Haz 30 2018

ABD’li uzmana göre ufukta husumet var: ‘Erdoğan değişmez’

Türkiye’de muhalefetin ilk kez AKP’yi iktidardan etmeye çok yaklaştığı bir seçim geride kaldı.

24 Haziran seçimlerinin sonuçları analiz edilmeye devam ediliyor. Türkiye’nin iç meselelerinin yanı sıra dış politikadaki yönünün ne olacağı ve ilişkilerin seyrinin nasıl devam edeceği de tartışma konusu.

Özellikle Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları sonrası gerilen ABD’yle ilişkiler konusunda seçim sonrası iyimser bir hava yok. 

Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Yüksek Okulu’nda uluslararası ilişkiler ve Avrupa çalışmaları profesörü Lisel Hintz, yeni dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değişmeyeceğini düşünüyor.

“Bence birçok kişi, artık Erdoğan’ın Batı karşıtı söylemler kullanmasına, AB’ye sözlü saldırmaya devam etmesine gerek olmadığını düşünüyor” diyen Hintz, “Ama Erdoğan, kendisine yönelik muhalefeti tanımlama yöntemi bakımından çok çatışmacı bir kişiliğe sahip. Onun açısından, herhangi türden bir siyasi tehdit oluşturan ya da hatta politikalarını eleştiren herkes şeytan gibi gösterilmeli ve çok hasmane bir muameleye tabi tutulmalı. Dolayısıyla bundan sonraki davranışlarında çok büyük bir değişiklik olmasını beklemiyorum” diyor.

Amerika’nın Sesi’nden Mehmet Toroğlu’nun sorularını yanıtlayan Hintz’e göre, yeni dönemde Türk-Amerikan ilişkileri Erdoğan’ın ‘balkon’ konuşmasındaki sözlerinde saklı.

“Erdoğan 2016’daki darbe girişiminde kendisini devirme çabasına ABD’nin karıştığına gerçekten inanıyor” diyen Hintz, “Bence seçimler sona erse de, ABD ve Türkiye arasında hasmane ilişkilerin sürdüğünü göreceğiz. Menbiç anlaşmasına rağmen, özellikle YPG konusunda Türkiye baskı yapmaya devam edecek. Diğer yandan, seçimler olası bir ekonomik krizin önüne alınmıştı ama bu, ekonomik kriz olmayacak anlamına gelmiyor. Türkiye bence muhtemelen ufukta görünen ekonomik sarsıntının etkilerini yumuşatmak için Batılı ortaklarına ihtiyaç duyacak” görüşünü dile getiriyor.

Hintz, “seçimlerin kendisi açısından en büyük sürprizlerinden birinin, seçim ortamının adil olmasa da nispeten özgür geçmesi ve usulsüzlüklerin tahmin edilenin çok altında bir düzeyde kalması olduğunu” söylüyor.

Hintz, MHP’nin beklenmeyen başarısı ve HDP’nin de tüm baskılara rağmen yüzde 10 barajını geçmesini, seçimin diğer sürprizleri olarak niteliyor ve şöyle devam ediyor:

“Çok sayıda partinin yüzde 10 barajını aşmış olması çok önemli. Muhalefet partilerinin aralarındaki farklılıkları bir yana bırakıp biraraya geldiğini görmek oldukça etkileyiciydi. Bu partilerin her birinin seçim barajını geçmeyi başarması önemli. Ama politikalarda herhangi türden bir ortaklık kurmaları bence çok daha zor olacak. Bu partilerin seçim platformlarına ya da hatta ideolojik yönelimlerine baktığımızda, birbirlerine oldukça zıt düştüklerini görüyoruz. Dolayısıyla ‘neye karşı oldukları’ hususunda mutabık kalmaları çok kolay olsa da, ‘neden yana’ olduklarını belirlemeleri çok zor.”

Hintz, AKP’nin MHP'yle ittifak yapmasaydı mecliste salt çoğunluğa sahip olamayacağına dikkat çekerek, bu durumun MHP’ye ciddi oranda güç sağladığını söyledi. Hintz, MHP faktörünün en büyük etkisinin Kürt meselesinde görüleceğini düşünüyor ve şöyle devam ediyor:

“Bence şimdi Devlet Bahçeli tekrar önemli bir konuma geldi. Birçok kişi onun artık güçlü bir lider olamayacağını düşünüyordu ama şimdi belirleyici bir lider olarak MHP'de çok güçlü bir siyasi role büründü. Yeni başkanlık sisteminde parlamentonun başkanlık gücünü denetleme alanındaki yetkisi ciddi oranda azaltıldı ama hala oynayacağı önemli rol var. AKP-MHP ilişkileri açısından bakıldığında, bence en büyük etkiyi Kürt meselesinde, bu konuda bir çeşit uzlaşma sürecine yönelik her türlü siyasi ortamın kapısının kapanmasında göreceğiz. MHP çok milliyetçi bir tabana sahip ve Kürtlere karşı oldukça katı çizgiden yanalar. Hasmane politikalar bence devam edecek.”