Haz 07 2018

Tarhan Erdem: Kim gelirse gelsin bugünleri arayacağız

24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala, analizler ve araştırmalar daha çok kimin kazanacağı ve ne kadar oy alacağı üzerine yoğunlaşmış vaziyette. 

Ancak kimi kanaat önderleri ise, hem toplumsal hem de ekonomik bir yıkım yaşandığı gerçeğine dikkat çekiyor ve sonrası için alınması gereken önlemlere dair siyaset yapıcılara önemli uyarılarda bulunuyor.

CHP'ye kampanya stratejisi danışmanlığı yapan KONDA şirketinin sahibi Tarhan Erdem de seçim gecesi çıkan sonuçlara göre kazananın yapacağı açıklamanın hayati olduğuna değiniyor ve ekliyor: 

"Kim kazanırsa kazansın seçim akşamı kazanan lider, “siyasi parti liderlerinden yarın sabah için randevu istedim, onlarla birlikte karar vereceğiz”  benzeri konuşmaz ise vah Türkiye’nin haline."

Erdem, seçim havasının sokakları sarmadığı gözlemini paylaştıktan sonra, halkın henüz 'gereğinde' uzlaşmadığını belirtiyor.

Ancak iktidar partisine göre, muhalefetin, muhalefete göreyse iktidarın sandığa gömüleceği bir seçim sonucu çıkacağı konusunda tarafların kendinden emin olduğuna işaret eden Erdem, ekonomik göstergelerdeki sorun bir yana toplumsal durumun da endişe verici sinyaller gönderdiğini düşüncesini ifade ediyor.

Yönetimin giderek otoriterleşme, merkezileşme ve tek adam yönetimini teşvik etme şeklinde dizayn edildiğine dikkat çeken Erdem, "Son iki yılda, tüm insan hakları ve özgürlükler kullanılabilir olmaktan çıkmıştır. Kanun Hükmünde Kararname'lerle sivil-asker, her meslekten üst-alt görevliler, şimdiye kadar görülmemiş toplu kıyıma uğramıştır. Bir terör ve darbe girişiminin uzantıları hakkında soruştuma açma amacıyla, çok sayıda insan şimdiye kadar görülmemiş hak ihlallerine maruz kalmıştır" yorumunu yapıyor. 

Toplumsal tahribata yönelik tespitlerini şu satırlarla sürdürüyor, Erdem:

"Eğitim sistemi ve kurumlarında ciddi yıkımlar yaşanmıştır.

Kamu ihalelerinde izlenemez çeşitlilik yaratılmış, şeffaflık ve hesap verilebilirlik kaybolmuş, ileriye dönük devlet borçları yaratılmıştır.

Geçmişte yapılmış sanayi ve altyapı tesisleri satılmış, bazıları altyapı tesisleri inşa halindeyken yapım karşılıkları devlet garantisi ile hesapsız borçlanılmıştır. İmar haklarının bir kısmı ve kanun hükümleri gereği ödenmesi gereken cezalar, kanunla konulan fiyat karşılığında kaldırılmıştır. Kanunsuzluk ve mahkeme kararları yok sayılmış ve kanuna aykırılık cezaları parayla affedilmiştir.

Halkta ciddi ve çok yönlü ayrışma, kutuplaşma ve ötekileştirme yaratılmıştır."

Sözkonusu değer ve kurallardaki aşınmaya dikkat çektikten sonra, Erdem ekonomideki kötü gidişatı da hatırlatıyor ve 'sorumsuz danışmanlar'ın kabul ve teşvikiyle sanayi ve ekonomi politikalarının zaafa uğratıldığı kanaatini okurlarıyla paylaşıyor. 

Ekonomi yönetiminin bozulan dengeyi okuyamadığını ve öngörülerinin yanlış çıktığını hatırlatan Erdem, bu noktadan düzlüğe çıkışın tek bir yolu olduğunu ifade ediyor:

"Gerçekte bütün göstergeler, ekonomik durumumuzun, ancak bütün partilerin birlikte adım atmaları halinde düzelme yoluna girebileceğini göstermektedir. Bu durum seçimi kazanana göre değişmez. Kim kazanırsa kazansın seçim akşamı kazanan lider, “siyasi parti liderlerinden yarın sabah için randevu istedim, onlarla birlikte karar vereceğiz”  benzeri konuşmaz ise vah Türkiye’nin haline.

Öyle bir durumla karşı karşıya kalırsak, yani seçim kazanan parti lideri, hiçbir ciddi karar almadan Temmuz ayının, Haziran’dan iyi olacağı rüyasını anlatmaya kalkarsa, o rüyaya ertesi gün kendisi de inanamaz, yatağından kalktığında hiç beklemediği sayılarla karşılaşır, masasında gereğinin yapılması zor talimatları bulur. 

Mamafih, oy verme gününden sonra, hiç bir şey yokmuş gibi, tek başına sorunları gözden kaçırma sorumsuzluğuna halkın izin vereceğini sanmıyorum.

Hazırlanmakta olduğumuz seçimlerden sonra sahnede demokrasi oyunu gösterilip herkes evine gönderilemeyecektir.  

Kazanan parti, bazı kavramların cazibesini abartmadan ne yapacağını açık açık söylemek zorundadır.  

Bütün halk olarak bu manzara ile karşılaşmamıza üç haftadan az kaldı. Bu yirmi gün, seçim sonrasından daha iyidir; hepimiz için, siyasetin neresinde olursak olalım, bu günleri arayacağız."