Şub 19 2018

ABD, Menbiç'ten çekilirse ne olur?

ABD ve Türkiye, ikili ilişkilerin onarılması için yeni mekanizmalar kurma konusunda anlaşmaya vardı. 

Ancak bu anlaşmanın ABD'nin Menbiç'ten çekilmekle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı merak konusu. Washington'un, Suriye'deki tek müttefiki Kürt militan gücü YPG'yi Türkiye'nin ellerine teslim etmeye ne kadar yanaşacağı da büyükçe bir soru işareti. 

NATO'dan dolayı 70 yıllık 'kadim müttefiki'ni incitmeden bir çözüm bulmak isteyen ABD bir yandan da Suriyeli Kürtleri de ortada bırakmamaya çalışıyor. Ancak bu formül, yani hem Kürtleri hem de Türkiye'yi Amerikan atına birlikte koşmak, olmazı oldurmak kabilinden.

Gazeteduvar yazarı Fehim Taştekin de bu konuya odaklanıyor ve ekliyor:

"Diplomasiye sinen mehteran havasına bakarsanız Türkiye’nin ittifak düzeninde devrim oldu sanırsınız! Beştepe mevcut koşullarda, ABD ve NATO ile ipleri koparmayı göze alamaz. Bunun için kendini güvende hissetmesi lazım. O yüzden Osmanlı tokadı atmaktan bahseder ama iki müttefikin ‘tamam mı devam mı’ noktasına geldiği kritik toplantıyı, içeriye tercüman ve kâtip almayarak diplomatik geleneğin yani devlet gözetiminin dışına çıkartıp, devlet sırrını şahsi sırra çevirir. Böylece kimse neyin nasıl konuşulduğunu bilemez. Tanık yok, tutanak yok, resmi tercüman yok. Dilde köklü tarih, cepte köksüz diplomasi! Yeni Türkiye’de işler böyle."

 

Taştekin, Menbiç konusunda ABD'nin izlemeyi düşündüğü politikaya dair yine Rex Tillerson'un, "Menbic sadece IŞİD’i yenilgiye uğratma değil yeniden ortaya çıkmasını önlemek bakımından stratejik önemde bir kent. Menbic’de asker bulundurmamızın nedeni de kentin bizim müttefikimiz olan güçlerin kontrolünde kalmasını temin içindir. Haliyle Menbic, orasının bizim kontrolümüz altında kalmasını daha fazla nasıl sağlayacağımıza dair bir tartışmanın konusu olacak" açıklamasına atıfta bulunuyor. 

Taştekin'e göre bu, Türkiye'yi fazla 'örselememek' öte yandan da yerel müttefikleri üzmemek adına bulunmaya çalışılan bir ara formül. 

Satırlarına şöyle devam ediyor Taştekin:

"ABD, Türk askerinin Menbic’e konuşlanmasını tercih edebilir. Bu, Erdoğan için simgesel bir zafer olur ve yaklaşan seçimler öncesi iç tüketim malzemesi olarak iş görür. Peki, bu durum, Erdoğan’ın seçmenine vaat ettiği Türkiye sınırları boyunca PYD-YPG liderliğindeki fiili yapılanmayı yok etme hedefini karşılayan bir sonuç üretir mi? Yanıt evvela ABD’nin neyin karşılığında Menbic’de geri adım atacağıyla ilgili. Yine yanıt Menbic’in özerklik projesi açısından yıkıcı bir boyut taşıyıp taşımadığıyla ilgilidir."

Taştekin, Menbiç'in Türkiye'ye bırakılması karşısında 'Fırat'ın doğusu' senaryosunun işletilebileceğini belirtiyor. Yani Kobani’den Kamışlı ve Rakka’ya açılıp Deyr el Zor’da tamamlanan üçgen Kürtlere özerklik vaat eden korunaklı bir alana dönüşebilir.

Ona göre, ABD Suriye’nin geleceğini şekillendirmeye ve İran’ı bloke etmeye dönük asıl plandan kesinlikle sapmayacak ve tam da bu noktada Kürtlere atfettiği önem çok büyük.

Tillerson'un Kuveyt'teki konuşmasını da hatırlatıyor Taştekin:

“ABD ve IŞİD’i yenmek üzere bizimle çalışan koalisyon güçleri bugün Suriye topraklarının yüzde 30’unu, büyük miktarda nüfusunu ve büyük miktarda Suriye’nin petrol sahalarını kontrol ediyor. ABD’nin oynayacağı koz ya da rolün küçük olduğu izlenimi tek kelimeyle düzmecedir.”

Taştekin, ABD'nin Türkiye karşısında alternatifsiz olmadığını belirtiyor ve ekliyor:

"Eğer haberler doğruysa Suriye ordusunun Afrin’e girip kontrol noktaları kurması yönündeki müzakereler dün sonuçlandı ve bugün sevkiyat başlayacak. Aynı çıkış yolu Türkiye’nin önünü kesmek için Menbic’de de devreye sokulabilir. Tabii Menbic’i Afrin’den farklı kılan şey, buranın ABD’nin desteğiyle IŞİD’den kurtarılan bölgelerden biri olması. Afrin için ABD başından beri garantör olmadı. O yüzden Menbic’de atılacak adımlar ABD’nin SDG ile ortaklığını etkileme açısından daha kritik bir yerde duruyor."