Haz 27 2018

Gitti adaylık, geldi ‘kilit ortak’

Avrupa Birliği yarınki zirvesinde onaylayacağı kararlarla Türkiye’ye atıf yaparken aday yerine ‘kilit ortak’ kavramını benimsiyor. Dışişleri Bakanları’nın dün kabul ettiği kararlar yarın ve Cuma günü devam edecek liderler zirvesinde onaylanacak.

Diğer aday ülkeler gibi genişleme başlığı altında yer alsa da AB’nin 2005’ten beri müzakereci aday ülke olan Türkiye’ye artık ‘kilit ortak’ olarak seslenmesi dikkat çekiyor. AB’nin Türkiye ile ilişkilerde odağının adaylık müzakerelerinden ortak çıkarlara kaydığı görülüyor.

Türkiye’ye ayrılan 6 paragrafın ilkinde Türkiye’nin kilit bir ortak olarak AB için çok önemli olduğu vurgulanıyor ve hemen ardından göç, terörle mücadele, enerji, ulaşım, ekonomi, ticaret alanlarında ortak sorunlara karşı işbirliğinin devamı talep ediliyor. Türkiye ev sahipliği yaptığı 3.5 milyon göçmen için de takdir ediliyor.

Son paragraf ise Türkiye’nin müzakereci aday ülke vasfını kaybettiğini ilan ederek, kayıtlara geçiriyor. Ülkenin AB’den uzaklaşmaya devam ettiğine dikkat çekilerek, üyelik müzakerelerinin durma noktasına geldiği ve herhangi bir müzakere faslının açılmasının da öngörülmediği vurgulanıyor.

Üyelik müzakerelerinin yürütülmediği bir ortamda ilişkileri canlı tutmak için düşünülen Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de gündemden çıkarılıyor. AB, GB’nin ele alınmasının söz konusu olmadığının altını çiziyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel geçtiğimiz aylarda GB’nin güncellenmeyeceğini açıklamıştı.

Daha sonraki paragraflar ise sert eleştirilere ayrılmış. AB’nin 15 Temmuz darbe teşebbüsünden hemen sonra girişimi kınadığı ve Türk halkı ve demokratik kurumları ile dayanışma içinde olduğunu açıkladığına işaret edilirken, darbe sonrası alınan tedbirlerin ‘ciddi endişelere’ yol açtığı belirtiliyor. Türkiye’nin acilen bu gidişata son vermesi talep ediliyor.

AB’nin hukukun üstünlüğü ve ifade hürriyeti gibi temek hak ve özgürlükler alanındaki gerilemeden ‘derin kaygı’ duyduğu vurgulanan kararlarda, ‘yargının işleyişi ve bağımsızlığı alanlarındaki geriye gidiş ile milletvekillerini, insan hakları savunucularını, sosyal medya kullanıcılarını da kapsayan ve siyasi parti temsilcilerini, akademisyenleri, gazetecileri hedef alan gözaltılar, tutuklamalar ve sınırlamalar hiç bir şekilde hoş görülemez’ diyen AB sonuç bildirgesi, yürürlüğe girecek olan anayasa değişikliklerinin Venedik Komisyonu tarafından eleştirildiğini, denge ve fren mekanizmalarının bulunmadığını, kuvvetler ayrılığı ilkesini de tehdit ettiğini vurguluyor.

Sonuç bildirgesi her zaman olduğu gibi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile yaşanan ikili sorunlara da dikkat çekiyor.