Biden ve Erdoğan arasındaki uçurum genişliyor

Eurasia Group Başkanı Ian Bremmer, Kathimerini gazetesine verdiği röportajda Joe Biden ve Recep Tayyip Erdoğan arasındaki uçurumun derinleştiğini çünkü ABD başkanının - selefinin aksine - demokratik değerlere saygıya büyük önem verdiğini ve Türk mevkidaşını ortak ilkelere ve kurallara dayalı bir dünya düzeni çerçevesinde işbirliği yapmaya istekli olarak görmediğini belirtiyor.

Ankara için kasvetli bir tablo çizen tecrübeli ve nüfuzlu Amerikalı uzman, Washington'daki yaygın görüşün Türkiye'nin stratejik öneminin artık eskisi gibi olmadığı ve Erdoğan hükümetinin nüfusun birçok kesimine –Kürtlerden kadınlara- yönelik medeni ve insan hakları ihlalleri düşünüldüğünde ülkenin uluslararası imajına onarılamayacak şekilde zarar verdiği şeklinde olduğunu belirtiyor.

Dahası Bremmer, Yunanistan'ın bölgesel etkisini ve jeostratejik değerini önemli ölçüde artıracak bir gelişme olan savunma işbirliği alanı da dahil olmak üzere Washington-Atina ilişkisinin gelişmesinden de bahsediyor. Türkiye'nin F-35 programından çıkarıldıktan sonra orta vadede bölgedeki hava üstünlüğünü kaybettiğini, son yıllardaki saldırgan ve öngörülemez davranış şeklinin ise onu uluslararası toplumdan izole ettiğini ve “NATO şemsiyesinden etkin şekilde dışlanmasını” hızlandırdığını aktarıyor.

Kıbrıs konusunda Cenevre'de yapılacak 5+1 toplantısına atıfta bulunan Bremmer, bir fikir birliğinin oluşturulamayacağını ve bu yıl içinde ikinci bir toplantı yapılsa bile bir çözüm için “umutların korkunç derece az olduğu” inancını ifade ediyor.

ABD-Türkiye ittifakının sonu değilse de, uzun vadede dramatik bir gerilemeye mi tanık oluyoruz?

İlişkilerde gördüğümüz önemli bozulma göz önüne alındığında kesinlikle bir dönüm noktasındayız. Türkiye, Donald Trump'ı rahatsız etmeyen ancak Joe Biden için gerçekten bir sorun olan demokrasiden oldukça uzaklaştı. Birbiriyle ilintili endişelerden, - S-400 meselesinin yanı sıra Halkbank yaptırımları ve Suriye konusundaki çatışmalar - ABD'nin Ortadoğu'dan Asya'ya doğru kayması, uzun vadeli ABD-Türkiye ilişkileri için sorunlara yol açıyor. Ve şimdi, geçmişte birçok ABD hükümeti için sorun olan, ama Biden’ın tetiği çekerek tanıdığı Ermeni soykırımı, sadece ittifakın ne kadar önemsiz olduğunu ortaya koydu.

Biden'in Erdoğan'ı aramasının tam üç ay sürmesi ne kadar önemli?

Doğrudan bir mesaj gönderdi. Biden, Erdoğan'ı temel değerler konusunda ABD ile uyumlu görmüyor ve Biden ile yönetimi bu değerlere önem veriyor. Kurallara dayalı bir uluslararası sisteme bağlılık temelinde bir ABD ittifakı görmek istiyor ve Erdoğan'ın bu yolda bir yol arkadaşı olduğuna inanmıyor.

Ermeni soykırımının tanınması neyi ifade ediyor?

[Ronald] Reagan'dan beri tüm yönetimler, Türkleri kendilerine düşman etmek istemediklerinden bu durumu görmezden geldi. Biden umursamıyor; [Barack] Obama söz vermişti ama sonra geri adım attı, Samantha Power ve Ben Rhodes gibi insanlar bunun büyük bir hata olduğunu söylediler. Biden ve Dışişleri Bakanı Tony Blinken, tüm bu tarihi gerçekleri bilerek söz verdi ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris kararın sponsorluğunu üstlendi. Tüm yıldızlar bu sefer sıraya dizildi ve aylar öncesinden karar verdiler (Hikayeyi Mart ayında ifşa ettim). Tüm bunlara ek olarak, Washington'da Ankara'nın eskiden olduğu gibi artık kritik bir stratejik müttefik olmadığına dair artan bir algı var; bu tanıma, sürmekte olan daha geniş bir ABD-Türkiye ayrışmasının belirtisidir.

Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması, Ege’deki güç dengesini ve daha geniş bölgedeki güç projeksiyonunu değiştirecek mi?

Kısa vadede pek sanmıyorum, çünkü Türkiye’nin askeri yetenekleri güçlü. Ancak bu, S-400'leri elinde tutma kararlığıyla da ilgili bir durum. Orta vadede ve ötesinde, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması, Ankara’nın bölgedeki hava üstünlüğünün sonunu getirecek. Bu aynı zamanda, Erdoğan'a karşı gerçekleştirilen başarısız 2016 darbe girişiminin ardından ülkenin hava kuvvetlerinde meydana gelen büyük çaplı tasfiyeden de kaynaklanıyor. BAE ve Yunanistan da dahil olmak üzere Türkiye’nin tüm rakipleri F-35’leri almak için sıraya girerken, Ankara’nın S-400 kumarının maliyeti çok yüksek olacak. Türkiye’nin yeni nesil savaş uçakları için alternatifleri, Rus veya Çin uçaklarını satın almak veya kendi uçaklarını geliştirmek. İlk seçenek yalnızca Ankara’nın izolasyonunu derinleştirecek ve NATO şemsiyesinden etkin bir şekilde dışlanmasını hızlandıracaktır; Türkiye henüz uygulanabilir bir motor geliştirmediği için ikincisi hala uzak bir şans.

Doğu Akdeniz'deki durumla ilgili analiziniz nedir? Erdoğan bir adım geri çekilip Yunanistan, Mısır ve İsrail ile arasını düzeltmeye mi çalışacak yoksa daha iddialı ve saldırgan mı olacak?

Kısa vadede, çitleri onarmaya çalışacak, ancak yalnızca daha fazla iç baskı altında kalacak (özellikle de ülkenin salgın dönemindeki ekonomik ve sağlık mücadeleleri göz önüne alındığında) ve bu onu daha dengesiz hale getirecek. Ve dengesiz olduğunda, bu hem Türkiye hem de diğerleri için bir sorun.

Bu yeni bölgesel denklemde Yunanistan’ın rolü nedir?

Washington'un yanı sıra büyük Avrupalı ​​güçlerin güvendiği bir hükümete sahip olmasının muazzam yardımı ile ABD ile ileride daha uyumlu hale gelecektir. Ayrıca Covid'le yeterince mücadele ediyor ve bu da onu daha iyi konumlandırmaya yardımcı oluyor. Ayrıca, ABD ile savunma işbirliğini geliştirmek için geniş bir manevra alanı var ve bu da Washington'un Türkiye dışındaki seçenekleri göz önünde bulundurması nedeniyle Yunanistan'ı iyi bir konuma getirecek - ki bu da Atina'nın Ankara karşısındaki konumunu mutlaka iyileştirecektir.

Kıbrıs ile ilgili beklentileriniz nelerdir?

Pek başarılı olunacak gibi görünmüyor. Ankara ve Kıbrıs Türkleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını gerekçe göstererek Kıbrıslı Rumlar ve uluslararası toplumun reddedeceği iki devletli bir çözüm önerecekler. İlk toplantı, herkesin maksimalist dilek listelerini netleştirmesi için bir fırsat olacak ve BM, yeni görüşmeler yapmak için çetrefilli meseleleri kenara bırakacaktır. Muhtemelen bu yılın ilerleyen dönemlerinde ikinci bir toplantı olacaktır, ancak bundan sonraki beklentiler de çok düşük. Nihayetinde, Kıbrıslı Rumlar ve Türkiye'nin bu noktada uzun süredir devam eden tartışmalarını çözmek için hiçbir teşviki yok, bu da hem Lefkoşa'da hem de Ankara'da siyasi olarak maliyetli tavizleri kabul edilemez hale getirecek.

Ekonomiden insan ve kadın haklarına kadar Türkiye'deki yerel duruma ilişkin değerlendirmeniz nedir?

Harika değil ve Kovid ile mücadelede yetersiz kalınması, ülkenin karşı karşıya olduğu en akut sorundur. Ekonomi, ayaklarının üzerinde durmak için mücadele etmeye devam ediyor ve Erdoğan'ın merkez bankasında sürdürdüğü kötü niyetli müdahalelerden etkileniyor ve bu da Türkiye’ye şans vermek isteyen yatırımcıların iştahını kaçırıyor, Ülkedeki demokrasi, ister kadın haklarına isterse Kürt siyasetçilere yönelik genişleyen saldırı olsun, birden çok cephede bozulmaya devam ediyor. Erdoğan açıkça baskıyı hissediyor, ancak eylemleri ne kendisi ne de Türkiye için yardımcı olmuyor.

 

Yazı Katimerini gazetesinden alınmıştır

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.