Mar 22 2018

'ABD-Türkiye ilişkilerinde karamsar olmak için çok sebep var'

Türkiye ile ABD arasındaki Menbiç restleşmesi, ilişkilerin hala çok sorunlu olduğunun bir göstergesi. 

Washington yönetiminde şahin kanadın giderek güç kazanması, Ankara için zorlayıcı olmanın ötesinde bugüne kadarki toleranslı tutumun da artık gösterilmeyeceğinin işaretlerini taşıyor.

İran'ı bölgede sıkıştırmak isteyen ABD'nin, bu hedefine ulaşırken yolda karşılaştığı engelleri daha katı bir anlayışla ortadan kaldırmak isteyeceği, politik çevrelerin sıkça yaptığı bir yorum.

Bipartisan.com'dan Nicholas Danforth da ilişkilere dair karamsar bir tablo çizenlerden. Danforth, ABD'de ordunun karar alma mekanizmasına daha çok katılacağı sinyalleri geldiğini, bunun da ittifak ilişkisi için pek olumlu bir gelişme olmadığını belirtiyor.

Danforth'un yazısının belli başlı noktaları şöyle:

Türkiye’de birçok kişinin –hükümettekilerin çoğu dahil olmak üzere- ABD’nin sistematik olarak ülkelerini yok etmek istediğine inanması, ABD-Türkiye arasındaki ittifaka karşı beliren büyük sorunlardan biri. Ama, ABD’nin motivasyonuyla ilgili daha ümitli olan geçici iyimserler de bir sorun.

Komplo teorileriyle meşgul olan Türk yorumcular tarafından, YPG’yi desteklemek veya Fetullah Gülen’i iade etmeyi reddetmek gibi pek sevilmeyen ABD politikaları, Türkiye’yi ya da Recep Tayyip Erdoğan’ı zayıflatmaya yönelik daha büyük bir planın parçası olarak kabul ediliyor. Ama diğer taraftakiler için bu kararlar, bir bulmacanın parçaları gibi, bir dizi potansiyel açıklama ortaya koyuyor.

Örneğin, ABD’nin YPG’yi desteklemesini, önceki başkan Barack Obama’nın tartışmalı Suriye politikalarının kalıntıları olarak açıklıyorlar, bugün Beyaz Saray’da yaşanan karmaşanın ise, kilit noktalarda ABD ordusuna karar alma gücü verdiğini düşünüyorlar.

Aslında bu değerlendirmeler, ortaya atılan birçok başka komplo teorisi gibi tamamen de absürd değil. Obama’nın Suriye politikalarını eleştirenler oldukça fazla, ve günümüzde Beyaz Saray’da gerçekten genel bir karmaşa var.

Dahası Washington’da, ABD çıkarlarıyla ilgili bu değerlendirmeleri bir noktaya kadar paylaşanlar kesinlikle var ve ABD politikalarında benzer bir değişimi savunuyorlar. 

Fakat Türkiye’nin, Amerika’ya karşı son derece sempatik yaklaşım içinde olan muhatapları bile, Washington’ın Türkiye yanlısı bir dönüş yapmasını durduracak sayısız engel olduğu gerçeğini görüyorlar. 

Türk hükümetinin, ihtilal girişiminden sonra Gülen’in iade edilmemesinin kaçınılmaz yasal boyutlarına itiraz etmesiyle yükselen gerilim, ABD’de hem politik hem kamu görüşünü şekillendirdi.

Örneğin, ABD’nin YPG’ye destek vermesi konusu, Washington’un, Türkiye’nin IŞİD karşıtı tutumuyla ilgili rahatsızlığı yüzünden ortaya çıktı. Son dönemde, Menbiç’in geleceğiyle ilgili karşılıklı pazarlık devam ederken, hapisteki Amerikalı papaz Andrew Brunson için, kasıtlı ya da kasıtsız, müebbet hapis cezası istenmesi, Ankara’nın agresif yaklaşımının nasıl da kendi kendini baltalayabileceğini gösteriyor.

Kısacası, Ankara’da, ABD’nin Türkiyeyle ilgili kendi çıkarlarını gözetmesini bekleyenler, Ankara’nın yarattığı engellerin farkına varmalı. Bu olmadığı takdirde, herkes kendini, sonu gelmeyen bir çıkmazın içinde bulmaya hazırlasa iyi eder.

Dahası, hala ABD politikalarında bir değişiklik olmasını bekleyenlerin geçici iyimserliği yerle bir olduğunda, bunun da kendi kendine yeni bir kriz yaratmamasını umut edelim.