Oca 01 2018

"AB ile ilişkiler 2018'de de düzelmez"

2017'nin son günlerinde Türkiye dış politikada özellikle Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin yumuşayacağı yönünde mesajlar verdi. Avrupa'dan da bu yönde olumlu açıklamalar geldi. 

Hollanda Başbakanı, "Türkiye ile ilişkilerin düzelmesi iyi olur" şeklinde açıklamalarda bulundu. Almanya'dan da benzer açıklamalar geldi. Son olarak Dışişleri Mevlüt Çavuşoğlu Almanya için, "Her iki taraf da ilişkileri normalleştirmeye hazır" dedi ve 2018'in ilişkilerin iyileştirilmesi adına daha iyi bir yıl olacağını söyledi.

Çavuşoğlu'nun açıklamasına cevap ise gecikmedi. Almanya'dan Türk kökenli bir siyasetçiden geldi yanıt üstelik. 

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, Çavuşoğlu'nun verdiği olumlu mesajların Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik durumdan kaynaklandığını ifade etti. Özdemir, Türkiye'de siyaset ve sivil toplum temsilcilerinin cezaevinde bulunduğu müddetçe de Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

Dünya Gazetesi'nden İlter Turan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin şu anda herhangi bir yönde ilerlemesinin hayli zor göründüğüne işaret ediyor. Gerekçesini ise, Türkiye’de uygulanmakta olan yönetim sisteminin, AB’nin üzerine bina edildiği ideolojik temellerden çok farklı bir yöne sapmasına bağlıyor.

OHAL şartları altında yönetilen Türkiye'de İnsan hakları ve demokratik uygulamaların AB'deki temellerden bir hayli uzak olduğunu söylüyor Turan…

Turan, Türkiye’de tüm devlet kurumlarının kurumsallıktan veya profesyonellikten uzaklaştığından yakınıyor. Ve uyarıyor:

İdare zamanla Rusya’dakinden de daha kötü hale bile gelebilir.

Turan 2018'de Rusya ile ilişkilerin mevcut durumdan farklı olmayacağını belirtiyor. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde ise  bir değişkenlik yaşadığına vurguda bulunuyor. "Trump Sayın Erdoğan’ın en iyi arkadaşlarından biri olduğunu telaffuz etmişti. Şimdi ise ABD’nin elçiliğini Kudüs’e taşıma kararının ardından Cumhurbaşkanımız Trump’ı her türlü yanlış işi yapmakla suçladı" diyor.
ABD ile ilişkilerin iki düzlemde cereyan ettiğini ifade ediyor:

Birincisi temel güvenlik ilişkisidir ki, bu alanda ABD’nin Kuzey Suriye’deki Kürtleri desteklemesi ve Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze sistemleri almasıyla nedeniyle bir karşılıklı güven erimesi yaşanıyor. İkincisi ise söylemlerin ve siyasi beyanların seviyesi ki – ki bu alanda her türlü tutarsız, şık olmayan ifadeler karşılıklı olarak gidip geliyor. İlginçtir, anketler çoğu Türk vatandaşının ABD’yi en büyük düşman olarak gördüğünü gösteriyor. Bu iktidar ilişkileri düzeltmek için kamuoyu baskısı altında değil demektir. Dolayısıyla, hükümet ABD’yi eleştirmekten siyasi kazanç sağlamayı bile ümit edebilir