Tiny Url
http://tinyurl.com/y6dhgjy9
Nis 15 2019

Emre Alkin: Türkiye-ABD ilişkilerinde bizim için kötü haber var

Amerikan Hükümetiyle ve Türk Hükümeti arasındaki gerginlik malum. IMF-Dünya Bankası toplantılarında da bu gerginliğin yansımalarını gördük. Aramızın giderek bozulduğu ABD'nin ekonomisinde gözle görülür düzelme var Dostlar. 

Küresel gelirin neredeyse yüzde 25'ini üreten ABD ile ilgili geçen hafta oldukça iyimser gelişmeler oldu. Öncelikle ÜFE rakamının beklenenden daha yüksek çıkması, canlanan taleple beraber TÜFE'ye de yansıması beklentisini artırdı. Ayrıca 1969 yılının ekim ayından beri en düşük işsizlik maaşı başvurusunun gerçekleşmiş olması da dikkate değer bir gelişmeydi. Haftalık olarak açıklanan bu rakamın, aradan geçen 50 yılda nüfus artışı ve göçmenler de dikkate alındığında son derece çarpıcı pozitif bir haber olduğu görülüyor. 

Bu gelişmeler FOMC üyesi olan veya olmayan Fed üyelerine "ekonomi iyi yolda" mesajını veriyor. Buna rağmen Fed Başkanı'nın "bu yıl ya hiç faiz artışı yok ya da sadece bir tane" şeklindeki ifadesini değiştirmesine sebep olacak gelişmeler değil. Çünkü ABD'de rakamlar aydan aya değil haftadan haftaya değişiyor. Ancak bu seyir devam ederse Trump'ın ikinci dönemi garantileyeceğini söyleyebilirim. Bu bizim için iyi haber değil maalesef.

Geçen hafta cuma günü Prof. Dr. Çağrı Erhan ile Büyük Kulüp'te Türk-Amerikan ilişkileri üzerine bir konferans verdik. 1830'larda başlayan ilk gergin temasın Cumhuriyetle Birlikte düzelmesine ardından İkinci Dünya Savaşı'ndan Kore Savaşı'na ve nihayetinde Jüpiter Füzeleri, İncirlik, Kıbrıs Barış Harekatı, ambargo, stratejik ortaklık, Körfez Savaşı, F-16 uçakları, Patriot füzeleri ile devam eden dalgalı ilişkinin bir anatomisi yaptık. Değerli Akademisyen Dr. Efe Sıvış'ın Türk-ABD İlişkilerine ışık tutan kitabını da anlattığı toplantı büyük ilgi gördü diyebilirim. Prof. Dr. Ahmet Kasım Han da izleyicilerin arasında olmasına rağmen söz alarak, Türkiye'nin "denge diplomasisi" sürecine dikkatle devam etmesi gerektiğini konusunda katkıda bulundu. 

Benim özetle söylediklerim şuydu: Eğer ABD ile ciddi bir ticaretimiz olsaydı, Amerikan Ekonomisi'nin düzelmesinden ziyadesiyle mutlu olacaktık. Ancak bugünkü durumda sadece bu gelişmenin küresel ekonomi için iyi haber olması sebebiyle sevinebiliyoruz. ABD ve Türkiye arasındaki ilişkiler son 30 yıldır savunma sanayi ekseninde ve sürekli ithalat tabanında devam ediyor diyebilirim. Sayısız kez katıldığım ABD-Türkiye İş Konseyleri iki tarafın askeri heyetlerinin gölgesinde devam ederken, tekstil konusunda yapılan temasların hiçbiri sonuç vermedi. ABD, QIZ adı verilen İsrail'e komşu olan ülkelere tanıdığı "kotasız-tarifesiz" Amerika'ya mal satma kolaylığını Türkiye'ye hiçbir zaman göstermedi. Bu sebeple birçok Türk iş insanı Ürdün ve Mısır'da yatırım yapmak zorunda kaldılar. Birçoğu ciddi zarar etti diyebilirim. 

Bugün ABD ve İsrail'in bölgede kol kola uyguladıkları politikalar sebebiyle, Türkiye'nin ABD'ye mal satması giderek daha zor hale geldi. ABD'ye en çok demir-çelik ürünleri satarken, Amerikan Hükümeti'nin anti-damping uygulamaları kapsamında mesnetsiz yaptırımlara maruz kalıyoruz. 

Yine de her zaman söylediğim gibi, dünya ithalatının üçte birini Amerikalılar yapıyor ve buraya mal satmak hem kazanç hem de prestij. Ancak, Amerikan Hükümeti bu durumu sürekli kötüye kullanıyor. Amerikan firmalarının özellikle AB'de ödemeye mahkum oldukları büyük para cezaları da, rekabet kurallarını kendilerine göre esnetmeye çalışmalarından kaynaklanıyor diyebilirim.

Gelecekte ABD ile ilgili meselelere askeri değil, ticari olarak bakabileceğimiz bir seviyeye gelmemizi temenni ediyorum. Ancak kısa vadede iyimser olmadığımı belirtmeliyim. 


Bu yazı Emre Alkin'in kişisel blogundan alınmıştır.