ilhan Tanir
Şub 14 2018

ABD sözcüsü, Erdoğan'ın 'Osmanlı tokadı' tehdidini gülünç buldu

ABD Dışişleri Bakanlığının Salı günkü basın toplantısı bir kez daha Türkiye ve Erdoğan yorumları, soruları ve bu kez biraz da gülüşmeleri ile geçti. 

Türkiye soruları perdesi basın odasındaki en kıdemli haber ajansı AP'nin muhabiri ile açıldı. 

Muhabir, basın odasında yüksek sesli gülüşmelere neden olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'In ABD'nin 'Osmanlı tokadı' tatmadığı yolundaki soruyu sordu. Sonra sözcüye, ''ABD Osmanlı tokadı tecrübesi yaşadı mı?'' sorusunu sordu. 

Basın odası yıkıldı. 

Muhabirler, gülüşmelerle sözcüsünün ne cevap vereceğine odaklandı.

Sözcü, elini ağzına veya yüzüne doğru bir refleksle kaldırdı, dişlerini gösterecek kadar güldü. Sonra hemen sağında diplomatların oturduğu köşeye baktı. Bir ara o da daha da kendini kaybedecek gibi oldu, sonra kendisini toparladı.

Muhabir sorusuna biraz daha devam etmeye karar vermişti.

Erdoğan'ın 'Osmanlı tokadı' sözünün ABD ile bir NATO müttefiği arasındaki perişan durumu gösterip, göstermediğini sorarak bitirdi. 

ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert Erdoğan'ın sözünü ilk kez duymuş gibiydi. Dışişleri Bakanı Tillerson'ın Türkiye'ye gideceğini hatırlattı, ''Türk hükümetine Suriye'de ve özellikle Afrin'de artan şiddet hakkında endişelerimizi iletmek üzere ciddi yüksek düzey görüşmeler yaptık'' dedi.

Sözcü, ''Afrin'de operasyonlarımız olmadığı halde orası bizi endişelendiriyor'' demeyi de unutmadı. 

Bir başka deyişle Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster'in Türkiye'de görüşmesinin ABD'nin endişelerini iletmek üzere olduğunu sözcü ifade etmiş oldu.

''Osmanlı tokadı'' sözüne gelince.. Nauert, muhabire dönerek ''bahsettiğiniz yorum her ne kadar gülünç olsa da, her yabancı liderin yorumuna cevap verecek değilim'' diyerek, Erdoğan'ın Amerikalı askerlere yaptığı tehdidi 'gülünç' bulduğunu podyumundan ilan etmiş oldu. 

Afrin'deki operasyonun haftalar önce başladığını ve Türkiye ile anlaşma yolunda bir gelişmenin olup, olmadığı sorusuna karşılık ise Sözcü, 'bir ilerleme yapıyor olmamızı göstergesi Bakanın Türkiye'ye gidiyor oluşudur' dedikten sonra bu ziyaretin ''konunun ne kadar ciddi olduğunun, ne kadar ciddiye alındığının göstergesidir'' diye ekledi.

Türk hükümeti ile birçok Amerikalı yetkilinin günlük olarak görüştüğünü hatırlatan sözcü, Afrin'i kastederek, ''bu alan bu yönetimin, ABD hükümetinin derinden endişelendiren konularından biridir'' diye ekledi. 

Sözcü, ABD Büyükelçiliğinin caddesinin isminin 'Zeytin Dalı' olarak değiştirilmesi sorusunu duyduğunu, bu konunun bir iç mesele olduğunu, ifade özgürlüğünü hatırlatarak, 'ne isterlerse o ismi koyabilirler' diye ekledi. 

ABD Sözcüsü, Türkiye'de bir başka ABD Konsolosluğu yetkilisinin tutuklanması hakkındaki soruya karşılık olarak ''kesinlikle bu durumdan haberdarım ama şimdilik bu konuda verebileceğimiz bir bilgi yok'' demekle yetindi. 

Bu şekilde bir ABD yetkilisi ilk kez on-the-record olarak bir başka ABD Konsolosluk yetkilisinin tutuklandığını da kabul etmiş oldu. 

Türkiye soruları bitmiyordu. 

Bu kez, Türk hükümetinin giderek artan Amerikan karşıtı retoriği soruldu. Sözcü ilk kez bu soruya farklı bir cevap vererek 'biz bu retoriğe alıştık, Türk hükümetinden veya başka hükümetlerden olsun bundan dolayı çok kabarmıyoruz'' dedi. 

AP muhabiri söze karıştı, ''ama Amerikan karşıtı retoriği kullanan diğer hükümetler sizin müttefikleriniz değil' diye ekledi. Sözcü ekledi, ''farketmez, farketmez. Biz doğru bildiğimi yoldan gideceğiz.'' dedi.

Bundan sonra ise sözcü Nauert, Enis Berberoğlu'nu hatırlatdı. 

Kendisine bu soru sorulmadığı halde Nauert, Berberlioğlu'nun hapse mahkum olduğundan yola çıkarak Berberlioğlu'nun davasının 'karışık' olduğunu söyledikten sonra ''Türkiye'deki Türk hükümetine eleştirel olan bireylerin çok yaygın şekilde tutuklanması ve hükümleri öncesi tutuklu bırakılmasından dolayı ciddi bir şekilde endişeli olunduğunu'' bir kez daha vurguladı.

Son zamanlarda ABD Sözcüsü birçok Türk hükümetinin yaptıklarını uyarmasıyla biliniyor.

Uzun açıklamasına devam etti Nauert, ''bu fırsatı kullanarak Türkiye hükümetine konuşma özgürlüğü, medya özgürlüğü de dahil olmak üzere, ifade özgürlüğü, hükümet veya rejim için oldukça rahatsız edici olsa da o özgürlüğün korunması gerekmektedir. Bu zor zamanlarda daha çok sese ihtiyaç vardır, daha az sese değil. Türkiye'yi basın özgürlüğü, adil muhakeme garantileri, yargı bağımsızı ve diğer insan hakları ile temel özgürlükleri saygı duymaya ve sahiplenmeyi çağırıyoruz.'' çağrısı yaptı.

Salı günkü basın toplantısında Türkiye sorulmaya devam edildi. 

Bu kez bir başka Amerikalı gazeteci bu kez Türkiye'de bir buçuk yıl kadardır tutuklu olan Pastör Brunson'ın durumunu sordu. Amerikalı diplomatların Amerikalı din adamını en son Şubat ayının 6'sında gördüğünü söyleyen Nauert, başka bir gelişme olmadığını kaydetti.

ABD Dişişleri Bakanlığında Obama ve önceki dönemlerde haftanın her günü yapılan, Trump yönetimi döneminde ise haftada ikiye düşürülen basın toplantılarının bu haftanın ilkinde, Türkiye ve Erdoğan en çok tartışılan konuların başında olarak çoğunluğu Amerikalı gazeteciler tarafından soruldu.

Soruların çoğu bitmek tükenmek sorunlar üzerine idi bir kez daha.