Ara 21 2017

AB ve Polonya arasında ipler gerildi: 7'nci madde işletiliyor

2004 yılında, Avrupa Birliği'nin tarihindeki en büyük genişleme dalgasında içlerinde Polonya’nın da bulunduğu  10 yeni ülke Avrupa Birliği'ne katıldı. Polonya'da 2014 yılında iktidara gelen muhafazakar eğilimli yönetim, kısa sürede Brüksel ile olan ilişkilere Donald Tusk kadar önem vermediğini gösterdi. Muhafazakar iktidarın bir süredir çıkardığı yasalar Brüksel ile Varşova arasında gerginliği tırmandırıyor.

AB Komisyonu, tartışmalı reform yasaları nedeniyle Polonya’ya yaptırım uygulamaya hazırlanıyor. AB tarihinde bir ilk olacak 7'nci maddenin işletilmesi ile Polonya'nın oy hakkının iptal edilmesi de gündeme gelebilecek.

7’nci maddenin uygulamaya geçirilmesi için üye ülkelerin oy birliği gerekirken AB Komisyonu ayrıca Polonya hakkında yargı reformu nedeniyle devam eden ihlal prosedürüne paralel olarak AB Adalet Divanı nezdinde de şikâyet başvurusunda bulunacağını bildirdi.

AB Komisyonu Başkanvekili Frans Timmermans, Varşova'daki milliyetçi muhafazakar hükümetin son iki yılda yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine ciddi tehlike oluşturacak toplam 13 yasayı kabul ettiğine vurgu yapaarak, çıkarılan yasaların bir ortak noktası olduğunu söyledi :Polonya'da iktidarın yargı sistemine "sistematik” müdahalesini mümkün kılmak.    

Timmermans, "sözleşmelerin korunmasından sorumlu olan Komisyon'un üzülerek de olsa AB Sözleşmesi'nin 7'nci maddesini Polonya'ya karşı işletmek dışında seçeneğinin kalmadığını’’ ifade ederken Brüksel‘in Varşova ile yapıcı bir diyaloğa her zaman açık olduğunu vurguladı.   

Öte yandan Polonya hükümeti AB Komisyonu'nun adımına öfkeli tepki vererek, kararın siyasi olduğunu savunuyor. Polonya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Birlik sözleşmesinin 7'nci maddesinin işletilmesine yönelik başvurunun gerekçesinin "hukuki olmaktan ziyade siyasi olduğu" ifade edildi. AB Komisyon'unun tavrının "karşılıklı güven ilişkilerini bozma tehlikesi taşıdığı" belirtildi.

AB Sözleşmesi'nin 7'nci maddesi şimdiye kadar hiçbir Birlik ülkesine karşı devreye sokulmamıştı. Prosedürün başlaması için Avrupa Parlamentosu'nun onayı ve üye ülkelerin beşte dörtlük çoğunluğunun -- yani en az 22 ülkenin -- "Avrupa temel haklarının ağır ihlali tehlikesinin Polonya'da belirgin bir biçimde var olduğu" görüşünde mutabık olması gerekiyor.  Bu koşulların gerçekleşmesinin ardından yaptırımlar için yine tüm üye ülkelerin oybirliğiyle karar alması şart.

Macaristan'dan Polonya'ya bu karara ilişkin güçlü destek geldi. Macaristan Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen, AB Komisyonu'nun Polonya'ya karşı tavrının kabul edilemez olduğunu ifade ederken ülkenin bağımsızlığını ihlal ettiğini korudu. Semjen, Macaristan’ın AB içinde Polonya'ya yaptırımların  gündeme gelmesi durumunda AB Konseyi'ndeki veto hakkını kullanarak Polonya'nın arkasında duracağını belirtti.

Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen hafta gerçekleşen AB liderler zirvesinde,  Komisyon'a destek vereceklerini belirtmişlerdi.

 

 

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ise Twitter üzerinden  yaptığı paylaşımda, "Bugün hem Polonya hem de AB için zor bir gün. Böyle dönemlerde diyaloğa özellikle ihtiyaç duyuluyor" diyerek Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki'yi Brüksel'e davet etti.