Haz 07 2018

Erdoğan: FETÖ bizim zamanımızda büyüdü reddetmem. Aldatıldık...

00:20 Erdoğan: Seçimden sonra OHAL'i kaldırabiliriz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Buket Aydın moderatörlüğündeki ‘Seçim Özel’de, Demirören Medya Grup Başkanı, Kanal D ve CNN Türk İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal ve Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat’ın sorularını yanıtlıyor.

Erdoğan, seçimden sonra OHAL'i kaldırabileceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, röportaj sırasında Mehmet Soysal’ın “FETÖ’nün sizin zamanınızda büyüdüğü iddialarına ne yanıt verirsiniz” sorusuna dikkat çeken bir yanıt verdi. Erdoğan, FETÖ’nün AKP döneminde büyüdüğünü kabul ederek, “FETÖ bizim zamanımızda büyüdüğü iddiasını reddetmem, doğrudur. Bizim zamanımızda böyle bir ihanet içerisinde olacaklarını düşünmedik. Aldatıldık” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ayrıca, Kandil operasyonu ihtimaliyle ilgili tartışmalara dair bir soruya "Mahmur çok önemli, orayı da vurabiliriz" cevabını verdi:

"Olayın tabi iki boyutu var. Kandil var Sincar var. Irak'tan Türkiye'ye herhangi bir tehdit olursa, Bağdat yönetimiyle bunu görüşürüz. Bağdat 'ben bunu çözerim' dediği taktirde ne ala. 'Çözemem' derse Sincar'ı da Kandil'i de vururuz. 

"Bunu ilk defa söylüyorum. Mahmur. Mahmur çok önemli. BM şöyle demiş böyle demiş... BM'nin Mahmur meselesini de halletmesi lazım. Mahmur bir kuluçka yuvasıdır. Ban Ki Moon ile bunları çok konuştum. Şimdi de konuşuruz. Bu meseleyi çözmezseniz vururuz. Kandil nereden besleniyor sanıyorsunuz? Mahmur'dan. Sincar da küçük bir Kandil'dir aslında."

Erdoğan, bedelli askerlik tartışmaları için ise, "Bu bedelli askerlik konusunda Sayın Başbakan açıklama yaptı. Nasip olursa 24 Haziran'dan sonra hemen bu işe girmek olmaz, hassas olmalıyız. Askerle çalışmamız gerek. Bir yanda Afrin var Sincar var, Kandil var. Ortak aklı oluşturur hayırılısıyla adımı atarız" dedi.

18:37 Akşener: YSK tarafından bir şaibe olursa önüne otururum

İYİ Parti Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı Meral Akşener, İstanbul Kadıköy Bağdat Caddesinde partisinin seçim ofisini açtı. Bayrak yürüyüşü ile seçim ofisinin önüne gelen Akşener, semt sakinlerinden ve alana gelen vatandaştan oy istedi.

Akşener burada yaptığı konuşmada seçim güvenliğine değindi ve "Sandıkları korumak bizim işimiz, şahsım adına söz veriyorum sandıkları koruyacağız ama YSK tarafından bir şaibe söz konusu olduğunda size namus sözü, o YSK'nın önünde otururum sonuçlar düzeltilinceye, hukuksuzluk ortadan kalkıncaya kadar beni oradan kimse kaldıramaz" dedi.

Abdullah Gül'ü Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak kabul etseydi, milletvekili adayı olmuş olacağını belirten Akşener, “Seçmen ise Sayın Erdoğan ile Gül arasında tercihte bulunmak zorunda kalırdı. Bugün, 'kim geçecek, nasıl olacak' diye seçim hakkında konuşmak lüksüne sahipsiniz. Dolayısıyla OHAL üzerinden seçime gitmemize rağmen herkesi umutlandıran bir seçim kampanyasıyla karşı karşıyayız. Bunun içindeki payımın düşünülmesini rica ediyorum" diye konuştu.

18:03 Sezai Temelli: 24 Haziran’da ya savaşa ya da barışa evet diyeceğiz

Elazığ mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, iktidarın tıpkı 7 Haziran öncesi gibi savaştan medet umar hale geldiğini belirtti ve “24 Haziran’da ya savaşa ya da barışa evet diyeceğiz” dedi.

Kentin İstasyon Meydanı'ndaki partisinin mitinginde konuşan Sezai Temelli, şunları söyledi:

 

“Bölgeyi katliam alanına çeviren AKP iktidarından kurtulma zamanıdır. Suyu en iyi ketıl ısıtır. AKP’nin de suyu iyice ısındı. 13 yaşındaki bir çocuğu gözaltına aldıracak kadar ısındı. Ketıldan korkuyorlar. Neden? Çünkü Demirtaş ketıl demiş.

Madem bu kadar Demirtaş’ın söylemlerine kulak veriyorsunuz. Özgür bırakın alanlarda konuşsun. Ketıldan korkar duruma geldiler. Bu korku onların karabasanı olmuştur. 24 Haziran'da bu korkuyu toplayıp tarihin çöp kutusuna atacağız.”

 

--7 Haziran 2018--

12.00 - HDP seçmeni ikinci tura kaldığında İnce’ye oy verecek

Uzun süre Silivri’de tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan gazeteci Ahmet Şık, artık siyasete atıldı.

HDP’nin İstanbul 2. Bölge Adayı olarak 24 Haziran seçimine katılacak olan Ahmet Şık, partisinin ikinci tura kalması halinde Muharrem İnce’yi destekleyeceğini söyledi.

"Köprüden ‘İnce’ son çıkış” diyen Şık, “Ve bu toplumsal mutabakatın şu an kamusal karşılığı var. Bana en çok merak edilen soru HDP seçmeni ikinci tura kaldığında Muharrem İnce'ye oy verecek mi diye soruyorlar. Evet verecekler" ifadesini kullandı.

FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın hazırlayıp sunduğu ‘Çalar Saat’ programına konuk olan Şık, Kürt seçmeni adına konuşmadığının altını çizerken genel bir kanaatten bahsettiğini kaydetti.

Ortak akıl ve vicdan adına konuştuğunu vurgulayan Ahmet Şık, “Çünkü HDP seçmeni olmayıp HDP'nin parlamentoda olmasının kıymetini bilen insanların gösterdiği teveccühe, olgunluğa HDP seçmeni aynı şekilde karşılık vereceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü kaygılarımız aynı” görüşünü dile getirdi.

Ahmet Şık

11.15 - Gümrük kapılarında ve Almanya, Avusturya ile Fransa'da oy verme işlemi başladı

Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri için yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı kişilerin gümrük kapıları ile Almanya, Avusturya ve Fransa'da oy verme işlemleri başladı.

Yurt dışında yaşayan, seçmen kütüğüne kayıtlı kişiler, pasaport ve kimliklerini ibraz etmelerinin ardından Atatürk ve Sabiha Gökçen havalimanlarında oylarını kullandı. Tatil günleri dahil 24 saat süre ile oy kullanılabilecek gümrük kapılarında oy verme işlemi 24 Haziran saat 17.00'de sona erecek. Gümrük kapılarında sadece yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler oy kullanabiliyor.

Gümrük

10.45 - AKP Sözcüsü'nün paylaştığı son anket

AKP Sözcüsü Mahir Ünal, kendi ellerindeki son anketten bazı veriler paylaştı.

TRT Haber'de canlı yayın konuğu olan Mahir Ünal, seçimin ikinci tura kalmayacağını öne sürerken Erdoğan'ın oyunun yüzde 53-56 bandında göründüğünü ileri sürdü.

Geçmiş dönemlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP'den fazla oy aldığını anlatan Ünal, bu seçimlerde yüzde 4 gibi bir fark olmasının beklendiğini kaydetti.

Sahada "Biz cumhurbaşkanımızı yüzde 55'in üzerindeki oyla seçmeliyiz ki kimsenin bahanesi kalmasın" şeklinde beklentinin oluştuğunu söyleyen Ünal, "24 Haziran günü de cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimini de inşallah kazanacağız" diye konuştu.

Mahir Ünal

09.30 - 'AKP ve Erdoğan yüzde 30'un altına inebilir'

24 Haziran'da kazananın muhalefet mi yoksa iktidar mı olacağına dair kamuoyu araştırmaları ve medya aracılığıyla yapılan manipülasyonlar, sağlıklı bir öngörüde bulunmayı zorlaştırıyor.

Sözcü Gazetesi köşe yazarı Can Ataklı, bu tabloya rağmen AKP'ye yakın anket şirketlerinin bile tam olarak, "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan birinci turda kazanıyor" diyemediklerine dikkat çekiyor ekliyor, "Rakamları orasından burasından zorladıktan sonra en cesur olanı “Bu
durumda zaten birinci turda Erdoğan seçilir” diyorlar utangaç biçimde o kadar."

Bu cenahın en önemli korkusunun, Erdoğan'ın seçilmesi halinde bile AKP'nin Meclis'te salt çoğunluğa ulaşamayarak 300 milletvekili sayısını altında kalma riski olduğuna değinen Ataklı, HDP'nin barajı aşması halinde AKP'nin Meclis'te çoğunluğu sağlamasının neredeyse hayal olduğu tespitini yineliyor.

Tam da bu nedenden ötürü, AKP'nin HDP'yi baraj altına itmeye odaklandığına dikkat çeken Ataklı, oluşabilecek Meclis aritmetiğine dair şu hatırlatmada bulunuyor:

"HDP barajı aşamadığı takdirde AKP hiç hak etmediği halde en az 70 milletvekili fazla çıkarıyor."

Anketlerde, CHP'nin oyunu koruduğu ya da yükselme gösterdiği tüm durumlarda İYİ Parti'nin oy oranının düşük göründüğüne dikkat çeken Ataklı, kimi kamuoyu yoklamalarında İYİ Parti'nin baraj altı bile gösterildiğine, kimilerinde ise daha iyi bir performans sergileyeceği sonucu ortaya çıktığına değiniyor.

Bu kafa karıştırıcı tabloyu oluşturan dinamiklerle ilgili de şu tespitlerde bulunuyor, Ataklı:

"Bunda psikolojik bir etki var gibi geliyor bana. Çünkü herkes biliyor ki önemli olan AKP'nin oy kaybetmesi. Bu nedenle seçmen diyor ki “Tamam da kime vereceğiz?” İşte bu soru kafaları karıştırıyor ve çaresizlik üretiyor. 

Pek çok kişi “CHP'ye oy gitmez” diyor. İYİ Parti'ye gidecek oyların ise az olacağını, Saadet'in ise çok az oy kapabileceğini ileri sürüyor. Yani sadece ileri sürüyor herkes. Anketlere de bu yansıyor. Çünkü anketçileri cevaplama cesareti gösterenler bu konuda renk vermiyor."

Ataklı, bu noktada ANAP'ın başına gelenleri hatırlatıyor ve, "1989'daki gibi beklenmedik bir gelişme yaşanması hiç de yabana atılacak bir görüş değil" yorumunu yapıyor.

"O zaman ANAP'ın oyları başta CHP olmak üzere bütün partilere gitmişti. ANAP bütün bölgelerde gerilerken diğer partilerin hepsi oy almıştı. Şimdi anketlerde CHP'nin yüzde 30'u geçtiği bile görülüyor. Buna karşı İYİ Parti yüzde 8 ile 12 arasında gösteriliyor. Saadet Partisi ise yüzde 0.7 ile 2.5 arasında gidip geliyor" diye yazan Ataklı, "İddialı gibi görünecek bir şey yazayım" dedikten sonra satırlarını şöyle sürdürüyor:

"Seçimlerde CHP yüzde 32 alırken İYİ Parti 25'i geçebilir. Saadet yüzde 5-6'yı' bulabilir. HDP ise eski oyu yüzde 11- 12'yi alabilir. Bu durumda AKP'nin oyunun 30'un altına inmesi ve hatta üçüncü parti durumuna gelmesi çok şaşırtıcı olmaz."

Ataklı, insanlarla yaptığı sohbetlerde partilerin alabileceği oy oranını göremediğini ancak, coşkusuz, heyecansız oluşlarından AKP'nin bu seçimlerde beklemediği bir oy oranı ile karşılaşabileceği görüşünü dillendiriyor. 

Sözcü yazarı, satırlarını şöyle sonlandırıyor:

"Zaten bu yenilgiyi yaşarsa bir daha ayağa kalkması da mümkün olmaz. Türkiye normalleşir; yeniden demokrasi dönemi geri gelir hukukun üstünlüğü insan hak ve özgürlükleri en önemli değerler haline gelir."

erdoğan

 

09.00 - Tarhan Erdem: Kazanan lider bunu yapmazsa vah Türkiye'nin haline

24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala, analizler ve araştırmalar daha çok kimin kazanacağı ve ne kadar oy alacağı üzerine yoğunlaşmış vaziyette. 

Ancak kimi kanaat önderleri ise, hem toplumsal hem de ekonomik bir yıkım yaşandığı gerçeğine dikkat çekiyor ve sonrası için alınması gereken önlemlere dair siyaset yapıcılara önemli uyarılarda bulunuyor.

CHP'ye kampanya stratejisi danışmanlığı yapan KONDA şirketinin sahibi Tarhan Erdem de seçim gecesi çıkan sonuçlara göre kazananın yapacağı açıklamanın hayati olduğuna değiniyor ve ekliyor: 

"Kim kazanırsa kazansın seçim akşamı kazanan lider, “siyasi parti liderlerinden yarın sabah için randevu istedim, onlarla birlikte karar vereceğiz”  benzeri konuşmaz ise vah Türkiye’nin haline."

Erdem, seçim havasının sokakları sarmadığı gözlemini paylaştıktan sonra, halkın henüz 'gereğinde' uzlaşmadığını belirtiyor.

Ancak iktidar partisine göre, muhalefetin, muhalefete göreyse iktidarın sandığa gömüleceği bir seçim sonucu çıkacağı konusunda tarafların kendinden emin olduğuna işaret eden Erdem, ekonomik göstergelerdeki sorun bir yana toplumsal durumun da endişe verici sinyaller gönderdiğini düşüncesini ifade ediyor.

Yönetimin giderek otoriterleşme, merkezileşme ve tek adam yönetimini teşvik etme şeklinde dizayn edildiğine dikkat çeken Erdem, "Son iki yılda, tüm insan hakları ve özgürlükler kullanılabilir olmaktan çıkmıştır. Kanun Hükmünde Kararname'lerle sivil-asker, her meslekten üst-alt görevliler, şimdiye kadar görülmemiş toplu kıyıma uğramıştır. Bir terör ve darbe girişiminin uzantıları hakkında soruştuma açma amacıyla, çok sayıda insan şimdiye kadar görülmemiş hak ihlallerine maruz kalmıştır" yorumunu yapıyor. 

Toplumsal tahribata yönelik tespitlerini şu satırlarla sürdürüyor, Erdem:

"Eğitim sistemi ve kurumlarında ciddi yıkımlar yaşanmıştır.

Kamu ihalelerinde izlenemez çeşitlilik yaratılmış, şeffaflık ve hesap verilebilirlik kaybolmuş, ileriye dönük devlet borçları yaratılmıştır.

Geçmişte yapılmış sanayi ve altyapı tesisleri satılmış, bazıları altyapı tesisleri inşa halindeyken yapım karşılıkları devlet garantisi ile hesapsız borçlanılmıştır. İmar haklarının bir kısmı ve kanun hükümleri gereği ödenmesi gereken cezalar, kanunla konulan fiyat karşılığında kaldırılmıştır. Kanunsuzluk ve mahkeme kararları yok sayılmış ve kanuna aykırılık cezaları parayla affedilmiştir.

Halkta ciddi ve çok yönlü ayrışma, kutuplaşma ve ötekileştirme yaratılmıştır."

Sözkonusu değer ve kurallardaki aşınmaya dikkat çektikten sonra, Erdem ekonomideki kötü gidişatı da hatırlatıyor ve 'sorumsuz danışmanlar'ın kabul ve teşvikiyle sanayi ve ekonomi politikalarının zaafa uğratıldığı kanaatini okurlarıyla paylaşıyor. 

Ekonomi yönetiminin bozulan dengeyi okuyamadığını ve öngörülerinin yanlış çıktığını hatırlatan Erdem, bu noktadan düzlüğe çıkışın tek bir yolu olduğunu ifade ediyor:

"Gerçekte bütün göstergeler, ekonomik durumumuzun, ancak bütün partilerin birlikte adım atmaları halinde düzelme yoluna girebileceğini göstermektedir. Bu durum seçimi kazanana göre değişmez. Kim kazanırsa kazansın seçim akşamı kazanan lider, “siyasi parti liderlerinden yarın sabah için randevu istedim, onlarla birlikte karar vereceğiz”  benzeri konuşmaz ise vah Türkiye’nin haline.

Öyle bir durumla karşı karşıya kalırsak, yani seçim kazanan parti lideri, hiçbir ciddi karar almadan Temmuz ayının, Haziran’dan iyi olacağı rüyasını anlatmaya kalkarsa, o rüyaya ertesi gün kendisi de inanamaz, yatağından kalktığında hiç beklemediği sayılarla karşılaşır, masasında gereğinin yapılması zor talimatları bulur. 

Mamafih, oy verme gününden sonra, hiç bir şey yokmuş gibi, tek başına sorunları gözden kaçırma sorumsuzluğuna halkın izin vereceğini sanmıyorum.

Hazırlanmakta olduğumuz seçimlerden sonra sahnede demokrasi oyunu gösterilip herkes evine gönderilemeyecektir.  

Kazanan parti, bazı kavramların cazibesini abartmadan ne yapacağını açık açık söylemek zorundadır.  

Bütün halk olarak bu manzara ile karşılaşmamıza üç haftadan az kaldı. Bu yirmi gün, seçim sonrasından daha iyidir; hepimiz için, siyasetin neresinde olursak olalım, bu günleri arayacağız."

SEÇİM

Seçime sayılı günler kala adaylar mitinglerini sıklaştırmaya partiler de vaatlerini meydanda anlatmaya başladı.

24 Haziran seçimlerinin önceki seçimlere göre sonucu öngörülemeyen bir seçim olacağı yorumları öne çıkıyor. Sebebi ise kamuoyu araştırmalarının seçimin ikinci tura kalacağı yolunda genel bir kanaat ortaya koyması.

Yakın zamanda kaleme aldığı bir yazısında “25 Haziran sabahına sürpriz bir sonuçla uyanabiliriz” diyen Fehmi Koru, erken seçim kararı alınmasından bu yana süreci irdeleyen isimlerden. Bugünkü (7 Haziran 2018) yazısında ise AKP’li yazarların köşelerinden alıntılar yaparak telaş içinde oldukları mesajını veriyor. Zira Koru’ya göre kamuoyu araştırmaları önceki yıllara göre pek fazla açıklanmıyor ama bun rağmen AKP cephesinden “Anketlere aldırış etmeyin” yolunda mesajlar gelmesi manidar…

Koru’nun dikkatini çektiği iki yazı var “telaş” yorumu yapmasına neden olan.

Yazılar, parti içerisinden haber alabilecek konumdaki iki kalemden. Biri Star‘dan Yalçın Akdoğan, diğeri de Sabah‘tan Fahrettin Altun.

Akdoğan, daha önce bakanlık yapmış bir isim. Yeni dönemde de milletvekili olarak devam etmesi bekleniyor. “Anketler yine çuvallayacak mı?” başlığıyla kaleme aldığı yazısında Akdoğan, araştırmalara tam anlamıyla itibar edilmemesi gerektiğini söylüyordu. 

Koru ise, “Kamuoyu yoklamaları yapılıyorsa bile pek paylaşılmıyor, paylaşılanlar da henüz AK Parti’yi alarma geçirecek sonuç bildirmiyor; buna rağmen anketlerin çuvallamasından ve onlara itibar edilmemesi gereğinden söz etmenin bir anlamı olmalı” diyor.

“Telaş” yazısı kaleme alan diğer isim ise AKP’ye stratejik destek sağlayan SETA‘nın başında ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın uçağının konukları arasında sıkça yer alan Fahrettin Altun. Yazısının ilgili bölümünün başlığı ise “Kamuoyu araştırmalarına böyle muamele etmeyin!”

Koru, ”güvendiğim kurumlardan” dediği MetroPoll‘ün son anketinden bazı bilgiler aktararak “Öyle alarma geçilecek bir durum görünmüyordu” görüşünü dile getiriyor.

Ankete göre kararsızlar dağıtıldığında AKP’nin oylarının yüzde 45.8’e kadar çıktığını hatırlatan Koru, deneklerin yüzde 56.8’inin de cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda biteceği kanaatinde olduğunun altını çiziyor.

En son AKP Sözcüsü Mahir Ünal’ın “İkinci tur ihtimali yok, anketler yüzde 53-56 bandında” açıklaması yaptığını da hatırlatan Koru, “Durum böyleyse, köşe yazılarına yansıdığı görülen bu telaş niye o zaman? Yoksa AK Parti’nin yaptırdığı son anketlerin sonuçları parti sözcüsünün verdiği oranlardan farklı mı? İnsanın aklına böyle bir soru da geliyor işte” ifadesini kullanıyor.

“Bu seçimde ne olacak?” sorusuna cevap arayan Koru, henüz erken olduğunu, güvenilir araştırma kurumlarının seçimlere kadar en az iki kez daha sahaya çıkıp vatandaşın ne düşündüğünü rakamlara dökeceğini söylüyor.

Ancak bu kez araştırma şirketlerinin de “Bu defa vatandaş görüş açıklamaya pek gönüllü görünmüyor, oturup görüş açıklayanların da gerçek düşüncesini söylediğinden emin olunamıyor” uyarısında bulunduğunu aktaran Koru, satırlarını şöyle noktalıyor:

“Belki de AK Parti’nin itibar ettiği köşelerde çıkan uyarılar, bize veya kamuoyuna dönük değil, kendi zihinlerini rahatlatma amaçlıdır.”

File: Supporters hold up their mobile phones outside the AK Party headquarters in Ankara, Turkey, June 7, 2015. Turkish President Tayyip Erdogan's hopes of assuming greater powers suffered a serious blow on Sunday when the ruling AK Party failed to win an outright majority in a parliamentary election. REUTERS/Umit Bektas

 

08.00 - Saray'dan 'Meclis çoğunluğu olmazsa seçim tekrarlanır' tehdidi

İktidar kanadından seçim olmadan yeniden seçim çıkışı yapılması, sözde istikrarı bitireceği vaadiyle getirilen başkanlık sisteminin henüz seçim gerçekleşmeden yeni seçimleri tartışmaya açtığını da gösterdi.

24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, seçmene üstü kapalı tehdit olarak yorumlanan bir açıklama yaptı.

ABD’li Bloomberg haber ajansına konuşan Uçum, 24 Haziran seçimlerinde Türkiye’deki seçmenin parlamentoda Erdoğan’la işbirliğine girmeyi reddeden bir muhalefeti seçmesi durumunda Türkiye’de seçimlerin tekrarlanabileceğini ifade etti.

Uçum, “Eğer muhalefet parlamentoyu alır ve Erdoğan yeniden seçilirse siyasetçiler vatandaşların ‘birbirlerini denetleme ve işbirliği yapmalarını’ istediğini anlamalı. Eğer başaramazlarsa parlamento ya da cumhurbaşkanı yeni seçime gitme kararı alabilir” diye konuştu. Uçum, bunun son çare olacağını, böyle bir durumun ülkeyi çıkmaza sokacağını belirterek, “Bu seçimler Türkiye’yi parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçirecek. Bu geçiş eğer tüm taraflar dahil olmuyorsa başarılamaz” görüşünü belirtti.

AKP ve MHP’nin TBMM’den ortaklaşa geçirdiği ve tartışmalı 16 Nisan referandumunda kabul edilen anayasa değişikliğiyle birlikte parlamenter sistem yerine gelecek başkanlık sisteminin Türkiye’de istikrar sağlayacağı, krizlere sona erdireceği söylemleri dile getirilmişti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı Uçum’un henüz 24 Haziran seçimleri gerçekleşmeden yeniden seçimi gündeme getirmesi başta oy kullanacak seçmeni istikrarsızlıkla tehdit etmek anlamına geldi. Seçim olmadan yeni bir seçimin gündeme gelmesi ise istikrarsızlıkların son bulacağı söylemiyle parlamenter sistem yerine getirilen başkanlık sisteminin söz konusu istikrar vaadinin havada kaldığını gösterdi.

Uçum’un gündeme getirdiği senaryonun Erdoğan tarafından hayata geçirilmesi yeni anayasa hükümleri kapsamında bazı yaptırımları da beraberinde getiriyor. Buna göre 24 Haziran’da yapılacak seçimle yürürlüğe girecek yeni anayasa hükümleri Cumhurbaşkanının parlamentoyu seçime götürme kararı alması durumunda Cumhurbaşkanı seçiminin de tekrarlanmasına hükmediyor. Bu kapsamda yeni sistemde iki dönem Cumhurbaşkanı olarak görev yapma hakkı olan Erdoğan’ın seçimleri yenileme kararı alması durumunda bir döneminden vazgeçmesi de gerekecek. Uçum’un 24 Haziran’a 17 gün gibi kısa bir süre kala gündeme getirdiği muhalefetin parlamento çoğunluğunu kazanması durumunda yeniden seçim olacağı çıkışı akıllara 7 Haziran seçimlerinin ardından yaşananları getirdi. 7 Haziran 2015 tarihinden sonra AKP parlamentoda tek başına iktidar olma çoğunluğunu kaybetmişti. 7 Haziran’dan sonra Türkiye’de art arda yaşanan terör olaylarının ardından hükümet kurulamayınca 1 Kasım 2015 tarihinde erken seçim kararı alınmış, 1 Kasım’da AKP yine tek başına iktidar olma çoğunluğunu ele geçirmişti.

Uçum, demecine gelen tepkilerin ardından Twitter hesabından açıklama yaptı. Uçum, seçimleri muhalefet kazanırsa yeniden seçime gidilir gibi bir ifade kullanmadığını, cumhurbaşkanı sisteminin imkanlarından bahsettiğini iddia etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda kendisinin cumhurbaşkanlığını kazandığı, ancak parlamentoda “karışık bir tablonun ortaya çıkması” durumunda ne yapacağıyla ilgili bir soruya “Önce seçim sonuçlarını bir görelim. Sizin dediğiniz anlamdaki bir neticeye göre hazırlıklarımız şüphesiz olacaktır. A, B, C planlarımız var” açıklaması yapmıştı. Erdoğan’ın bu çıkışı seçimin yenilenmesine yönelik bir planlama yapıldığı yorumlarına neden olmuştu.

24 Haziran’da yapılacak seçimlerde barajın sıfırlanması amacıyla CHP, İYİ Parti, SP ve DP’nin ittifak yapması ve HDP’nin de barajı geçmesi durumunda AKP-MHP ittifakının parlamentoda çoğunluğu kaybedeceği hesaplanıyordu. 1 Kasım sonuçlarına göre yapılan similasyon çalışmalarına göre muhalefetin yeni dönemde 600 sandalyeden oluşacak parlamentoda 310-320 milletvekili kazanabileceği hesaplanıyor.

Enerji Bakanı Berat Albayrak, 24 Haziran seçimi için çektiği “Ya Milli Bağımsızlık Ya Esaret” adlı videoda Türkiye’nin önünde AKP iktidarı ya da esaret şeklinde iki seçenek olduğunu öne sürdü. Seçmeni esaretle korkutan Albayrak’ın mesajı şöyle:

“Türkiye karar verecek, Ya milli bağımsızlık ya esaret. Milli bağımsızlık sözle olmaz, kararlı adımlarla olur. Milletine güvenmekle olur, uzmanlıkla olur, emekle olur. 24 Haziran karar zamanıdır. Türkiye karar verecek. Ya milli bağımsızlık ya esaret.”

Mehmet Uçum

Temelli, "24 Haziran'a az kaldı. Çok çalışıp HDP’yi anlatmalıyız. Herkesi oyunu mutlaka kullanıp sandığa sahip çıkmaya ikna etmeliyiz. Çünkü huylu huyundan, hırsız hırsızlığından vazgeçmez. Şimdi hep birlikte omuz omuza oyumuzu HDP’ye verip sandıklarımızı koruyalım. HDP’nin baraj altında kalması Türkiye’nin baraj altında kalması demektir. Bu nedenle bu baraj yıkılmalı” dedi. 

HABERİN DETAYI