Ankara, SETA ile Washington'dan medet diledi: 'ABD isterse yapar'

Ankara, İdlib krizi üzerinden Moskova ile ilişkileri Rus uçağının düşürüldüğü döneme götürecek kadar ilerlerken NATO'dan da yardım eli uzatmasını bekliyor.

İdlib'de rejim saldırılarında Türk askerlerinin peş peşe hayatlarını kaybetmesinin ardından ABD'ye açıktan destek çağrısı yapan iktidar cenahında bu talep güçlü bir şekilde vurgulanmaya devam ediyor.

SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, Sabah'taki yazısında, "Washington'ın isterse yapabileceği çok şey var" diyekerek, "Kamuoyu desteğinden muhaliflere silah yardımına, rejimin kritik üslerini vurmadan Türkiye'nin güvenliği için yeni öneriler getirmeye kadar" ifadesini kullanıyor.

ABD, AB ve uluslararası kamuoyunun tepkisinin Putin'i uzlaşmaya yönelteceği görüşünü dile getiren Duran, "Washington'daki bazı çevreler İdlib konusunda 'bırakalım Türkiye, Rusya ile çalışmak nasılmış görsün' havasında. Unutmayalım, Obama döneminden itibaren Rusya'nın Ortadoğu- Kuzey Afrika'da nüfuzunu genişletmesine fırsat veren ABD politikalarıdır. Türkiye'yi gittikçe Rusya ile çalışmaya yönelten de aynı hatalı Suriye politikasıdır. Washington şimdi inisiyatif alırsa Suriye masasında etkisini genişletir. Aksi durumda Türk-Amerikan ilişkilerinde toparlanmaya katkı sağlayacak bir imkân daha heba edilir" yorumunu yapıyor.

Erdoğan'ın rejime şubat sonuna kadar Türk gözlem noktalarından çıkması için ültimatom verdiğini hatırlatan Duran, "Bu cümleden anlaşılan operasyonun alanı tüm İdlib, ancak saldırının bedeli Esad güçlerine tüm Suriye'de de ödetilebilir" diyor ve ekliyor:

"Bedelin ödetildiği yerin Kamışlı, Halep ya da Şam olması Ankara'nın teknik tercihine ve imkanına bağlı. Aslında bu, iç savaşın başından beri Esad rejimine yapılan en geniş kapsamlı uyarı."

"İdlib krizini yönetmede ikinci düzlem, diplomasi. Bunun başında da Rusya ile yapılan müzakereler geliyor" diyen Duran, "Moskova eski taktikle masada ve sahada parça parça ilerleme niyetinde. Ankara sahanın paylaşımını kabul etmiyor. Soçi mutabakatı sınırlarına dönülmesini istiyor. Son karara iki liderin görüşmesinde varılacak. Uzlaşmaya varılması her iki tarafın lehine. Zira Ankara ve Moskova'nın İdlib konusunda yaşadığı ihtilaf uzun erimli sonuçlarda bulunabilir. Bakalım Putin bu gerginliği yönetecek çözümü üretebilecek mi? Yoksa Türk-Rus ilişkilerini başka aktörlerin etki edeceği bir sürece sokacak mı?" diye soruyor.

Türkiye'nin bölgedeki "Fırat Kalkanı", "Zeytin Dalı" ve "Barış Pınarı" adı verilen operasyonlarına Rusya'nın muvafakat gösterdiğini hatırlatan Duran, "Özelikle Barış Pınarı, Türkiye'nin ABD'yi çekilmeye zorlaması ile gerçekleşti. ABD, Suriye'nin kuzeyinden çekilirken, Türkiye'nin Rusya ile karşı karşıya kalacağını sandı. Ancak Erdoğan ve Putin lider diplomasisi ile süreci yönetti. Şimdi dördüncü operasyon İdlib'de gerçekleştiriliyor. Bu kez Ankara, Soçi mutabakatını korumak için devrede" ifadesini kullanıyor.