Haz 08 2018

Avrupa için sandık saati: Yurtdışı oyları cumhurbaşkanını belirleyebilir

24 Haziran erken genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk oylar Avrupa'da yaşayan Türkiyeliler tarafından 7 Haziran Perşembe günü kullanılmaya başlandı.

Buradaki oyların, özellikle cumhurbaşkanlığı yarışının başa baş geçtiği durumlarda belirleyici olabileceği yorumları yapılıyor.

Almanya, Fransa ve Avusturya'da oylar sandıklara atılmaya başlanırken, 2.9 milyon Türkiyeli seçmenin 1.4 milyonu Almanya'da oylarını kullanacak. Konsoloslukların önünde sabahın erken saatleriyle birlikte uzun kuyruklar oluşurken, tıpkı Türkiye'deki seçmen gibi 'gurbetçi'lerin de bu seçimi 'kader seçimi' olarak değerlendirdiği anlaşılıyor.

Evrensel Gazetesi köşe yazarı Yücel Özdemir, 8 Haziran tarihli köşe yazısında, Almanya'nın oy oranı bakımından pastanın büyük dilimini temsil etmesi nedeniyle burada seçim çalışmalarına önem veren partilerin avantajlı olacağına değiniyor.

Özdemir, bu avantajın partilerin genel oy oranına, milletvekili sayısına etki yapacağına ve başa baş durumlarda cumhurbaşkanını belirleyebileceğine dikkat çekiyor.

Yürütülen seçim kampanyalarının mahiyetine dairse şu tespitte bulunuyor, Özdemir:

"Neredeyse her gün bir yerde etkinlik ve toplantının yapıldığı şu dönemde, AKP ve onun Almanya’daki uzantıları “mağduru” oynayarak oy toplamanın çabası içinde. Gittikleri her yerde kendileri için seçim yarışının eşit koşullarda sürmediğini propaganda ederek, “mağdur”u oynuyorlar. Bunun başını ise AKP’nin yurt dışı seçim çalışmasını koordine eden İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu çekiyor.

Hem sosyal medyada hem de katıldığı toplantılarda, Erdoğan ve bakanlara seçim toplantılarına katılma izni verilmediğini, bu durumun AKP’yi “mağdur” ettiğini anlatıp duruyor. Demagojik tarzda milletvekillikleri düşürülen ve Türkiye’de kaldıklarında hapse atılacakları bilinen HDP’li siyasetçilerin katıldığı toplantıları, mitingleri bu “eşitsizliğe” delil olarak gösteriyor."

AKP'nin, 'mağduriyetler' üzerinden seçim kampanyası yürütmesini, "Cumhurbaşkanı adayının, binlerce siyasetçinin, gazetecinin ve öğrencinin cezaevinde olduğu bir ülkede, iktidar partisinin Almanya’da “mağdurları oynaması” inanılacak gibi değil..." sözleriyle eleştiren Özdemir, bu strateji ile HDP'nin oylarını azaltmanın amaçlandığı belirtiliyor.

'Mağdur' söyleminin Almanya'daki Türkiyeli seçmen üzerinde etkili olduğunu gösteren bir veri olmadığına değinen Özdemir, AKP'nin seçim kampanyası çalışmalarını cami ve sosyal medyada yoğunlaştırdığına dikkat çekiyor. 

Özdemir, AKP ile HDP'nin seçim stratejileri bakımından ayrıştığı noktaları şöyle özetliyor:

"HDP olmak üzere, diğer muhalif partiler çekinmeden sokakta seçim bildirilerini dağıtıp, vatandaşları oy vermeye çağırıyor. Ancak Erdoğan ve AKP taraftarları, son birkaç yıldır Türkiye’de otoriter rejim yönünde atılan adımlar nedeniyle Almanya’da rahatça sokağa çıkıp propaganda yapamaz hale geldiler. 

Zira sokağa çıkacak yüzleri yok.

Çıktıklarında Türkiyeli muhaliflerden ziyade Alman halkının tepkisini çekeceklerini biliyorlar. Çünkü, Alman kamuoyu bir yıldan fazla bir süredir rejimin otoriterleştiğini, muhalefete söz söyleme hakkı tanımadığını, her eleştirenin hapsi göze almak anlamına geldiğini tartışıyor. Türkiye’de her türlü muhalefetin üzerine devlet şiddetini kullanarak ezen bir parti ve liderin şimdi hiçbir şey olmamış gibi Almanya’da mağdurları oynaması, eşitlikten söz etmesi tam anlamıyla samimiyetsizlik olsa gerek. Erdoğan’ın Almanya sınırlarına yanaştırılmamasından mağduriyet çıkarmak inandırıcı değil."