Oca 22 2018

Kati Piri: AB-Türkiye zirvesi sonuç odaklı olmalı

Batı ülkeleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden giderek uzaklaştığını ifade ederken, ‘imtiyazlı ortaklık’tan Türkiye ile müzakerelerin sonlandırılmasına kadar AB-Türkiye ilişkisi için farklı formüller önerilmeye devam ediyor.

Avusturya'nın yeni Başbakanı Türkiye'nin AB'de yeri olamayacağını belirtti. Sonrasında Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık arasında varılan uzlaşının, Ankara'ya da bir rol modeli olabileceğini ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ise farklı bir yaklaşımı oldu - Türkiye’nin AB üyeliğinde ilerleme sağlanabilirmiş gibi bir ikiyüzlülüğün uygulandığını söylemesi uzun süre tartışıldı.

Gözler şimdi de düzenlenmesi için çalışmalar yürütülen AB-Türkiye zirvesinde. AP Türkiye Raportörü Kati Piri, zirve için beklentisini, “Amaç sadece fotoğraf çektirip konuştuğumuz izlenimi vermekse yararlı olacağını sanmam. Somut sonuçlar çıkmalı” şeklinde dile getirdi.

Piri, AB-Türkiye ilişkisinin düzelmesi için Türkiye’nin çok somut adımlar atması gerektiğini belirtirken, AB’nin de Ankara ile "pragmatik ilişki” seçeneğinden kaçınması gerektiğini savundu.

Piri’ye göre ilişkiler 2017’de o kadar kötü bir hal aldı ki, düzeltmek zor olmayacak. AB'nin belli başlı ülkeleriyle ikili düzeyde ilişkilerin kötü olmasının, AB ile de iyi ilişki içinde olmayı mümkün kılmadığını hatırlatan Piri, "İkili düzeyde Hollanda’da elçimiz yok, Almanya'yla şu ya da bu konuda sorunumuz var ama AB ile işbirliği istiyoruz” diyemezsiniz,’’ diyor.

Şimdilik rafa kaldırılmış olan Gümrük Birliği'nin modernizasyonu konusundaki görüşleri sorulan Piri,  AP içinde çoğunluk Gümrük Birliği'nin modernizasyonundan yana olduğunu hatırlatıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

‘’Fakat öncesinde Türkiye'nin AB standartlarına bağlılığı konusunda ciddi sinyaller bekliyoruz. Örneğin hâlen 100’den fazla gazeteci hapiste. İki değişik partiden 10 milletvekili hapiste. Hapiste olan AB vatandaşları var. Kararlarına uyulmayan bir AYM var. Tüm bu konularda iyileşme göremedik. Ankara ile bazı AB ülkeleri arasında ikili temaslar ve Türkiye'de tutuklu birkaç AB vatandaşının serbest bırakılması konusunda girişimler gözlemliyoruz. Elbette sadece AB vatandaşlarının durumuyla değil Türk vatandaşlarının durumuyla da ilgileniyoruz. Umarım 2018 içinde Gümrük Birliği konusunu müzakere etmeye de başlarız. Ancak bunun AB devletlerinin çoğunluğu tarafından kabulü için şu an gördüğümüzden çok daha fazlasını görmemiz gerekiyor. Almanya’da kurulması beklenen koalisyon hükümetinin konuya yaklaşımı da bu yönde.’’

Macron’un bugüne kadar Türkiye'ye karşı ikiyüzlü davranıldığı ve ilişkilerin yeniden düşünülmesi gerektiğini söylemesiyle ilgili konuşan Piri, Türkiye’nin üyeliği konusunda Fransa'nın tutumunun son 20 yıldır değişmediğini hatırlatıyor.  ‘’AB’nin garip bir yapı olduğunu söylemek mümkün. Müzakerelere başladık ama herkes bazı üye devletlerin Ankara ile müzakerelerin üyelikle sonuçlanmamasını ümit ettiğini veya arzuladığını biliyordu. Bu görüş ayrılıkları 2004’te müzakerelere başlandığında da vardı. Türkiye’deki gelişmeler de böyle düşünenlerin ekmeğine yağ sürüyor,’’ diyor Piri.

Yılan hikayesine dönen Türkiye-AB ilişkisinde, üyelik perspektifini ortadan kaldırıp ilişkileri pragmatik zemine kaydırmak, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü bırakıp sadece ticaret ve terörle mücadele gibi konulara odaklanmak AB açısından büyük bir hata olacağını savunuyor Piri.

Piri, "üyelik meselesi masadan kalktı, Türk hükümetiyle pragmatik ilişki yürütelim” diyerek çizgi çekme seçeneği benim hoşuma gitmiyor,’’ diyor.

AB’nin 28 farklı Türkiye stratejisi olduğunu ifade eden Piri, bunun bir sorun olduğunu söylüyor.

AYM’nin Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararı sonrası yaşananların Avrupa Parlamentosu’nda nasıl değerlendirildiği sorulduğunda, ‘’hukukun üstünlüğü ilkesi Avrupa Parlamentosu için en can alıcı konudur,’’ hatırlatmasını yapıyor Piri. ‘’AYM’nin iki gazeteci hakkında tahliye kararı vermesinden sonra yerel mahkemelerin bu kararı görmezden gelmesi ne yazık ki Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin ne derece erozyona uğradığının en güzel örneğidir,’’ diyen Piri, AYM kararının hayata geçirileceğini ümit ettiğini söyledi.

Avrupa Konseyi’nin girişimiyle OHAL Komisyonu’nun kurulmasına değinen Piri, ‘’Aylar önce kurulmuş ve potansiyel olarak görevinden alınmış veya hapiste olan yaklaşık 160 bin kişinin başvurusunu inceleyecek olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir karar açıklamadı,’’ değerlendirmesinde bulundu.

AİHM iç hukuk yolları tüketilene kadar mağdurların başvurularını kabul etmezken, OHAL komisyonu en kısa sürede kararlarını açıklamaya başlamazsa etkin iç hukuk yolu özelliğini yitirebileceğini ifade ediyor Piri.