Şub 19 2018

“AB, mülteci meselesinden dolayı Erdoğan'a kendi sesini de teslim etti”

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar Gezi sürecinden bu yana dozajını artırarak devam ediyor.

15 Temmuz sonrası ilan edilen olağanüstü hâl ile de bu artık zirvelere ulaşmış durumda.

Öyle ki, dünyanını önde gelen basın kuruluşlarının Türkiye hakkında verdikleri notlar her geçen yıl dibe vuruyor.

Son dönemde AB’ye de Türkiye’deki bu duruma yeterli tepki göstermedikleri yolunda eleştiriler yöneltiliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü Kenneth Roth de, Avrupalı liderlerin Türkiye'deki basın ve ifade özgürlüğüne gerekli önemi vermediği görüşünde.

Münih Güvenlik Konferansı'nın açılışına da Deniz Yücel'in serbest bırakılmasının damga vurduğu belirtiliyor. Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gerilmesinde önemli rol oynayan faktörlerden birinin ortadan kalkması ile siyasilerin diyalog çağrısında bulunduğu ifade ediliyor. 

Ancak Yücel serbest bırakılırken öte yandan Ahmet  Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak ise müebbet hapis cezalarına çarptırıldı. 

DW Türkçe’den Seda Serdar’ın sorularını yanıtlayan Roth, “Bu, aslında Batı'nın Türkiye'ye bakışındaki sorunu da gösteriyor. Çünkü bu gazeteci Alman vatandaşı. Ancak ondan sonra altı Türk vatandaşına müebbet hapis cezası verildi. Şu günlerde bir misillemeye maruz kalmadan Erdoğan karşıtı bir açıklama yapmak çok zor” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“Maalesef Türk adaletinin bağımsızlığı konusunda büyük sorular mevcut ve bu aslında yeni bir sorun değil. Erdoğan ve Gülen'in işbirliği yaptığı dönemde askeri sivil kontrolün himayesi altına almak için adli sistemde birçok ödün verilmişti. Şimdi de benzer bir durum yaşanıyor. Adli sistem hukukun üstünlüğünü korumak, hükümeti sorumlu tutmak için ya da insan haklarını savunmak için değil, Erdoğan'ın hakimiyetine siyasi bir tehdit oluşturan kişilerden kurtulmak için kullanılıyor.”

Roth, Türkiye’nin AB ile ilişkileri konusunda, “Avrupa maalesef bugüne kadar mülteci anlaşması nedeniyle zaten üzerine düşeni yapmıyordu. Avrupa mültecilerin gelmesini engellemek için Erdoğan'a altı milyar Euro'nun yanı sıra kendi sesini de teslim etmiş oldu ve bu nedenle demokrasiye karşı bu sıra dışı baskı esnasında Avrupa'nın sesini pek duymuyoruz” diyor.

Yıllar önce AB’nin Kopenhag Kriterleri'nden ve üyelik müzakerelerinden bahsettiğini ancak gelinen noktada tam tersi olduğunu söylüyor:

“Şimdi ise insan hakları en alt seviyede, bodrum katında. Sanki Avrupa'nın umrunda olan tek şey mülteci anlaşması ve bu aşırı derecede basiretsiz bir yaklaşım.”

Son günlerde torba yasa ile internete RTÜK denetimi getirilecek olmasını da değerlendiren Roth, “Erdoğan hükümetine baktığımda kendi halkından korkan bir hükümet görüyorum. Eğer kendine güveni olan bir hükümet olsaydı ve eğer bu sözde terörist dediği tehdidin bir geçerliliği olsaydı o zaman özgür basına kucak açardı. Çünkü özgür bir basın bu gerçekleri ortaya koyabilirdi” ifadesini kullanıyor.“Televizyonların büyük kısmı susturuldu, gazeteler de aslında kontrol altına alındı ve gazeteciler hapise atıldı” diyen Roth, “Haber sadece internet üzerinden alınabiliyor. Erdoğan'ın bu adımı atmasına şaşırdım mı? Hayır, şimdiye kadar yaptıkları ile tutarlı bir davranış. Ancak bu tamamen kendi güvensizliğini ve kanıtlar üzerinden tartışmadığını gösteriyor” görüşünü dile getiriyor.

http://www.dw.com/tr/roth-bat%C4%B1n%C4%B1n-t%C3%BCrkiyeye-bak%C4%B1%C5%9F%C4%B1-sorunlu/a-42640240