Tem 26 2019

Economist: AB'nin artık Türkiye'ye karşı ne yeterli havucu ne yeterli sopası var

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında son yıllarda kriz hâlindeki ilişkiler, Kıbrıs’taki doğal gaz arama faaliyetleri ile birlikte yaptırım boyutuna ulaştı.

AB bir dizi yaptırımlar açıklarken Avrupa Yatırım Bankası da yıl sonuna kadar Türk devletine bağlı kurumlara kredi musluğunun kesildiğini duyurdu.

The Economist dergisi, Türkiye-AB ilişkilerindeki yükselen tansiyonu değerlendirirken “İlişkiler çöküyor ve Avrupa'nın mevcut koşullarda yapacacakları, dış politikada ne kadar ciddi olduğu konusunda bir sınav olacak” yorumunu yaptı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Economist'in Avrupa sayfalarında Charlemagne köşesindeki yazıda, “AB'nin artık Türkiye'ye karşı ne yeterli havucu ne yeterli sopası var” görüşüne yer veriliyor.

Yazıda, "Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması sonrası Türkiye'yi Avrupa'ya, daha geniş anlamda da Batı'ya demirledi. Yaklaşık 100 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan bu süreci tersine çeviriyor” deniyor.

"Türkiye Cumhurbaşkanı'nın arka arkaya attığı adımlarla gücünü daha da artırması ülkeyi doğusundaki komşularına daha da yaklaştırdı” ifadesinin yer aldığı Economist yazısında, Türkiye'nin AB üyeliği için yaptığı başvurunun da artık alay konusu olduğu ve son dönemde yaşanan gelişmelerin, durumu daha da kötüleştirdiği kaydediliyor.

Türkiye’nin, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini teslim alması ve Kıbrıs çevresindeki doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle Türkiye'ye yaptırımlar uygulamaya başlandığına dikkat çekilen yazıda, "AB'nin, yakın komşusunun kendisinden uzaklaşmasını durduramaması da kendisi açısından üzüntü verici bir durum. Birlik kendisini mahçup hissetmeli” görüşü dile getiriliyor.

The Economist yazısı şöyle devam ediyor:

"Geçmişte birliğin Türkiye konusunda uzlaşmacı bir tavır takındığı dönemler oldu. Özellikle de Türkiye göçmen krizi sırasında para ve vizeler karşılığında AB'nin sınır muhafızı olarak davranmayı kabul ettiğinde. AB liderleri sık sık Türkiye'nin otoriterliğe kayışını eleştirmektense, sessiz kalmayı tercih ettiler. Diğer dönemlerde ise AB, "Anadolu" coğrafyasına dudak bükerek Türkiye'yi dışladı, birliğe üyelik perspektifi olmadığını savundu ve şimdi de Erdoğan'ın günahlarını cezalandırmak için ceza kesiyor. Tüm bunların sonucu ise olabilecek en kötü durum. AB, ‘havuç-sopa’ politikasıyla Türkiye'yi cezbederek yeniden yanına çekebilir ya da boyun eğmeye zorlayabilir. Ancak AB'nin artık Türkiye'ye karşı kullanabileceği ne yeterli havucu ne de yeterli sopası var. "


Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz.