Şub 21 2018

'ABD-Türkiye, Suriye'nin yüzde 30'unda anlaştı'

Türkiye'nin Afrin müdahalesine karşı koalisyon, dün Suriye rejimine bağlı Ulusal Savunma Güçleri'nin (USG) Afrin'e resmen girişiyle bir parça daha güçlenmiş oldu. 

Rusya'nın, YPG ve Esad üzerindeki gücünü ortaya koyan bu adım karşısında ABD'nin tutumu ve tercihinin ne olacağı konusunda, Gazeteduvar yazarı Aydın Selcen, bir Türkiye-ABD fikirdaşlığının altını çiziyor.

Selcen'e göre, Ankar ve Washington arasında, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bu ülkede Esad gidene kadar kalma konusunda bir konsensus var.

"Türkiye-ABD Esat’sız Suriye’ye geçilene dek ülke yüz ölçümünün yüzde otuzu üzerinde oturmaya devam edecek" diyen Selcen, PYD ve Şam'ın Afrin'i savunma konusunda anlaşmaya vardığını belirtiyor.

Bundan sonra, savaşın doğrudan ve dolaylı taraflarını bekleyen senaryoya dairse, şu yorumu yapıyor Selcen:

"Rusya’nın uygulanırsa olası PYD-Şam uzlaşısı dışında olması pek gerçekçi gözükmüyor. ABD-Türkiye “mekanizmasına” yanıtları, Afrin’in yanı sıra Türkiye’ye Idlip’ten, ABD’ye güneybatıda Suriye-İsrail sınırından gelebilir. Cenevre’ye karşı Astana’nın tahkim edilmesi, Astana’nın da Soçi’de Kürtlerin katılımıyla yedeklenmesi beklenebilir."

ABD ile Türkiye ilişkilerindeki kırılmanın, PKK'nın ötesinde bir derinliği olduğunu hatırlatan Selcen, yine de son dönem ABD yetkililerinin ziyareti ve oluşturulması kararlaştırılan mekanizma ile bu kırılmanın şimdilik önüne geçildiği görüşünde.

ABD'nin Türkiye’de demokrasiyi umursamadığını ifade eden Selcen, "Bush-Cheney döneminin çetin cevizlerinden John Hannah da ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi atanıyor. (Ankara’ya da ABD büyükelçisi halen bekleniyor.) Herhalde Hannah bu mekanizmanın bir yerinde oturacaktır. IŞİD’le mücadelenin eşgüdümünden sorumlu McGurk’le Ankara geçinememiş, adı geçen neredeyse “istenmeyen kişi” olmuştu. Tanıdığım kadarıyla Hannah ile AKP yönetiminin dalga boylarının tutma olasılığı sıfır. İlaveten, ortak açıklamayı “DAEŞ, PKK, El Kaide…” diye okurken, devamında içinizden “vaypici, peyede, kaceka…” diye terennüm etmek geliyor sizin de muhtemelen. Ama ortak açıklama “ve diğer terör örgütleri” diye birden patika yola sapıyor o noktada. Demek ki bu da ABD kaleminin silgi ucu" diyor.

Menbiç'in ABD açısından stratejik değeri olduğunu dile getiren Selcen, "Mezkur “mekanizmanın” en kritik sınavı bu olacak herhalde" görüşünde. 

Selcen değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

"ABD’nin ise SDG dolayımıyla denetlediği Fırat’ın doğusu ile Münbiç ve Tabka eklerini içeren bölge ise Suriye’nin toplam yüz ölçümünün yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor ve büyüklüğü kırk altı bin kilometrekare civarında. Güncel haritaya bu gözle baktığımızda, NATO müttefikleri ve Koalisyon ortakları ABD ile Türkiye’nin “hasım” Esat’ın yüz seksen beş bin kilometrekarelik Suriye’sinin kuzeyini birbirlerine sınırdaş biçimde ve görülebilir gelecek için elli yedi bin kilometrekare “tıraşladığını” görebiliriz. Esat’ın Şam’ı bu yolla hem Irak hem İran’dan ötelenmiş oluyor. Esat’ın PYD ile anlaşarak Afrin’e geri gelmesi bu “tıraşa” da yanıt oluşturuyor."