‘Abant müdavimleri’ tartışması: Onlarca kişiden ‘katılmadım’ itirazı

Yazar Hikmet Çiçek’in “FETÖ’nün Solcuları” isimli kitabında “İşte Abant Müdavimleri” başlığı altında Abant Toplantıları’na katıldığını iddia ettiği onlarca kişiden tek tek itiraz geliyor. 

Yazar Çiçek’in verdiği 300 kişilik listede yazarlar, gazeteciler, reklamcılar, avukatlar, oyuncular, insan hakları savunucuları, siyasetçiler, emekli büyükelçiler, akademisyenler, film yapımcıları, müzisyenler yer alıyor. Ancak başta gazeteciler Faruk Arhan, Bülent Aydın ve oyuncu Lale Mansur olmak üzere onlarca kişi bu toplantılara katılmadıklarına dair açıklama yapıyor. Bu isimler kitap hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

Diken’e konuşan bu isimler şunları söylüyor:

"Gazeteci Faruk Arhan: Ben hayatım boyunca hiçbir zaman Abant’a gitmedim. Sadece okul yıllarında otobüsle Bolu’dan geçtim. Kitaptaki isimler ‘Ergenekon karartılmasın, derinleştirilsin’  imza metnindeki 300 kişiye aittir. Bu insanlar o dönem sadece şunu istediler: 80 yaşındaki İlhan Selçuk neden sanık? JİTEM’in kurucusu olduğu söylenen Arif Doğan neden tanık? O dönem sorduğumuz soru buydu. Suçlu ve masum ayrımı yapılmasını, Ergenekon soruşturmasının derinleştirilmesini talep etmiştik. Darbe kalkışmasında bulunmuş, 258 insanın ölümüne sebep olmuş bir çeteyle mücadelenin sürdüğü bu sıcak dönemde bu insanların isimlerini peş peşe koyup bir iddianamenin alt metni gibi sunmak tek kelimeyle hedef göstermektir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Biz öncelikle Abant’a yolu düşmeyenler, maddi-manevi olarak bu kitapta emeği geçenlere suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.

Avukat Emel Ataktürk: Yaşamımı insan hakları mücadelesi içinde geçirdim. İnandığım şeyleri açıkça yaptım, inandığım şeyleri açıkça söyledim. Bu zat, bu kitabı yazarak ne amaçlamıştır, onu bilemem ve hiç bu tartışmaya girecek değilim. Ama bildiğim bir şey var o Abant toplantısına hiç katılmadım ve bu uydurma iddianın sahibine karşı yasal yollara başvuracağım.

Avukat Ali Deniz Ceylan: Hayatımda hiç Abant’a gitmedim. Tatil için dahi gitmedim. Çiçek böyle bir şeyi nasıl uydurmuş bilmiyorum. Kitapla ilgili manevi tazminat davası açmayı düşünüyorum. Ayrıca bu kitap bu haliyle yayınevinin editörlerinin elinden nasıl geçmiş anlamak mümkün değil. Biz mahkemelerdeki savunmalarımızda sert eleştirinin herhangi bir dava ve yaptırımla karşılaşmaması gerektiğini savunuyoruz. Ama burada söz konusu olan eleştiri değil. Olmayan bir şey olmuş gibi yazılmış, bir olgu isnadında bulunulmuş. Dolayısıyla bunun eleştiri olarak kabul edilebilir bir tarafı yok. Bu düpedüz asılsız bir ifadedir.

Film yapımcısı Çiğdem Mater: Hikmet Çiçek’in kitap süsü verilmiş telefon defterivari metninden arkadaşlarım vasıtasıyla haberim oldu. Kitabı almadım, sadece adımın geçtiği sayfaları okuma ‘şansına’ sahip oldum. Kitapta Abant Toplantılarına gittiğim iddiası var. Gitmedim. Adımın geçtiği liste bir imza listesi ancak belli ki yayınevi, yayınevinin editörleri, yayınevinin genel yayın yönetmeni olarak adı geçen Enis Batur herhangi bir gerçeklikle derdi olan insanlar değiller. Enis Batur kısmını özellikle vurguluyorum. Zira yayınevindeki diğer insanları tanımam etmem ama Enis Batur kitaplarıyla büyümüş bir kuşağın insanı olarak kendisinin adını bu pespayelikte görmüş olmak gerçekten kalbimi kırdı. İnsan adının nerelere konduğuna bir bakmalı, bir dikkat etmeli…

Gazeteci Bülent Aydın: Kitaba ‘Abant’ın müdavimleri’ olarak konulan isimleri gördüğümde şaşırdım. O dönemde demokratik kamuoyunu oluşturan insanlar tarafından imzalanan çok sayıda imza metni vardı. Bunlardan birinin altındaki 300 imzayı alıp ‘Abant’ın müdavimleri’ diye yazmak yazarlıkla izah edilecektir şey değil. Biliyorum ki bu insanların çoğunun Abant toplantıları ile alakası yok. Abant toplantılarına gidenler de suç işlemiş sayılmaz zaten. Esas şaşırtıcı olan şu: Yazar, böyle bir ayıp yapmış ama daha ayıp olan kalbur üstü yayınevlerinden biri olan Kırmızı Kedi’nin bunu basmakta herhangi bir beis görmemesidir. İnsanların ismini alt alta dizip hedef haline getirmenin ne yazarlıkla ne muhaliflikle ne solculukla bir alakası olduğunu düşünüyorum. 

Oyuncu Lale Mansur: Abant toplantılarına çağrıldım ancak gitmedim. ‘Benim orada ne işim var’ diye düşündüm çünkü. Kitapta toplantılara katıldığım ifadesi bir yalan."


Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz