Tiny Url
http://tinyurl.com/yxounht6
Şub 28 2019

'28 Şubat'ta yaşadıklarımızla bugünkü zulmü kıyaslamak mümkün değil'

28 Şubat sürecinde üç kızıyla birlikte cezaevinde yatan, adı başörtüsü eylemleriyle özdeşleşen HDP milletvekili Hüda Kaya, 21. yılında 28 Şubat'la ilgili değerledirmelerde bulundu. 

O dönemde binlerce kadının zulüm gördüğünü savunan Kaya, bugünkü iktidarınsa başörtüsünü ve 28 Şubat'ı istismar ettiğini öne sürdü ve "Bugünle 28 Şubat'ı kıyas mümkün değil" dedi.

Kaya, 28 Şubat sürecinin başladığı dönemde, boşanma davası açıp eşinin boşanmamak istememesiyle nedeniyle iki oğlu ve üç kızıyla İstanbul'dan gittiği Malatya'da bulunduğunu belirtiyor.

Kaya bu süreçteki başörtüsü eylemleri ve İslamcı çizgideki yayınlardaki, kılık kıyafet yönetmeliklerini eleştiren yazıları nedeniyle ceza döneminin başladığını anlatıyor:

"Biz 28 Şubat sürecinde, çocuklarımla beraber, boşanma sürecimizin devam etmesi sebebiyle gittiğimiz Malatya'da bulunuyorduk. Orada ticarete başlamıştık. Mağazamız vardı.

Çocuklarım okula gidiyordu. Hem ticaretimizle hem de çocuklarımızın eğitim çalışmalarıyla uğraşırken bir de yandan da sosyal, ilmi ve insan hakları paralelinde çalışmalarımız devam ediyordu. Radyo ve televizyonda çalışmalarımız oluyordu."

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Kaya, "O dönemlerde ilk olarak 1998'de kılık kıyafet yasağıyla ilgili yazdığım bir yazıdan dolayı gözaltına alındım, 312'inci maddeden yargılandım. Bu yargılamada 20 ay ceza aldım" dedi. 
 

Kaya, 1999'daki bu ilk tutukluluktan sonra cezaevine iki kızıyla birlikte girmi. "Karar mahkemesinde tahliye olmuştum, henüz iki üç ay geçmemişti ki, 1999'un ilkbahar aylarıydı, bu sefer tamamen kendiliğinden ani gelişen bir durum oldu. Üç kızım da Malatya İmam Hatip Lisesi'ne gidiyordu" diyen Kaya, devam etti: 

"Nurcihan, en küçüğümüzdü, henüz 16 yaşındaydı. Özgürlük duası ettirmişti. Kendisi söylüyor, topluluk da tekrar ediyordu. İntizar ise özgürlük türküsü isimli bir şiiri, kendisi tekrarlayıp topluluğun etmesiyle orada okumuşlardı. Tutukluluk sebebi bu. Kızlarım okuldayken ders sırasında, terörle mücadele ekipleri tarafından gözaltına alındı. Daha sonra benim de kaldığım yerde, benim de yakalanmamla birlikte tekrar gözaltı sorgulamaları sonucunda Malatya E tipi cezaevine bu sefer kızlarımla beraber girmiş olduk.

Aylar süren tutukluluk devam etti, beraber, kızlarımızla cezaevindeyken. Biri dokuz biri 13 yaşında iki çocuk oğlum dışarıda kalmışlardı. Tehdit edildik, hem dışarıda kalan iki oğlumuza, hem de sorgulamalarda bize tehditler yapıldı; 'Bak dışarıda çocuklar var, bir trafik kazasına kurban gidebilirler' gibi. Daha sonraki süreçlerde dosyası basına düştüğünde biz ne ile yargılandığımızı öğrenmiş olduk. Hakkımızda idam ile dava açıldığını 'Başörtüsüne idam' diye bir sürmanşetle koğuşa gelen gazetelerden öğrendik."

Haberin detayına buradan ulaşabilirsiniz