birlik Partisi’nin de bu ittifaka dahil olması artık kesin gibi.

Bu tablo karşısında gözler ana muhalefet partisi CHP ve HDP ile birlikte İYİ Parti ve Saadet Partisi’ne çevrilmiş durumda.

Saadet Partisi’nin ‘ilkeli ittifak’ çağrısına İYİ Parti ve CHP’den yeşil ışık gelmiş durumda.

KHK ile ihraç edilen akademisyenlerden Cihangir İslam, Gazete Duvar’daki yazısında “‘Erdoğan İttifakı’ dediğimiz aslında ‘AK Parti + MHP + Vatan Partisi’ koalisyonu” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“MHP ve Vatan Partisi politikalarını manşete çekmek. Bunun da ötesinde, bir başka yönüyle tanımlarsak, AK Parti'yi de içine almış, hâlâ borusunu öttüren 28 Şubat’ın devamı sayılabilecek bir yönetim anlayışı. Erdoğan buraya Saadet Partisi'ni de dahil etmek istiyor.”

AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllardaki söylemi ve icraatlarını hatırlatan İslam, AB uyum yasaları, yasakların kaldırılması, demokratikleşme çabalarını bunlardan bazıları olarak sıralıyor.

Çözüm sürecinin de büyük bir kitlenin şartsız desteğini aldığını kaydeden İslam, “Ancak topyekûn bir değerlendirmede on beş yılın sonucu hüsrandan başka bir şey olmadı” diyor.

Erdoğan’ın ‘Cumhur İttifakı’na Saadet Partisi’ni de katmak için çabaladığını söyleyen Cihangir İslam, 16 Nisan 2017 referandumundan sonra AKP seçmeninin bir kısmının ciddi tereddütler yaşadığını savunuyor. Saadet Partisi’nin de alternatif bir tercih olarak köşede durduğuna dikkat çekiyor. Bunları bir ‘umut’ olarak gören İslam’a göre, “AKP’nin kapaklarını açabilecek anahtar Saadet Partisi’nin elinde ve Erdoğan’ın telaşı da tamamen bununla alakalı”...

Seçmenin muhalefetten ortak bir dil ile Türkiye’nin önüne belirlenmiş, somut ve ortak hedefler koymasını beklediğini kaydeden İslam, “Türkiye’nin geleceğinin, CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin birlikte hareket edebilme ve hedefe yürüyebilme yeteneğine bağlı olduğunu” savunuyor ve ekliyor:

“Bu dört siyasi parti Türkiye’mizin bütün unsurlarını, siyasi-sosyolojik yapılarını ‘çoğulcu demokrasi yanlısı’ bir zeminde temsil kapasitesine sahiptir. Yapılması gereken bu partileri yakınlaşmaya itecek sivil bir baskının oluşturulmasıdır. Türkiye bunu yapabilir ve yürüyüşüne devam etmek için yapmak mecburiyetindedir.”