Yaşar Yakış
Oca 19 2018

ABD ve Rusya, Suriyeli Kürtler meselesinde anlaşmaya varabilir mi?

 

ABD Dışişleri Bakanlığı 13 Ocak'ta, Suriye'de ABD tarafından 30 bin personellik bir Sınır Muhafız Gücü'nün oluşturulacağını açıkladı.

Bu savaşçıların yarısı Suriye Demokratik Güçleri'ndeki (SDG) deneyimli savaşçılardan oluşacak, muharip grup ABD tarafından donatılıp eğitilecek.

Muhafız Gücü kuzeydeki Türkiye-Suriye sınırı, doğudaki Suriye-Irak sınırı ve Fırat Nehri boyunca yayılacak. Bu alan zaten, Kürt savaşçılar tarafından kontrol altında tutulan SDG'nin kontrolünde.

Bu alanın başka bir önemli özelliği ise Suriye'nin neredeyse tüm petrol, gaz ve su kaynaklarını bulunduruyor olması. Bu hareket, Suriye sınırlarında Kürtlerin yönettiği bir bölge oluşturmanın ilk adımı olabilir.

Ama bu harekette birden fazla anomali var:

İlki, ABD'nin başka bir ülkenin sınırları içinde o ülkenin onayını almadan bir ordu kuruyor. Bu uluslararası hukuk açısından meşru görülemez. Başka vakalar için emsal oluşturabilir bu da ileride ABD'nin çıkarlarına ters düşebilir.

İkincisi, bu hareket IŞİD karşıtı koalisyonun bir inisiyatifi olarak sunuldu. Karar doğal olarak oybirliği ya da en azından uzlaşı gerektiriyor. Böylesi bir uzlaşıya varıldığında dair hiçbir emare yok.

İlk olarak IŞİD'e karşı savaşta önemli rol oynayan Türkiye buna kesinlikle karşı. Suriye krizinde başka bir önemli aktör olan IŞİD karşıtı koalisyonun üyesi olmayan İran da bu hareketin yangına körükle gitmek olacağını deklare etti.

Cenevre görüşmelerinde Suriyeli muhaliflerin müzakerecisi olan Nasr Hariri şunu söyledi: “Büyük, ayrı bir Kürt gücü bölgede yeni bir siyasi mücadelenin kapısını aralayabilir.”

Üçüncüsü, kararda tanımlanan bölgede Kürtler bir azınlık grubu oluşturuyor. Bu nedenle bu girişim gelecekteki şiddet olaylarının sebebi olabilir.

Rusya, kesin surette, ilk günden beri bu oluşuma karşı. Yine de, eğer ABD'nin nihai amacı bu girişimi, Suriye Başkanı Beşar Esad'ın görevden el çekmesi için pazarlık kozu olarak kullanmak ve müstakbel Kürt Devleti için uygun bir ortam yaratmaksa, Rusya ile bir orta yol bulabilir.

ABD belki bir taşla iki kuş vurarak bölgede İsrail için dost bir ülke yaratabilir ve büyük Kürt azınlıklara sahip ülkeleri ufaltarak ABD için daha kullanışlı hale getirebilir.

ABD'nin Türkiye içinde bir Kürdistan kurma planı olup olmadığı ise bilinmiyor. Eğer varsa, bu durum kesinlikle ittifak ruhuyla uyuşmuyor.

Bununla birlikte ulusal çıkarlar zaman zaman uluslararası ilişkilerdeki ahlaki değerlerden çok daha önemli olabiliyor. ABD'deki bazı önemli siyasi figürler Türkiye'nin ittifak için bir yük haline geldiğini iddia etse de NATO ülkelerinin çoğu Türkiye'nin kaybedilmemesi gerektiğine inanıyor.

Türkiye pek çok defa Suriye'nin kuzeyindeki kemerde bir Kürt oluşumuna izin vermeyeceğini açıkladı. Türkiye eğer Sınır Muhafız Gücü'ne karşı Afrin ya da Suriye'nin başka bir yerine saldırırsa Türkiye ile ABD arasındaki bölünme daha da artacak.

Bu karmaşık çıkarlar ağının ışığında Washington ile Moskova arasında bir anlaşma düşünülebilir mi?

Rusya, Kürt davasının önemli bir destekçisi. Rusya'nın hazırladığı taslak Suriye anayasasınında Kürtlere federal bir statü önerildi bile. Bu sebeple ABD ve Rusya, Kürt meselesi için Suriye'de bir uzlaşı zemini bulabilir.

Aynı mantık Beşar Esad'ın görevden el çekmesi için de geçerli. Rusya, Suriye'nin federal bir yapıda bölgesel bütünlüğünü korumasından yana.

Rus liderler birden fazla kez onlar için asıl önemli olanın, işbirliğini sürdürebilecekleri hükümetin Suriye'de demokratik yöntemlerde seçilmesi olduğunu açıkladı, bu hükümette Esad olabilir de olmayabilir de.

Bu parametreler, politik ve askeri gelişmelerin kontroldan çıkmaması durumunda ABD ve Rusya'ya yakınlaşma olasılığı sunuyor. Böylesi bir sonuç iki taraf açısından da Türkiye için büyük bir hayal kırıklığı yaratacaktır.