Haz 30 2018

Sol’da uyanış başladı: Nasıl ‘kek’lendik?

24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri bitti ancak seçim akşamı yaşananlarla ilgili tartışmalar sürüyor. Gazeteci Erk Acarer, Adil Seçim Platform’u sisteminin çalışmadığını, CHP’nin iddia ettiği gibi seçim ve sandık güvenliğinde 600 bin görevlinin olmadığını yazdı. Acarer, CHP’yi eleştirdiği yazısında “Bizi fena ‘kek’lediler” diyor.

Gazeteci Erk Acerer, “Aslında 24 haziran hiç yaşanmadı” başlıklı bugünkü (30 Haziran tarihli) yazısında seçim akşamı yaşananları irdeledi. CHP Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin seçim kampanyasında bir tek oy bile çaldırmayacaklarıyla ilgili açıklamalarını hatırlatılan yazıda, “Derin komplo teorileri aramaya gerek yok, ‘o sır gibi akşam’ aslında olan şey çok basitti. CHP’nin sisteminin çalışmadığı doğru, fakat eksiktir. Neden; çünkü sisteme sandık başlarından veri de gönderilemedi. Söylendiği gibi yeter sayıda görevli yoktu. 600 bin görevlinin olduğu bilgisi koca bir balondu” ifadeleri yer aldı.

CHP Seçim Birimi’nde o akşam neler yaşandı?” diye soran Acerer,  güvenilir kaynaklardan edindiği bilgileri şöyle aktardı:

“Çok fazla problem var. Adil Seçim Platformu çalışmadı. Saldırılara karşı güvenlik önlemi yok. Çünkü bu konuda yetkin şahıslar yok. Verilerin ise çok azına ulaşıldı. Her sandıkta görevlilerimiz olduğunu söylüyorlar. Bu doğru değil. Hiçbir il ve ilçe örgütü ‘Hayır benim görevlim yok’ demez. Bu siyaseten bitmek anlamındadır.

Dijital ayaktaki kişi sadece görünen sorumlu. Ancak liste uzun. Örgütten mesul kişi; örgüt sekreteri veya genel sekreterdir. Bu kişiler sandığın başına görevli koymaktan sorumludur. Önseçim var, kongre var. Herkes biriyle iyi geçinmek zorunda, bu yüzden kimse konuşmayacak ya da gerçeği anlatmayacak. 20: 30’da HDP’den de veri gelmediği yüksek sesle dillendirildi. Bir ara çok hızlı giriş oldu. İşte o andan itibaren, YSK’dan veri kopyalandığını sanıyoruz.”

CHP’nin bir B planının olmadığına dikkat çeken Erk Acerer, yazısında özetle şunları yazdı:

“Seçim akşamı boşa düşülünce, bir tereddüt yaşandı. Bu tereddüt aşamasında bir karar verilmiş olması muhtemel. Kararda; YSK ve Saray önüne kurulan barikatlar kadar, çelik yelekli, otomatik silahlı Akmilisler, cihatçı devşirmeler, bugünlere hazırlanan paramiliterler de etkili oldu. Sultangazi, Habipler kavşağında çekilen videoda, otomatik silahlar taşıyanlar ve havaya ateş açanlar görülüyordu. Konuşmalar dehşet vericiydi: “Erkeklerde de kadınlarda da silah var, sıkıntı yok.” Yıllardır uyarılan siyasetçilerin bu konularda gazeteciler kadar özverili çalışmadığı anlaşıldı. Bu noktada kayıp büyük olacaktı. İş işten çoktan geçmişti.

Tedirginliği vücudunun her noktasından okunan AKP’li Mahir Ünal boşluğu, gözdağı ile doldurdu. “YSK verileri güvenlidir” deyip, özetle sokağa çıkıp itiraz edenlerin başına ne gelebileceğini söyledi...

İşte komplo teorileri de bu konuşma ile çöküyor. Ancak bu teorileri gölgede bırakan daha ağır bir tablo var ortada. İktidar, İnce ve Millet ittifakı içindeki liderlerin kaçırılıp ya da kapatılarak tehdit edilmesine tenezzül edecek değildi. Çok daha ileri gidip milyonların gözü önünde seçeneği sundu.

Paralize olduğumuz için bunu ilk anda göremedik. Mahir Ünal aslında şunları söylüyordu: “Seçim güvenli diyoruz. Fakat Buna inanmadığınızı biliyoruz. Karar sizin, protesto için sokağa çıkarsanız ağır bedel ödenir, sorumluluk da size aittir.” Bir iç savaşa bile değil, bir katliama göz kırpıyordu. Daha ilginç bir şey de vardı. Ünal, muhalefetteki ‘sandık güvenliği aksaklıklarını’ bilmiyordu.

Muhalefetin aksine iktidarın A, B, C planları vardı. İş dijital müdahaleden, gözdağına şansa bırakılmamıştı. Çok katmanlı bir hazırlıktı. ‘Yazı da gelse tura da gelse’ seçim kazanılacaktı. Öyle oldu.

Peki, o gece ne mi oldu? Çok az şey ya da hiçbir şey… 600 bin görevli filan hiç olmadı.

CHP sisteme veri giremedi.

HDP sisteme veri giremedi.

Zaten sistem çalışmıyordu.

Bir yandan da dijital müdahale ile mezarlık oyları işlendi.

Liderler boşa düştü.

Tehditler de gelince… “Adam kazandı…” Çıkıp balkonda konuştu.

24 Haziran hiç yaşanmadı. Bir gölge, oyunu illüzyondu. Gerçekte; 7 Haziran 1 Kasım sürecinde, 15 Temmuz’da, 16 Nisan’da, iktidar yanında olup insan vurana koruma kalkanı getiren 696 sayılı KHK çıktığında, Seçim İttifak Yasası hazırlandığında her şey çoktan bitmişti. Biz vefakar yurttaşlarımızı o tarihlerden itibaren sandık başlarında unuttuk. Biri-birileri bizi güzel ‘kek’ledi. 24 Haziran tarihini komple çaldılar, 24 Haziran’ı komple çaldırdılar.”