Tem 30 2019

İran'la ABD'nin istihbarat savaşlarında kim nasıl kancaya takılıyor?

ABD ile İran'ın kamuoyu önünde cereyan eden nüfuz mücadelesinin bir başka boyutunda ise sessiz sedasız yürütülen istihbarat savaşları yer alıyor. 

ABD istihbaratı ile İran Devrim Muhafızları arasındaki mücadele daha çok 'gölge güç'lerle anılıyor. O gölgenin ardında teknoloji önemli bir yer tutuyor. Zira, taraflar devlet kurumlarına sızmak için her türlü yöntemi deniyor.

Yahoo News'da Zach Dorfman imzalı haberde, iki ülke arasında istihbarat savaşları detaylı bir biçimde anlatılıyor.

Haber, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran karşıtı politikasının izlerini taşısa da iki ülke arasındaki istihbarat savaşlarının boyutunu gözler önüne sermesi yönüyle hayli dikkat çekici:

"Hackerlar akademisyenmiş gibi hedef aldıkları isimlere mail gönderiyorlar. Karşı tarafa, yazdıkları makalelere dair olumlu yorumlar yapıyorlar ve başka çalışmalarını da okumak istemeleri ihtimaline binaen, çalışmalarını içeren adreslere dair, makalelere ulaşabilmeleri için linkler gönderiyorlar.

Gerçek akademisyenler sözkonusu linklere tıkladığında, üniversitelerin log in sayfaları gibi görünen linklere yönlendiriliyorlar ve yanlışlıkla sign out olmuş gibi bir uyarı ile karşılaşıyorlar. Ancak log in sayfası gerçek olmadığı için, profesörler ve akademisyenler kullanıcı isimleri ile şifrelerini sisteme girdikleri anda hackerler tarafından hesapları kontrol edilmeye başlanıyor. Böylece akademisyenlerin hesaplarında tam yetkiye sahip oluyorlar. 

Bu alelade bir siber suç işlemekten çok farklı. 2018 yılında, New York'taki federal savcılar bir iddianame kaleme aldı ve dokuz İranlının bu yöntemle İran Devrim Muhafızları lehine çalışma yürüttüğünü ortaya çıkardı. Bu yöntem ile, ABD'deki 144 üniversite, ABD ve AB'deki çok sayıda şirket, BM kurumları da dahil dünya çapındaki çok sayıda üniversitenin hedef alındığını ortaya çıkardı. 

2013 yılından itibaren, İran Devrim Muhafızları adına çalışan hackerların 50 bin akademisyenin e-mail hesabına bu yöntemle sızmaya çalıştığı ve 3 bin 700'ünde başarılı olunduğu da iddianamenin savlarından biri. Hackerlar bu sayede, 3.4 milyar dolar değerindeki entelektüel mülkiyeti ve akademik datayı ABD üniversitelerinden çalmayı başardı. ABD New York Güney Bölgesi Savcısı Geoffrey Berman, bu olayı şu ana kadarki en büyük devlet destekli hackleme kampanyası olarak nitelendirdi. 

Yine aynı yetkililere göre, pek çok ülkenin askeri ve istihbarat kurumları benzer faaliyetler yürütse de İran'ınki kapsamı ve verimliliği bakımından çok ileride. 

ABD'li eski bir istihbarat yetkilisi, İran Devrim Muhafızlarının bu faaliyetlerinin kıyas dahi götürmeyeceği görüşünde.

Nisan ayında Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nı 'terör örgütü' ilan etti ve İran güvenlik aygıtını Ortadoğu'daki bölgesel bir tehdit olarak tanımladı. 'Terör örgütü' kategorisine alma kararının, bu devlet aygıtını cesaretlendirip cesaretlendirmediği sorusu ise, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri kıyısındaki petrol tankerlerine yönelik sabotaj saldırıları daha fazla sorulmaya başlandı. 

Trump yönetimi, saldırılar için bu yapıyı suçlarken, İran rejimi iddiaları reddetti ancak ABD'ye ait bir insansız hava aracının düşürülmesini ve Birleşik Krallık bayraklı bir petrol tankerine el konulmasını üstlendi." 

Haberin orijinalini buradan okuyabilirsiniz