Tiny Url
http://tinyurl.com/y9qluqvs
Zülfikar Doğan
Eyl 09 2018

TELKODER Başkanı Arıak: Türkiye altyapısı 5G’yi kaldıramaz!

14 Kasım 2005’te yüzde 55 hissesi 1,3 milyar doları peşin, 6,5 milyar dolara Lübnanlı Hariri ailesinin Oger Telecom şirketine satılarak özelleştirilen Türk Telekom’da (TT), çoğunluk hisselerinin 4,5 milyar dolar kredi alacaklısı üç bankaya geçmesine verilen onayla, Türkiye’nin en değerli ulusal varlıklarından birisi, akıbeti meçhul bir noktaya geldi.

Hisse devrinden sonra geçen hafta yönetim kurulu üyeleri Suat Hayri Aka ile bağımsız üye, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fahri Kasırga yönetimden istifa ettiler.

Yerlerine Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcıları Dr. Ömer Fatih Sayan ve Bağımsız üye olarak da Selim Dursun getirildi. Dr. Sayan, yeni görev dağılımında Yönetim Kurulu Başkanvekilliğine seçildi.

Kredi alacaklarına karşılık yüzde 55 hisseyi devralan üç bankayı (Akbank, İş Bankası, Garanti Bankası) temsilen henüz yönetimde bir değişiklik olmadı. TT’de siyasi iktidar ağırlıklı yönetim yapısının süreceği izlenimi güçlenirken, telekomünikasyon sektörünün birikmiş sorunlarının çözümü için nasıl bir yol izleneceği de merak konusu.

Sektörün en köklü ve kapsayıcı kurumu Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (Telkoder) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, TT’nin öncelikle para kazanmaya, kâr etmeye ve yatırım yapmaya yönelmesinin acil olduğunu, bunun içinde yıllardır sahip olduğu altyapı tekelini diğer işletmecilerin kullanımına açması, kiralaması gerektiğini söyledi.

TT’nin özelleştirildiği döneme göre dolar bazında yüzde 50’den fazla değer kaybettiğini, borsa değerinin üçte bir seviyesine düştüğünü kaydeden Arıak, özelleştirme ile sektörde hedeflenen serbestleşmenin, rekabetin, fiyat ve hizmet kalitesinde artışın sağlanamadığını belirterek, hisseleri devralan bankaların kalan 8 yıllık lisans süresinde, tüm bunları gerçekleştirmelerinin olanaksız olduğunu savundu.

Ahval’e TT ve telekomünikasyon sektörünün güncel durumuyla ilgili görüşlerini aktaran Telkoder Başkanı Yusuf Ata Arıak, 24 Mayıs’ta eski Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla 14-15 yıla yakın süredir gerçekleşmesi için yoğun çaba sarfedilen ‘Sabit Elektronik Haberleşmede İşbirliği ve Altyapı Paylaşımı Protokolü’nün imzalandığını anımsatarak şöyle konuştu:

“TT özelleştirildiğinde 35 milyon kilometre bakır iletim hattı ve diğer hazır altyapıların tekeli de Haririlere devredildi. Özelleştirmede amaç, sektörün serbestleşmesi, ses ve veri nakli, iletişim, internet, bilişim, dijitalleşme ve fiber altyapıda hızla yeni yatırımların yapılması, sektörün rekabete açılması, servis kalitesinin yükselmesi, teknolojik olarak küresel düzeyde rekabet edebilir noktaya gelinmesiydi. Bunların hiç birisi olmadı.

Bizim serbest işletmeciler olarak sektördeki payımız hâlâ yüzde 8 düzeyinde. Serbestleşme için bunun en az yüzde 30-40 olması lazım. Sabit telefonda bugüne kadarki tüm yatırımlar çöpe gitti, sokağa atılmış oldu. Sabit telefon Almanya’da yüzde 40-45, İngiltere’de yüzde 20-30 arasında kullanımda. Bizde yüzde 2-4 arasına kadar düştü ve hızla geriliyor.

Bunda whatsapp, skype vb. etken ama aynı durum tüm ülkelerde söz konusu. TT, tekelinde olan kurulu altyapının yüzde 10’unu bile kullanmıyor. 24 Mayıs’ta TT, Turkcell, Telkoder, Vodafone, Türksat’ın katılımıyla imzalanan protokolle TT ve Türksat fiber altyapısının diğer işletmecilere de açılması, kiralanması amaçlanıyor.

Bu hem TT ve Türksat’a para kazandıracak hem de Türkiye’nin altyapıya gereksiz harcama, yatırım yapmasının önüne geçecek. Her işletmecinin aynı yerlerde, aynı bölgelerde ayrı ayrı altyapı kurmasının, kablo döşemesinin ülke ekonomisine 5-6 milyar dolarlık ağır bir yükü olacak. Üstelik bu yatırımlar yıllar alacak. TT de kiralayacağı, kullandıracağı altyapıdan ciddi paralar kazanacak.

Hisseleri devralan bankaların, TT’ye para kazandırmak için öncelikle bu işe hız vermeleri, belki de sırf altyapı kullanımı-kiralanması için TT bünyesinde ayrı bir şirket kurmaları gerek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı 100 günlük İcraat Programı’nda telekomünikasyon, dijitalleşme, iletişim, internet vb. yüksek teknoloji alanında somut bir hedef görmediklerini vurgulayan Arıak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda Türkiye’de sektörün toplamı 14-15 milyar dolar. TT’nin fiber kablo altyapısı 250-270 bin kilometre. Bunun hızla en az 1 milyon km’ye hatta üzerine çıkması lâzım.

Bu alanda teknoloji çok hızlı değişiyor. Belki kısa süre sonra 1 milyon km’de yetmeyecek, yepyeni teknolojiler ortaya çıkacak. Küresel rekabet, teknoloji, dijitalleşme, internet hızlı iletişimle olanaklı. Bu elzem. Şu andaki fiber altyapı 5G’yi kaldırmaz. Sosyal gelişim, eğitim, savunma için yetersiz. Övündüğümüz milli İHA’ları, SİHA’ları işletemez konuma gelebiliriz.

Bu aşamadan itibaren Türkiye telekomünikasyon sektörünün topyekûn ele alınması lazım. TT son dönemde işletmeci, yatırımcı ortak aradı bulamadı. Bu bilanço, zarar tablosuyla olmadı. Paul Doany çok deneyimli birisi ama o da bulamadı.

Şimdi devralan bankalar da yatırımcı ortak, sermaye koyacak, hisseleri devralacak talipli bulamazlar. Hele bu ekonomik tabloda, dövizin, faizin geldiği bu noktada iyice olanaksız. Hisselerin ve lisansın 8 yıl süresi kalmış. Bu süre için kimse bu kadar yüklü borcun, yatırımın, taahhüdün altına girmez.”

Haririlerin batırdığı TT hisselerini devletin geri almasının palyatif bir çözüm olacağını kaydeden Telkoder Başkanı Arıak, bu durumda özellikle ses, veri aktarımı, bilgi, özel haberleşme, yayıncılık vb. uygulamaların devletleştirilmiş olacağını, bunun da uluslararası algı ve iletişim özgürlüğü açısından hoş karşılanmayacağını, Türkiye’ye bakışı ve TT’nin değerini daha da aşağı çekeceğini dile getirdi.

Özelleştirmenin ‘devlet işletemiyor, yatırım yapamıyor, rekabet oluşmuyor’ diye yapıldığını kaydeden Yusuf Ata Arıak, bu aşamadan itibaren altyapı paylaşımına geçilmemesi durumunda Türkiye’nin özelleştirme geliri kadar bir tutarı daha sokağa atmış olacağını belirterek Ahval’e şunları söyledi:

“Gerçekte TT’de yönetimde devlet, hükümet özelleştirme sonrası da hep var oldu, ağırlıkta oldu. Altın Hisse, Hazine payı, Bağımsız üye vb. ile siyasi iktidar, devlet, yönetimde hep baskındı. Ayrı bir şirket olmasına karşın farklı nedenlerle Turkcell’de de benzer durum, yani siyasi ağırlıklı bir yönetim yapısı var.

TT’de bugüne gelinmesinde de devletin yönetimde baskın ve ağırlıklı olması önemli bir etken.  Bankaların şu anki sahiplikleri mecburiyetten. Kredi vererek zaten bir risk almışlardı. Şimdi de riski bankaların üzerine yıktılar. Zaten durumun ne olduğu ortada.

Özelleştirme yapıldığında TT’nin değeri 12 milyar dolar dolayındaydı. Bugün borsadaki değeri ortada, 3 milyar dolara inmiş durumda. Bu noktaya gelinmesinden yabancı ortaklar, bugüne kadar yönetimde olanlar, görev alanlar hepsi sorumlu.

Ancak artık kucağımızda çok ciddi ve ağır bir sorun var. Şu anda geçmişin hesaplaşması ayrı, bugün ne yapacağız, bu işin içinden nasıl çıkacağız ayrı. Acil olan ikincisi, yani ne yapacağız, nasıl çıkacağız?

Sürekli ülkenin teknolojik gelişiminden, bir üst kategoriye atlamasından, ilk 10 ülke arasına girmesinden söz ediliyor da, bu altyapı ile olanaksız. Dediğim gibi 5G’yi kaldırmaz.

TT kendime rakip yaratmayayım diye yüzde 10’unu bile kullanmadığı altyapıyı 13 yıldır diğer kullanıcılara açmadı, yıllardır üzerine yattı. Altyapı paylaşımıyla Türkiye’nin yatırım ihtiyacı yüzde 10’a düşüyor. Şu anda varlık içinde yokluk çekiyoruz. TT, Türksat, Turkcell altyapı paylaşımını yapsa telekomünikasyon sektörü, internet, dijitalleşme, teknolojik olarak atağa geçer.

24 Mayıs protokolü ile bu yol açıldı. Bu büyük bir adım ama seçim, yeni yönetim, dış sorunlar, şimdi ekonomik sorunların gölgesinde kaldı. Türkiye’nin bugünü ve yarını için fiber çok hayati. Bankalar ve yeni yönetim sadece bu adımı bile atsa, TT altyapı paylaşımı ve kiralamasından çok ciddi, kalıcı, düzenli ve uzun vadeli kazanç elde eder. Yeni altyapı yatırımlarına kaynak doğar, süreç hızlanır. Türkiye’de olmayan altyapı TT’de var ve öylece duruyor.”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar