Trump kazanırsa... Biden kazanırsa...

ABD tarihinin en kritik seçimlerinden birini görecek. Büyük bir imtihan.

Birçok eyalette şehir merkezlerindeki binaların camları suntalarla kapatıldı. Bu, seçim sonrasının ne kadar endişe ile beklendiğinin işareti. Pazartesi akşama doğru Reuters'in geçtiği fotoğrafa göre Beyaz Ev dahi etrafına barikatlar örüyor.

Trump'ın kazanma ihtimali her ne kadar istatistik ortalamalarına göre düşük görünse, fivethirtyeight.com gibi siteler %10 şans verse de, Florida ve Pennsylvania'da iki adayın arasında 3 Kasım akşamı farkın yakın kalması ve sonuçların kesinleşmemesi halinde gözler diğer güney eyaletlerine çevirilecek

Bu ilk senaryoya göre seçim akşamı sandıkları ilk açılacak eyaletlerden olan N.Carolina, Georgia veya Arizona'dan birini kazandığı takdirde Biden yine başkanlık yolunda hızlı bir şekilde yarılamış olacak ve 3 Kasım akşamı (TR saatiyle 4 Kasım sabahı) başkanlığı ilan etmiş veya ilana çok yakın olacak.

Diğer taraftan ikinci senaryoda Biden'In kesin ve açık şekilde bu yukarıda sayılan eyaletlerden birini veya daha fazlasını kazanamaması halinde ise gözler Orta Amerika eyaletlerine çevrilecek.

Wisconsin, Michigan, Minnesota ve Nevada eyaletleri, Florida, Penn, Georgia, N.Carolina ve Arizona eyaletlerinden sonuç alınmadığında bakılacak diğer 'salıncak' eyaletler olacak. Bu ikinci senaryoda orta Amerikan eyaletler daha yavaş sayılacağı için başkanlığın ilan edilmesi gün veya günler sürebilir.

Son senaryo ise birden çok eyalette oyların çok yakın çıkması ile adaylar arasındaki farkın yüzde 1'den az çıkması takdirde yeniden sayımlar tetiklenecek. Bu halde seçimde kazananı öğrenmek günler ve haftalar alabilir. 

Seçimin Trump'a gitmesi mahkemeler yoluyla olursa bu ABD'deki rahatsızlığın ve kırılmanın daha da büyümesine yol açabilir.

Trump bu 'kaos senaryosu' sürecinin uzaması halinde twitleri ile ortamı germeye devam edecektir. İşte bu en kötü senaryonun görülmesi halinde ABD'yi kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyük karışıklıklar da bekleyebilir. 

Trump'ın yeniden seçilmesine Erdoğan'ın sevinmesi beklenmelidir. Dünyadaki birçok diğer otoriter ve diktatörler için de iyi haber olarak kayıtlara geçecek.

Trump ikinci kez seçildiğinde, ilk aydan itibaren kızı Ivanka'yı bir sonraki başkanlık için yetiştirmeye başlaması şaşırtmamalıdır. Kendisinin üçüncü dönem başkanlığı için Anayasaya maddesi değiştirmesi çok zor olacağı için Trump ailesinden bir başka bireyi ideal olarak yerine geçirmeye çalışacaktır. Cumhuriyetçi Parti'nin böyle bir talebe karşı çıkması pek mümkün olmayacaktır.

Trump kazandığında Trump'ın hukuka aykırı taleplerine ilk dönemde direnç gösteren birçok ABD kurumu ve muhalif figürlerin de koruyucu kalkanları güçten düşebilir. 

Trump 2018'den itibaren Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, istihbarat kurumları gibi önemli yerlere artık kendi şahsına sadık olan figürleri atayabilecektir. İkinci kez seçildiğinde, ilk dönemde kontrol altına alamadığı bu kurumlara daha çok 'sadık' yetkililer atayarak kontrol altına alabilecektir.

Kurumlardaki kariyer bürokratlar ve diplomatlar zaten son iki yılda büyük bir hızla kaçarken birçokları ise seçime kadar kafalarını eğip, sabır gösterdikleri bilinmekte ve yazılmaktadır. İkinci Trump zaferi halinde bu kişilerin ABD devlet hizmetinden kaçması beklenmelidir.

Kısacası, Trump yeniden seçilmesi halinde ilk döneminde gördüğümüz profilden çok daha güçlü olacaktır. Önündeki zincirleri kırmış olacaktır. Macar, Polonyalı, Rus, Brezilyalı, Hint, İngiliz liderleri ile birlikte tabi bir de Erdoğan ile dünyadaki popülist kuşağında daha sıkı bir ilişkiye girmesi beklenmelidir. Bu popülist kuşak, geçtiğimiz son dört yıldan daha güçlü bir kenetlenme ile başka ülkelere daha güçlü müdahale yollarına da girebilirler.

Tabi seçim sonuçlarında birçok diğer ayrıntı da var burada hesaba katılması gereken. 

Örneğin, Trump'ın yeniden seçildiği senaryoda Senato da Cumhuriyetçilerde mi kalacak yoksa Demokratlar alabilecek mi? Temsilciler Meclisi'nin Demokratlarda kalmasına kesin gözüyle bakılıyor. Senato da Demokratlara geçtiğinde Trump mucize gösterip seçilse bile içerideki adımları ciddi ölçüde frenlenebilir ama dış politikayı twit mesajları ile yönlendirmesi sürecektir.

Bu kaos senaryoları, Biden-Harris ikilisinin anketlerin gösterdiği gibi 3 Kasım akşamı kesin ve açık bir farkla başkanlığı alması ile son bulacaktır. 

Biden kazandığında ABD'de yeniden kurumların çalışması başlayacaktır.

Cumhuriyetçilerin 'derin devlet' diye adeta Türkiye'den kopya çekerek komplo teorileri uydurdukları kurumlarındaki kariyer bürokratlar ve diplomatlar yeniden çalışmaya ve yeşermeye başlayacaktır. 

ABD sözcüleri yeniden günlük olarak sorulara cevap vermeye, başka ülkelerdeki insan hakları konuları ve sorunları hakkında konuşmaya başlayacaklar. 

Türkiye ile ilişkilerde kişisel ilişkiler değil, kurumlar arası ilişkiler ağırlık kazanacaktır. İnsan hakları yine dış politikanın en temel köşe taşlarından biri olacaktır. Demokratik liderler desteklenecektir. Erdoğan'ın bu senaryoda kaybedeceği ciddi bir zemin olacaktır. 

Biden kazandığı takdirde neler olacağını kazandıktan sonra konuşmaya devam edebiliriz.

Trump'ın kazanma ihtimalinin yine bir başka 'düşeş' atması ile mümkün olabileceği yadsınmamalı. Ama bu kez 2016'dan da daha zor bir seçim haritası ile karşı karşıya. Bir değil birkaç düşeşi arkaya arkaya salıncak eyaletlerde atıp kazanması gerekiyor.

Benim beklentim Biden'ın kazanması. Yani ilk iki senaryodan birinin gerçekleşmesi. Ve ABD'nin tekrar hukukun üstünlüğüne çok büyük hasarlar görmeden dönmesi.