İnce’den Erdoğan’a: Diplomayı ben istemiyorum, Anayasa istiyor

20:23 Karamollaoğlu: Cumhurbaşkanı seçilirsem parti üyesi olarak kalabilirim ama...

Saadet Partisi lideri ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, partisinin Tekirdağ'da bir düğün salonunda düzenlendiği e-mitingde konuştu. Medyanın partisini görmezden geldiğini söyledi. Karamollaoğlu, "Medyanın esas gayesi özellikle siyasette herkesin fikrini kamuoyuna aktarabilmek, yansıtmaktır. Sadece birilerini övmek birilerini karalamak medyanın görevi olmasa gerek öyle düşüyorum" dedi.

Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı olması durumunda ilk yapacaklarını şöyle anlattı:

Özellikle de devletin tepesinde bulunan cumhurbaşkanı olan insan, ister kendisine oy versin, ister vermesin herkesin cumhurbaşkanıdır. Ondan dolayı çok açık ve net olarak söylüyorum ki cumhurbaşkanlığı görevine geldiğim zaman ve bu görev bana tevdi edildiğinde ben Saadet Partisi'nin bir üyesi olarak kalabilirim ama kesinlikle Saadet Partisi Genel Başkanlığı görevini birlikte götürmem çünkü başka partilere mensup olanlar rahat yaklaşamazlar."

 

19:40 Erdoğan'dan İnce'ye Demirtaş tepkisi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Adıyaman'da yaptığı seçim mitinginde "CHP ve PKK'nın beraber yol yürüdüklerini" iddia etti.

HDP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş da Erdoğan’ın hedefindeydi şöyle dedi:

 

"Şimdi cezaevinden aday olan bu zat. Muharrem, Sayın Muharrem İnce, Edirne’ye gittin. Peki bu Diyarbakır’da yapılan 7 Haziran seçiminden sonra bu ziyaret ettiğin şahıs değil miydi 53 tane benim Kürt kardeşimin ölümüne neden olan?

Sen hangi akla hizmet ediyorsun? Neymiş adaymış. Neymiş serbest bırakılması gerekiyormuş. Sen ne diyorsun ya? Neyi serbest bırakıyorsun. Bu ülkede hukuk var, yargı var. "

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP, PKK bunlar beraber yol yürüyor” iddiasında da bulundu.

Erdoğan’ın Selahattin Demirtaş ile ilgili açıklaması yargıya müdahale olarak yorumlandı. Demirtaş’ın serbest bırakılıp seçim çalışmalarına katılabilmesi için avukatları daha önce mahkemeye başvurmuş ancak bir üyenin şehrine rağmen mahkemeden tahliye çıkmamıştı. Selahattin Demirtaş’ın dosyası Anayasa Mahkemesi’nde bulunuyor. AYM’den beklenti dosyayı inceleyip Mustafa Balbay örneğinde olduğu gibi tahliye kararı vermesi.

18:45 Nerede oy kullanacağınızı merak mı ediyorsunuz?

YSK, 24 Haziran seçimlerinde seçmenlerin nerede oy kullanacağını öğrenebilmeleri için sorgulama sayfasını hizmete açtı. Seçmen kağıdı ellerine ulaşmayan vatandaşlar, nerede oy kullanacağını YSK’nın internet sitesinde öğrenebiliyor.

Bu uygulama ile yurt içinde ikamet ediyorsanız seçmen kaydınızı sorgulayabilir, aynı hanede ve aynı binada oturan seçmenleri görüntüleyebilirsiniz. Sandık atamalarından sonra nerede oy kullanacağınızı öğrenebilirsiniz.

 

Eğer yurt dışında ikamet ediyorsanız, yurt dışı seçmen kütüğünde kayıtlı olup olmadığınızı sorgulayabilir; dış temsilciliklerdeki oy kullanma tarih aralığı ve oy kullanacak yer bilgileri ile oy kullanılacak gümrük kapıları hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Öte yandan uygulamamızı mobil cihaz veya tabletinizin uyumlu olduğu işletim sistemi bağlantısına tıklayarak indirebilir ve hizmetimizden yararlanabilirsiniz.

18:33 İnce’den Erdoğan’a: Diplomayı ben istemiyorum, Anayasa istiyor

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Bilecik'teydi. Partisinin mitinginde konuştu. Gündeminde yine Erdoğan’ın olup olmadığı hala kesinlik kazanmayan tartışmalı üniversite diploması vardı. İnce, “Erdoğan, 'Komik adam' demiş benim için. Sen 24 Haziran akşamı ağlayacak mısın, gülecek misin? Hep beraber göreceğiz” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım’ın kendisiyle ilgili eleştirilerine de değindi ve “Sayın Yıldırım, sana bir şey diyemiyorum. Sen 24 Haziran'da kendi kendini imha edeceksin” ifadelerini kullandı.

Sözü Erdoğan’ın belirsiz diplomasına getirdi ve şöyle dedi:

“Diplomayı ben istemiyorum. Anayasa istiyor. AK Parti'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Doktora gittin. Ameliyat olacaksın. Sormaz mısın diploma. Diploma yoksa ameliyat olur musun, olmaz mısın?”

 

Muharrem İnce, 600 milletvekilinin Türkiye'ye çok olduğunu söyledi cumhurbaşkanı seçildiğinde milletvekili sayısını indireceklerini söyledi, ilk işinin ise OHAL'i kaldırmak olacağı sözünü verdi.

İnce ayrıca atamaların liyakata uygun olacağını, bağımsız bir Merkez Bankası kuracağını, üretime yatırım yapacağını, tarıma dayalı sanayiyi kuracağını vaat etti.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/987714/ince__Diplomayi_ben_istemiyorum__Anayasa_istiyor.html

17:49 Erdoğan 20 yıllık havalimanı için de 'biz yaptık' dedi

 

Adıyaman'da konuşan Erdoğan, “Adıyaman'da havalimanı var mıydı? Biz yaptık biz” dedi. Ancak Adıyaman'da havalimanı 1998'de hizmete girmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan son günlerde yaptığı konuşmalarda iktidarları döneminde yapılmayan havalimanların kendileri tarafından yapıldığını iddia ediyor. Erdoğan bu kez aynısını Adıyaman'da yaptı.

AKP ile MHP’nin oluşturduğu BBP ve HÜDA PAR’ın desteklediği “Cumhur İttifakı”nın adayı olan Erdoğan, " Yatırım bizim işimiz. Havalimanları bizim işimiz.  Adıyaman’da havalimanı var mıydı? Biz yaptık biz" dedi. Ancak Adıyaman'da havalimanı 1998'de hizmete girmişti. 2013 yılında ise yeni terminal binası açıldı. Havalimanının internet sitesinde de hizmete giriş tarihi için 22 Mayıs 1998 yazıyor.

 

14:35 Pervin Buldan: AKP’nin ömrü 24 Haziran’da bitecek

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, "AKP diyor, ‘2023 hedefimiz var.’ Onların ömürleri 24 Haziran’da bitecek. AKP'siz bir Türkiye'ye uyanacağız” dedi.

Pervin Buldan, seçim mitingleri kapsamında Ardahan’daydı. Halka seslendi, yaşanan baskı ve tutuklamaları hatırlattı ve “24 Haziran'da cezaevlerinde olanlar çıkacak ve özgürlüklerine kavuşacaklar" dedi.

 Halkların AKP hükümetine mahkum olmadığını söyleyen Buldan,  Tayyip Erdoğan’ın artık torunlarını sevme zamanının geldiğini ve ülkeyi yönetecek en iyi partinin HDP olduğunu söyledi.

Pervin Buldan

Buldan, “Bu ülkenin başına gelmek isteyen HDP ve onun cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş var. Ama onlar hem HDP’den  hem de Demirtaş’tan korkuyorlar. HDP’nin siyasetinden korkuyorlar. Sevgili Demirtaş cezaevinde olmasına rağmen onu çıkarmaktan korkuyorlar.  Sizin Selahattin  Demirtaş’ın meydanlara inmesinden, halkı ile temas etmesinden neden korkuyorsunuz? Sevgili Selahattin Demirtaş’ı acilen serbest bırakın.  Bu hukuksuzluğa bir an önce son verin” dedi 

HABERİN DETAYI 

--1 Haziran 2018--

12.00 - Türkeş'ten 'seçim tekrarlanır' mesajı

MHP'den ayrılıp AKP'ye katıldığında Devlet Bahçeli’nin ağır eleştiriler yönelttiği Tuğrul Türkeş, 24 Haziran’da hem Meclis çoğunluğunun elde edilmesi hem de Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi gerektiğini belirtirken aksi halde seçimlerin tekrarlanacağını öne sürdü.

Habertürk TV’de Kübra Par’ın hazırlayıp sunduğu ‘Açık ve Net’ programına konuk olan Türkeş, aslında bir süredir gündemde olan Erdoğan’ın kazanıp Meclis çoğunluğunun kaybedilebileceği kaygılarını dile getirdi.

Erdoğan da kendisine oy verip AKP’ye oy vermeyenleri münafık ilan ederek tartışma yaratmıştı.

“24 Haziran'daki seçimlerde hem Erdoğan'a hem de AK Parti'ye oy verilmesi gerek” diyen Türkeş, "Yoksa bu iş amacına ulaşmaz. O zaman da Türkiye bir iki seneye tekrar seçime gider" görüşünü savunuyor.

Türkeş’e göre seçim sonrası MHP ile AKP arasındaki ittifak devam etmeyecek. Bahçeli’nin bunu meydanlarda sıkça dile getirdiğini belirten Türkeş, iktidarla çatlağa yol açan af çağrısını ise şöyle değerlendiriyor: 

#YAYINDA
AK Parti Ankara Milletvekili #TuğrulTürkeş : "Seçimden sonra iki parti arasında ittifak sürmeyecek, Sayın Bahçeli bunu meydanlarda söylüyor." #AçıkveNet @TugrulTurkes @kubrapc pic.twitter.com/LfkuDmTgjn

— Habertürk TV (@HaberturkTV) May 31, 2018

''Demirtaş ağır cezada yargılanırken aday gösterdiler şimdi dilekçe veriyorlar tahliye olsun diye. Savcılık bir suç tespit etmiş ve bir yargılama var. İnsanları sokağa davet eden, ki bu ağır bir suç şiddete davet etmiş bundan yargılanan bir adamı, onca adam varken o partide, cumhurbaşkanı adayı çıkartıp, sokağa salalım diyorsanız o zaman bunları da salalım diyor Bahçeli'.'

Öte yandan Kürt oylarına ilişkin olarak ise “Güneydoğu'da halk çok bilinçli. Bölgenin barışı, huzuru, sükunu olacaksa bu ülkeyi sevenlerle daha iyi yapılacağını biliyor” diyen Türkeş, “Bu işten bize bir kar çıkar mı? diye Kürtçülük yapan çevrelerin 'MHP ile olmaz kardeşim, Güneydoğu'dan oy alınmaz' diyenler, kendilerine prim çıkarmaya çalışanlardır" görüşünü dile getiriyor.

11.00 - Seçim sonrası tufan: 'Kriz sade vatandaşı da vurmaya başladı'

Türkiye ekonomik krizi alarm vermeye devam ediyor. Türk lirası dolar ve avro karşısında tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Döviz her gün yeni bir rekor kırıyor. Merkez’in üst üste müdahaleleri de kanayan yarayı bütün bütün durdurmaya yetmiyor. Durum böyleyken, döviz ile iş yapan şirketler de ciddi sıkıntıda.

2001 krizinden daha öte bir krizin kapıda olduğu yorumları yapılırken bu kara tablo sade vatandaşı da vurmaya başladı. 

Hayri Kozanoğlu, BirGün’deki yazısında, krizin vatandaşa yansımasının ne denli olduğunu irdeliyor ve “Ne yazık ki, ‘döviz borcum da yok, borsada yatırımım da’ diyenler dahi korumasız durumda” diyor.

Olabilecekleri madde madde sıralayan Kozanoğlu, büyümenin hız keseceği, yılın ilerleyen bölümünde muhtemelen duracağı bir konjonktürde işsizliğin kaçınılmaz biçimde artacağını söylüyor.

Bu durum otomatik olarak işçi ücretlerini de etkileyecek. Kozanoğlu’na göre işsizlik sigortası fonunda birikmiş, en son rakamlarla 116.7 milyar TL’ye de amacı dışında el atmaya yeltenebilirler...

Krizin devamında seçim sonrası, ertelenen petrol ve elektrik zamları devreye girerek yurttaşın belini büken hayat pahalılığı daha da artacak diyor Kozanoğlu ve şöyle sürdürüyor olası senaryolarını:

“Seçim furyası sonrası büyük fiyat artışları kapıda görünüyor. Toplu taşıma dahil ulaştırma maliyetleri, buna bağlı olarak okul servis ücretlerinin artışı da önümüzdeki dönem sade yurttaşın belini bükecek. Her kriz döneminde karşımıza çıktığı gibi önümüzdeki süreçte de kamunun küçültülmesi teranesiyle karşılaşacağız. Bu kapsamda, özelleştirme hamleleri de muhtemelen yoğunlaşacak. Ereğli, Kardemir, Petkim, Telekom gibi stratejik kuruluşları özelleştirme sevdasıyla elden çıkaranlar; ellerinde stok kalmadığı için bu kez ormanlarımızı, kıyılarımızı, derelerimizi harç mezat satışa yönelebilirler. Zaten epeyce yol alan sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi toplumsal hizmet alanlarını ticarileştirme çabaları daha da hız kazanabilir.

İşsizliğin arttığı, bir istihdam olanağı bulunanların da gelirlerinin düştüğü/ücret ödemelerinin aksadığı dönemlerde insanlar ister istemez daha fazla borçlanmak zorunda kalıyorlar. Faizlerin yükselmesi borçlanma maliyetlerini artırıyor, geri ödenmesini zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın dün açıkladığı Finansal İstikrar Raporu’na göre, hanehalkı yükümlülükleri Mart 2018 sonu rakamlarıyla 574.6 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Özellikle alt gelir gruplarının kullandığı ihtiyaç kredileri, 222 milyar TL’yle birinci borç kalemi haline geldi. Önümüzdeki dönemde tahsil edilemeyen borçların yaygınlaşması olasılığı yüksek görünüyor.

Daha çok orta sınıfları ilgilendiren bir konu da yaz mevsimi yaklaşırken tatil imkânları. TL’deki değer yitimi, turistik işletmelere döviz cinsinden fiyat kırma fırsatı yarattı. Ancak yerli turistler açısından yurtdışı seyahatlerin neredeyse imkansızlaşması bir yana, bu imkan iç turizmde de fiyatların aşırı yükselmesine neden olabilir. Yabancılarla doluluk oranını artıran işletmelerin yerli tatilcilere fazla itibar etmemesi de gündeme gelebilir.”

10.00 - AKP yazarında 7 Haziran korkusu: Dikkat! Bu kez 1 Kasım olmayabilir

Türkiye’de rejimin de değişeceği erken seçim için 7 Haziran benzetmesi yapılırken Star gazetesi yazarı Nuh Albayrak, “Dikkat! Her ‘7 Haziran’ın ‘1 Kasım’ı olmayabilir” diyerek iktidarı uyardı.

İktidar, bir baskın seçimle 24 Haziran’da Türkiye’yi sandığa götürme kararı alırken muhalefeti de hazırlıksız yakalama yolunda bir hamle yaptı. Ancak daha önceleri oyun kurucu olarak kuralları belirleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet cephesinden gelen üst üste hamlelerle sürpriz yaşadı.

Önce İYİ Parti’ye CHP’li 15 vekil transferi ardından Abdullah Gül’ün ortak adaylığının gündeme gelmesi AKP yerine muhalefetin gündem belirlediği bir süreci ortaya koydu. 

Seçim anketlerinin ekserisi de ‘Cumhur İttifakı’nın yüzde 50’ye ulaşamadığını, seçimin ikinci tura kalacağını söylüyor.

AKP’li yazarlarda ise son dönemde Meclis çoğunluğunun kaybedilebileceği yönünde kaygı mesajlarının yer aldığı yazılar revaçta. Abdulkadir Selvi’den Hilal Kaplan’a birçok kalem kararsızların oranının yüksekliğine ve ekonomideki kötü gidişata dikkar çekeren seçmeni ikna etmenin gerektiğini söylüyorlar.

Muhalefet cephesi HDP’yi saf dışı bırakarak ‘Millet İttifakı’nda birleşti. 24 Haziran’da HDP’nin barajı aşıp aşmaması seçimin kaderini belirleyecek. Nuh Albayrak da “HDP Meclis’e girerse AKP düşer, formülünü 2015’teki 7 Haziran Genel Seçimlerinde uyguladı” sözleriyle bu seçim için de benzer bir tablonun ortaya çıkma ihtimali mesajını veriyor. 

7 Haziran sürecinde birçok CHP’linin de HDP’ye oy verdiğini söyleyen Albayrak, “Ve ‘Birlikte iyi sallamışlardı!’ Hiçbir versiyonunda yüzde 7’yi geçememiş olan HDP yüzde 13’e ulaşmıştı” diyor. 

Benzer durumun şu anda da ortada olduğunu belirten Albayrak, “bir operasyon olduğu” iddiasını öne sürerken “Bu operasyon, sonuçları itibarıyla 7 Haziran’dan çok daha derindir. Amaç Erdoğan’ı değil, Türkiye’yi durdurmaktır. Ama unutmayın ki, her “7 Haziran”ın “1 Kasım”ı olmayabilir…” ifadesini kullanıyor.

09.30 - YSK'den Deniz Baykal açıklaması

CHP'den aday adayı olan Tarkan Yılgün'ün, Deniz Baykal’ın milletvekilliği yapıp yapamayacağının heyet raporuyla öğrenilmesi için YSK’ya başvuruya “Deniz Baykal’ın milletvekili seçilmesine engel bir durum olmadığı” cevabı verildi.

Tarkan Yılgün, CHP’nin Milletvekili aday listesinde Antalya 1. sırada yer alan Deniz Baykal’ın milletvekilliği yapıp yapamayacağının heyet raporuyla öğrenilmesi için BİMER aracılığıyla YSK’ya başvurduğunu açıkladı.

Mesajında BİMER’e yaptığı başvuruyu da paylaşan Yılgün, CHP Milletvekili Deniz Baykal’ın sağlık sorunları yaşadığını belirterek, “Hepimizin bildiği üzere kendisinden 6 aydır haber alınamıyor. Hep iyi denilerek geçiştiriliyor” dedi.

YSK kararında ise “Deniz Baykal’ın milletvekili seçilmesine engel bir durum olmadığı” belirtildi.

Deniz Baykal

08.00 - Economist: Piyasalar da Erdoğan’dan vazgeçti, mağlubiyet kokusu var

Seçime sayılı günler kala sonucunun ne olacağı konusunda pek çok yorum ortaya atılırken kamuoyu araştırmalarının güvenilirliği de sorgulanıyor ancak genel eğilim muhalefetin daha baskın gözüktüğü yolunda. Dış basın da bu izlenimleri haberleştirirken muhalefetin performansına dikkat çekiyor.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre İngiliz The Economist, "Türkiye'de muhalefet Erdoğan karşısında galibiyet kokusu alıyor" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

"Türkiye'nin otoriter cumhurbaşkanı bir sorunla karşı karşıya olabilir" alt başlığı ile yayımlanan yazıda ekonomideki kötü gidişatın iktidarın aleyhine işlediği ve ilk defa piyasaların Erdoğan’dan vazgeçtiği kaydedilerek ibrenin muhalefet yana olduğu belirtiliyor:

"Her ne kadar baskıcı olsa ve çılgın ekonomik teorileri bulunsa da piyasalar her zaman Erdoğan ve partisini, dağınık bir muhalefete tercih etmişti. Geçen ay içinde bu da değişmiş olabilir."

Yazıda, partilerin oy oranlarına ilişkin tahminlere de yer verilirken İYİ Parti'nin yüzde 10 barajının "iyiden iyiye" üzerinde göründüğü kaydediliyor.

Dergi, Meral Akşener'in cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oyunun son anketlerde yüzde 20'ye yakın göründüğünü aktarırken "popüler bir delifişek" ifadesini kullandığı Muharrem İnce için ise "Muhafazakar seçmenle iletişim kurabilen ender laik politikacılardan biri" diyor.

Erdoğan karşısında öne çıkan Muharrem İnce, Meral Akşener ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı yazı şöyle devam ediyor:

- Cumhurbaşkanı'nın karşısındaki adaylar yaklaşan seçimlerde halen favori değiller. Ama bir ivme kazandıkları ve doğru adayları buldukları gözlemleniyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) adayı olan Muharrem İnce popüler bir delifişek ve muhafazakar seçmenle iletişim kurabilen ender laik politikacılardan biri. Muhafazakar bir ailede dünyaya gelen İnce, namaz kılıyor ve kamusal alanda kadınların başörtüsü giymesini destekliyor ama bunun yanında arada bir içki de içiyor.

- Emektar milliyetçi ve bir dönem içişleri bakanlığı da yapmış olan Meral Akşener, kendisini ve kurduğu İYİ Parti'yi belirsizlik içinden ulusal seviyeye taşıdı. Bir yıldan az bir süre önce kurulmuş bir parti için saygı uyandırıcı şekilde yüzde 10 barajının oldukça üzerinde bir seçmen kitlesi elde etti. Son anketler Akşener'in kendisini ise cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, yüzde 20'nin üzerinde gösteriyor. Anketler Demirtaş'ın da çift haneli rakamlara ulaştığını ortaya koyuyor. Bu dış dünya ile sosyal medya ve avukatları aracılığı ile haberleşen biri politikacı için hiç fena değil."

- Laik bir parti olan CHP ile İslamcı bir parti olan Saadet'in ortaklık yaptığını görseler, muhtemelen iki partinin de kurucuları, modern Türkiye'nin atası Kemal Atatürk ile eski başbakan Necmettin Erbakan, mezarlarında ters dönerdi. Ama zor zamanlar zor ortaklıklar getirir. Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, bu ittifakın, Türkiye demokrasisinden geriye kalanları Erdoğan'ın elinden kurtarmak için yapılan zorunlu bir evlilik olduğunu söylüyor. Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı ve adamlarının politik İslam'dan daha çok eş-dost kapitalizmine yakın olduğunu belirtiyor. Karamollaoğlu, 'Adalet kalmadı. Güçler ayrılığı ortadan kalktı' diyor.

07.30 - YSK, AGİT’e tenezzül etmedi: ‘Boşuna çene çalıyoruz’

Her seçim öncesi Türkiye’ye gelen ve incelemerde bulunan AGİT gözlemci heyeti, 24 Haziran seçimi öncesi de Yüksek Seçim Kurulu’na gitti. Ancak YSK Başkanı ve altı üyenin, “Boşa çene yoruyoruz” diyerek heyetle görüşmeye katılmama kararı ile karşılaştı.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’a göre AGİT heyeti sadece YSK’nin sandık birleştirme kararına karşı oy kullanan dört üye ile görüşebildi. Buna göre dört üye, AGİT’in Türkiye’deki seçimlere yönelik kaygılarını gidermeye çalıştı.

Görüşmede öne çıkan konu başlıklarından biri YSK’nin 19 ilde 144 bin seçmenin sandıklarının taşınması yolunda verdiği karar olduğu belirtiliyor.

Toplantıya iştirak eden dört üye; YSK Başkan Vekili Erhan Çiftçi ile Zeynep Nilgün Hacımahmutoğlu, Kürşat Hamurcu ve Yunus Aykın...

AGİT üyelerinin, mühürsüz oyların geçerli sayılması, SEÇSİS sisteminin güvenirliliği ile YSK kararlarına yargı yolunun kapalı olmasını gündeme getirdiği ve endişelerini ifade ettiği kaydediliyor.

Toplantıya katılmayan YSK Başkanı Sadi Güven ve üyelerin “ne desek AGİT dinlemiyor. Boşa çene yoruyoruz. Sonunda yine bildiklerini okuyor” gerekçesiyle boykot kararı aldığı ifade ediliyor.

Haberde, toplantıya katılan üyelerin Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme hedefine dikkat çektikleri ve “Biz Avrupa ülkesi olduğumuzu iddia ediyorsak, onlarla görüşmeliyiz. Şeffaflığımızı onlara göstermeliyiz. Onlar tezlerini söylemeli, biz karşı tezlerimizi ifade edelim ve ortada bir sentez oluşsun. Saklımız gizlimiz yok” dedikleri aktarılıyor. 

Ayrıca üyelerin Doğu ve Güvendoğu’daki sandık taşınması olayına da karşı çıktıkları belirtiliyor.

AGİT heyetinin gündeminde, Seçim Bilişim Sistemi’nin (SEÇ- SİS) güvenirliğinin sorgulanması da vardı.

YSK üyeleri ise, “Sandıklarda o sandık seçim sonuç tutanakları önemlidir. SEÇ- SİS sadece matematiksel hesap yapmaktadır” görüşünü dile getirdi.

Toplantıda gündeme gelen son konu ise, 16 Nisan referandumunda tartışmalara neden olan mühürsüz oy kararı oldu. 
Üyeler, “Oylar fligramlıdır ve tümünü YSK göndermiştir. Hiçbir parti de dışarıdan oy getirildiğini iddia etmemiştir. Kesinlikle seçmenlerin oy hakkı engellenmemekte” açıklamasını yaparken AGİT heyeti gelecek hafta tekrar yeni bir değerlendirme için YSK ile görüşme yapacak.

Sadi Güven