Avrupa’nın Trump sorunu...

Trump’ın Suriye’den çekilme kararı ile Avrupa’nın Trump sorunu ikinci bir boyut kazandı. Seçim kampanyasında ‘America first’ – önce Amerika sloganı ile gümrük duvarlarını devreye sokan Trump, Avrupa savunmasından da kanadını çekiyor.

Trump’ın Suriye kararı da ‘America first’ anlayışının bir yan ürünü. Kahvaltı sırasında bir tweet krizi gibi görünse de, kararın düşünülmüş olduğundan şüphe yok. ‘Çekilme’ uygulamada nasıl şekillenecek henüz bilmiyoruz.

Mesela hava sahasından da çekilecek mi sorusu açık. Ama buna rağmen karar ABD ve Avrupa’nın Suriye ve Ortadoğu’da varlığı üzerinde belirleyici olacak.

Trump’in çekilme niyeti aslında sürpriz olmadığı gibi yeni de değil. ABD son yıllarda Ortadoğu petrollerine bağımlı ülke olmaktan çıktı. Hatta Avrupa’ya sıvılaştırılmış gaz ve petrol satma arayışında. ABD Ortadoğu’da NATO kapsamında, Avrupa için vardı.

Ayrıca Trump Suriye’den çekilme niyetini secim kampanyasında ‘aptal savaş’ terimi ile dillendirmiş, seçildikten sonrada birkaç defa gündeme taşımıştı.

Ana hatları ile Obama’nın Irak’tan çekilme kararı ve Suriye’de sınırlı angajmanı ile de örtüşüyor bu karar. Obama Suriye’de sınırlı ve bölge güçleri ile çalışma arayışında olmuştu.

Erdoğan Suriye’de Obama’yı yalnız bıraktığı için, Kürtler devreye girmişti. Anlaşılan son telefon konuşmasında Trump yalınız bırakılmayacağı konusunda Erdoğan’dan güvence aldı. Veya Avrupa’yı Erdoğan ve Putin ile baş başa bırakmak işine geliyor.

Bugüne kadar ABD’nin Suriye’de varlığı üç ana hedef ile açıklanıyordu. Birinci ve en önemli hedef IŞİD’i yenmek ve terör kaynaklarını kurutmaktı. İkinci hedef İran’ın bölgede etkinliğini sınırlamak, hatta geri çekilmesini sağlamak.

Suriye angajmanının üçüncü ayağı Suriye barış sürecinde etken olmak, Suriye ve bölge dengelerinin şekillenmesinde masada bulunmaktı. Anlaşılan Trump ve ekibi için bu hedefler önemli değil artık. Müttefiklerini bölge aktörleri ile baş başa bırakıyor.

Putin, Iran, Esad, Sisi, ‘testere’ Salman, Netanyahu, Kürtler (PKK) ve Erdoğan gibi isimlerden oluşan bölge aktörleri, külliyen sabıkalı, barış güvercini olmaktan oldukça uzak. IŞİD ile mücadele dışında ortak buluşma sahaları da yok. İsterseniz kazanan ve kaybedenler listesi üzerinden iz sürelim.

Kazananların Putin, Iran ve Esad olduğunu açıklamalarından da okuyoruz. Oldukça memnunlar. Ama karara şüphe ile bakıyorlar, anlamıyor veya inanamıyorlar.

Kaybedenler listesinin başında Kürtler, ABD’nin Arap müttefikleri ve İsrail var. Avrupa, biraz yakından bakarsanız Türkiye’nin de kaybedenler listesinde olduğunu görürsünüz. Ankara ve havuz medyası son aylarda ‘Fırat’ın doğusuna”’ bakarken, büyük resmi gözden kaçırmıştı.

Trump kararından sonra şahin NATO taraftarı olurlarsa şaşırmayın. Putin ile baş başa kalmak, sanıldığı kadar çekici değil.

Kaybeden Kürtler konusunu uzun tartışmaya gerek yok. On yıllardır mücadele etmesine rağmen PKK Türkiye’de kurtarılmış bölge kuramamış, ama ‘kurtarılmış”’ bölgeye Suriye’de ABD ve Esad desteği ile ulaşmıştı.

Çekilme kararı ile Kürtler Erdoğan ile Esad arasında seçime zorlanacak ve büyük bir ihtimalle, Moskova ve Şam’a sığınacaklar.

Kaybeden Avrupa’ya gelince. Avrupa’da karar sürecinin ‘üzücü’ (Macron), müttefiklere danışmadan alınmış olmasının ‘kaygı verici’ bulunması (Berlin, Londra) sürpriz değil. Avrupa Trump’ın çekilme kararı ile Ortadoğu’da yok artık. Fransa, ABD çekildikten sonra Suriye’de kalmaz, kalamaz.

ABD’nin çekilmesi ile oluşan boşluğu Avrupa’nın veya bir Avrupa gücünün doldurması mümkün değil. Sadece siyasi açıdan değil, teknik ve lojistik kapasitesi olmadığı için mümkün değil.

Her yıl Münih’te Güvenlik Konferansı düzenleyen Wolfgang Ischinger’in Afganistan için dediği, bırakın ABD birliklerinin yerini doldurmak, ABD‘siz “kendi birliklerimizi Afganistan’dan çekme kapasitesinden bile yoksunuz” tespiti çok şey söylüyor. (Der Tagesspiegel 22.12.2018) Bu tespit herhalde Suriye için de geçerli. Avrupa ABD desteği olmadan Suriye’de hava sahası kuramaz.

Ama ABD’nin Suriye’de, Ortadoğu’da varlığı sadece terör ile mücadele boyutu ile değil, enerji kaynakları acısından da Avrupa için hayati idi. Enerji kaynaklarından tamamen yoksun Avrupa’nın Rusya bağımlılığı çekilme kararından sonra iyice derinleşmiş olacak.

Ankara ve Türkiye’yi bu denklemde ihmal ettiğimi sanmayın lütfen. Evet, bir zamanlar Avrupa için NATO üyesi Türkiye Ortadoğu ve enerji kaynakları açısından en önemli etkendi. Ne yazık ki Sarkozy gibi popülist, önünü göremeyen, Türkiye düşmanı politikacılar sayesinde ihmal edildi.

Avrupa Birliği ile ekonomik ve politik olarak iç içe bir Türkiye mümkündü. Demokrasinin etkin olduğu bir Türkiye Avrupa acısından önemli bir şanstı, ama olmadı. Artık Putin benzeri bir lider, yüzünü Avrupa’ya değil, doğuya cevirmiş bir politik hava etkin Ankara’da.

Avrupa Türkiye’yi, Türkiye demokratlarını sadece üyelik müzakereleri süreci, demokrasi mücadelesinde değil, Ortadoğu ve enerji politikasında da yalınız bıraktı. NABUCCO ile atılan adımların sonu gelmediği gibi, Türkiye Putin’in kucağına itildi.

Erdoğan da kazananlardan olduğunu düşünüyor, Ama Türkiye’nin Avrupa gibi kaybedenler listesinde olduğunu önümüzdeki aylarda anlayacağız. Türkiye’nin Suriye’de Putin ve Esad ile baş başa kalması ve vahim sonuçlarını havuz medyasının kısa akıllı yorumcuları da anlar yakında.

Kararın enerji faturasını hesaplamakla meşgul Avrupa ne yapar dersiniz? Helsinki sürecinde yaşadığımız bir Türkiye politikasına döner, sadece enerji güvenliği için değil, genel olarak Türkiye’nin, Türkiye demokratlarının yeri ve önemini yeniden keşfeder mi? Belki...

Ama, Avrupa’nın artık Trump, Putin ve Erdoğan’ın güvenlik ağını tuttuğu bir ip üzerinde denge arayışı ve yürümek zorunda kaldığından şüphe yok.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar