Şub 25 2018

"28 Şubat'ta başörtüsü için mücadele ettim, bugün başörtülü muktedirlere karşıyım"

28 Şubat 1997'de Milli Güvenlik Kurulu Bildirisi'nin yayınlanmasıyla başlayan süreç, 'post-modern darbe' olarak nitelendirilmişti.

Artı Gerçek yazarı Ömer Faruk Gergerlioğlu, o günlerde cadı avının başlatıldığını, başörtüsü yasağı nedeniyle okullara öğrencilerin giremediğini, meslekten ihraçların yaşandığını ve bu ihraçlar sonucunda da intihar edenlerin olduğunu kaleme alıyor yazısında.

Yaşananların ise 'zalimce' yapıldığını söylüyor, "Başörtülü olduğu için kanser tedavisi reddedilen Medine Bircan teyzeler vardı. İnanılmaz bir linç vardı. İntihar  edenler vardı. Yüksek katlı apartmanların çatısından kendisini boşluğa bırakan muvazzaf subaylar vardı. İhraç edilmeleri sonrası girdikleri depresyondan kurtulamamışlardı" diyerek.

Gergerlioğlu, o gün yaşanan manzarayı ortaya koyarak şu soruları soruyor:

Günün iktidar sahiplerine ve destekçilerine soruyorum şimdi. Yukarıdaki halden farklı bir gün mü yaşadığınızı sanıyorsunuz siz? Bugün de hukuk rafa kaldırılmış değil mi? İntihar eden onlarca mazlum yok mu sanıyorsunuz siz? Gülünç gerekçelerle hayatı karartılmış insanlar bugün  yok mu sanıyorsunuz siz? Cezaevleri yine ağzına kadar doldurulmamış mı sanıyorsunuz siz? Derdini bile anlatmaya korkan yüzbinler yok mu sanıyorsunuz siz? Sessizce gözyaşı akıtan kadınların gözyaşları baksan sel olmaz mı sanıyorsunuz siz?

Acımanın ortadan kaldırıldığını duymadınız mı siz? Mazlumun ah'ının arşı titrettiğini bugünlerde hiç hissetmiyor musunuz siz? Peki nasıl olur da kalkıp 28 Şubat'ta yapılanların aynısının ve kat kat fazlasının yapıldığını görmezsiniz, bilmezsiniz siz eski 28 Şubat mağdurları? Nasıl olur da rollerin değiştiğini görmezsiniz siz? 21 yılda bu denli hayal kırıklığını nasıl oluşturdunuz siz?

Artı Gerçek yazarı, 28. Şubat'ın 21. yıldönümünde ise bugünkü manzaraya bakarak, hayal kırıklığı içerisinde olduğunu ifade ediyor. Ve, "dün beraber ağladığımız arkadaşlarımız bugün zalim. Dün beraber dayak yediğimiz arkadaşlarımız bugün mazlumlara dayak atıyor. Çok duyarsızlar, çok hissizler, çok zalimler" diyor.

Şöyle devam ediyor Gergerlioğlu:

"Zulüm bizdense ben bizden değilim" diyen Rachel Corrie gibi efsanevi bir genç hanımı örnek aldıklarını söyleyenler, imtihan edildiklerinde kaybediyorlardı bu değerli imtihanı. Onlar için artık muktedirin yaptığını tevil etme yarışı var. Görmezden gelme, hissetmeme, hissetse bile zalimce duygularla alay etme tercih ediliyor artık."

"28 Şubat günlerini özeleştiri yapmadan hatırlatmasın kimse bugün bana" diyen Gergerlioğlu, "statükonun keyfi içinde olanlar, her geçen gün artan iktidar kokuşmasını halen görmüyorsa  28 Şubat nostaljisi yapmasın bana" diyerek bugün yaşananlara dikkat çekiyor.

Başörtüsü için 28 Şubat'ta çok mücadele ettiğini ancak bugün ise başörtülü muktedirlerin karşısında olduğunu dile getiren Gergerlioğlu'nun yazısından öne çıkan satırlar şöyle:

Başörtüsü için o günler ve sonrasında çok mücadele ettim, halen gurur duyuyorum o mücadelelerden. Çünkü çok zalimceydi ve karşısında durmak gerekiyordu. Ama bugün başörtülü muktedirlerin karşısındayım, içim çok rahat. Yapılan hukuksuzluk karşısında devlet diliyle cevaplar üretmeye çalışan efsane isim Merve Kavakçı'nın kardeşi Ravza Kavakçı'nın tabii ki karşısında olacağım.

Tabii ki kalbim bir zulmü cesurca soran Alman gazetecinin kalbiyle birlikte çarpacak. Bir insanın özgürlüğünü 1 yıl boyunca iddianame hazırlamadan çok açık şekilde gasp eden şımarıklığa karşı duracağım tabii ki. "Zulüm bizdense ben bizden değilim" diyeceğim tabii ki ve başörtülü Ravza Kavakçı'nın karşısına dikileceğim. Ya o günlerin efsane ismi Merve Kavakçı ne oldu diye mi, soruyorsunuz? Ona zulmedilirken yanında duran Nazlı Ilıcak için tek kelam etmedi, daha başkasını söylemeye zaten gerek yok. Nasıl olur da safımı mazlumdan yana belirlemeyeyim ki, nasıl olurda belirlemeyin ki?

28 Şubat'ın 21. yılında roller değişti. Dünün mazlumları bugün zalimleşti. Aynısını hatta çok daha fazlasını yapıyorlar. Kulakları sağır, gözleri kör, kalpleri kararmış. His yoksunu inanılmaz keskin taraftarlar onlar artık. Ahlak, vicdan, hukuk artık yok, nasıl olsa artık bunlara ihtiyaç yok, artık "Müslümanların iktidarı var", evet var ama bilin ki artık Müslümanım diyen muktedir dalkavukluğunun bu dünyaya sunacağı birşey yok..!