Joe Biden Türk-ABD ilişkilerini nasıl onarabilir?

Türkiye-ABD İş Konseyi bu hafta yayınladığı raporda Türk yetkilileri ABD-Çin gerginliğinin yarattığı boşluğu, ABD ile ticareti arttırmak ve ABD-Türkiye ilişkilerini düzeltmek için kullanmaya çağırdı.

Bir dizi büyük anlaşmazlığa rağmen - Fethullah Gülen'in iade iadesi, Türkiye'nin devlete ait Halkbank aleyhindeki yaptırımlardan kaçınma davası, Türkiye'nin Rus S-400 füze savunma sistemleri satın alması ve ABD'nin müttefiki Kürtler militanlara karşı gerçekleştirilen geniş kapsamlı askeri saldırı- iki NATO müttefiki arasındaki ilişkiler çok sıkı olabilir.

Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, “Olayların Olduğu Oda“ adlı kitabında, ABD Başkanı Donald Trump’ın mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talepleri doğrultusunda nasıl hareket ettiğini anlatmak için, Türkiye‘nin 2018 sonlarında ABD‘li Papaz Andrew Brunson'u serbest bıraktıktan itibaren iki kanka gibi hareket ettiğini belirtiyor. 

İki lider birkaç haftada bir telefonda konuşuyor ve dostlukları akrabalarına kadar uzanıyor: Bolton, Beyaz Saray'dan Aksaray'a iletişimin cumhurbaşkanlarının damatları, Beyaz Saray danışmanı Jared Kusher ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak aracılığıyla nasıl gerçekleştiğini detaylı bir şekilde anlatıyor.

Eski ABD Büyükelçisi Eric Edelman, bu ayın başlarında, güçlü aile bağlarının Erdoğan'a olası yaptırımlar konusunda “hapisten kurtulma” kartı olduğu hissini verdiğini söylüyor. Şimdiye kadar böyle görünüyor. Kongre, Trump'ı, ABD yasaları tarafından zorunlu tutulan bir eylem olan S-400 satın alımından ve Libya müdahalesinden dolayı Türkiye'ye yaptırım yapmaya zorladı, ancak ABD başkanı henüz bir adım atmış değil.

Ortadoğu Demokrasi Projesi Türkiye program koordinatörü Merve Tahiroğlu Ahval podcast'te, “Bu iki adam arasındaki kişisel ilişki, dış politika yapımı mevzu bahis olunca her türlü bürokrasiyi aşmaya başladı” diyor.

Sonuç olarak, dışişleri ve savunma bakanlıkları da dahil olmak üzere üst düzey ABD hükümet organları, ABD'nin Suriye'deki varlığı gibi önemli konularda Trump’la açıkça anlaşmazlık halindeler. Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimlerinin Erdoğan ile olan anlaşmazlık ve ilişkileri sona erdirme şansı var. Tahiroğlu, “Trump ayrıldıktan sonra ABD-Türkiye ilişkilerine ne olacak? Trump’ın Türkiye'ye olan tutumundan mutlaka çok farklı olacak” diyor. 

Son anketlere göre Demokrat Parti adayı Joe Biden çift haneli rakamlarla Trump'ın önünde bulunuyor. Seçim sadece üç ay sonra ve uzmanlar Başkan Biden'in başkan olması durumunda ABD politikalarını nasıl yeniden şekillendirebileceğini inceliyor. ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi Türkiye ile ilişkileri sıkı ya da Türkiye’de istihbarat örgütleri aktif olan ülkeler Türkiye'nin merkeziliğini ve özellikle Batılı güçleri için Türkiye ile ilişkilerin önemine dikkat çekiyorlar.

İstanbul Sabancı Üniversitesi tarih profesörü Adam McConnel, Türkiye’nin resmi kurumlarından Anadolu Ajansı için yazdığı yazıda “En belirgin sonuç Obama yönetiminin dış politika belirleyicileri bir kez daha ABD'nin karar verme süreci üzerinde etki kazanacak. Ve Türkiye'deki çoğu insanın bu öngörüden dehşete düşeceğini söylemek lazım” diyor. 

ABD ve Türkiye arasındaki temel gerilimlerin birçoğu, Biden'in başkan yardımcısı olarak görev yaptığı Obama döneminde ortaya çıktı ve Trump selefinin pozisyonundan büyük ölçüde uzaklaştı. Obama yönetiminin İran'a karşı uyguladığı yaptırımlar Erdoğan’ın desteğiyle Halkbank tarafından tarihin en büyük yaptırımlardan kaçınma planıyla ihlal edildi. Yaptırımları uygulamayı reddeden Trump, Türkiye'nin S-400’leri satın almasından Obama'yı sorumlu tuttu.

Başkan yardımcısı olarak Biden başlangıçta Türkiye'yi destekliyor gibiydi: Mayıs 2013'te Washington'da Türk liderle biraraya geldikten sonra Erdoğan'a uzun süre hayran kaldığını söyledi. Ancak Ekim 2014'te Biden bir konuşmasında Türkiye'nin İslam Devleti'nin (IŞİD) kurulmasına yardım ettiğini ileri sürdü. Birkaç ay sonra Obama, İslam Devleti ile mücadeleye öncülük etmek için Kürtlerin önceliğindeki Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) seçti.

Tahiroğlu, “ABD’nin Suriyeli Kürtlerle ortaklık kurmasının sebebi Türkiye’nin defalarca kendi görevini yapmaması ve IŞİD'e karşı küresel mücadeleye yardımcı olmamasıydı. Türkiye'nin izlediği politikalar IŞİD ve diğer grupların tehdidinin büyümesine izin verdi” diyor. 

Geçen yıl Trump Erdoğan'a ödün verdi ve daha sonra biraz yumuşamasına rağmen SDG ile bağlarını kesme sözü verdi. Bunun yanında Biden, Libya'ya müdahalesi, S-400'ü satın alması, Yunanistan'a çıkardığı deniz sınırları zorlukları ve Doğu Akdeniz’de doğal gaz sondajı gibi NATO ve ABD’nin güvenliğini ihlal eden konularda Trump kadar Erdoğan’ın yanında olmaya istekli görünmeyecektir. 

“Biden’ın geçmiş tecrübelerine bakıldığında Doğu Akdeniz’de Yunanistan’a daha sempatik olacaktır ve Kürtleri daha fazla destekleyecektir” diyen Tahiroğlu, “Erdoğan'ın bir yıl süren uyarılara rağmen S-400 sistemini satın almak için çok düşünerek aldığı kararından dolayı Türkiye'ye ödün vermekle daha az ilgilenecek. Bence Biden, şimdiki başkanın aksine aslında ABD yasalarını uygulamakta daha fazla istekli olacak” diye görüş belirtiyor. 

2016 başlarında Türkiye'yi ziyaret eden Biden, Türk hükümetini ülkenin güneydoğusunda Kürt militanlara karşı devam eden askeri operasyon nedeniyle eleştirdi. Ayrıca, Türkiye'deki basın özgürlüğü ihlallerini kınadı, hapisteki Can Dündar'ın eşi ve oğluyla bir araya geldi.

Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, Biden'in Türkiye'yi, hayırsever işadamı Osman Osman Kavala ve eski cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın uzun süredir gözaltında tutulması, geçen hafta geçen ve sosyal medyayı kontrol altına almayı hedfleyen yasa ile hükümetin kadına yönelik şiddete engel olmayı öngören İstanbul Sözleşmesinden çekilme planlarından dolayı baskı altına alması muhtemel. 

Başkan Biden'den farklı bir yaklaşım öngören Tahiroğlu, “Trump yönetiminin gözünde bu, huzursuz olan çalışanları uzak tutmaya çalışan bir şirketin CEO'su gibi normal bir davranış” diyor.

“Amerika Birleşik Devletleri bir müttefikinin ne kadar demokratik bir şekilde yönetildiğiyle ilgilenecek” diye ekleyen Tahiroğlu, “Umarım  o da Obama yönetimi gibi Erdoğan'ın da bu temel hak ve değerlere karşı çıkması söz konusu olduğunda daha açık sözlü olacak” ifadelerini kullanıyor. 

Aralık ayında New York Times’a verdiği bir röportajda Biden, Erdoğan'ı bir otokrat olarak nitelendirdi, AKP hükümetinin Kürt yanlısı Halkların Demokrat Partisi (HDP) üzerinden marjinalleştirdiği Kürt seçmenlere destek verdi. Ayrıca, ABD'nin muhalefet partisi liderlerini desteklediklerini belirterek Erdoğan'a karşı daha agresif bir yaklaşım izlemeleri gerektiğini söyledi.

Biden, “Türk liderliğinin hâlihazırda var olan unsurlarını destekleyerek Erdoğan'ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz” dedi.

ABD'nin Türkiye'ye karşı daha agresif bir duruş sergilemesiyle ilgili önemli bir endişe, Türk hükümetinin ABD veya Avrupa Birliği tarafından Türkiye’yi cezalandırmaya yönelik atılan herhangi bir adım ya da Batı’nın demokrasi yanlısı aktivistleri destekleme girişimini hükümeti devirmeye yönelik bir komplo teorisi olarak göstermeye yatkın olması. 

Erdoğan, 2018'de Macar-Amerikalı finansör ve demokrasi savunucusu George Soros'un Kavala’nın Türk hükümetini devirme girişiminin arkasında olduğunu söyledi. Türk yetkililer “Yahudi lobisi”, “faiz lobisi”, CIA ve Henri Barkey gibi ABD merkezli Türkiye uzmanlarına karşı da benzer suçlamalarda bulundular. 

“Erdoğan gibi, aleyhine attığınız her adımı kendi kamuoyunda ABD Türkiye’den nefret ediyor diye aktaran biriyle nasıl başa çıkarsınız?” diye soran Tahiroğlu, ABD ve AB için izlenebilecek tek makul yolun kendi kanunlarını ve uluslararası düzenlemeleri sürekli olarak uygulamak olduğunu sözlerine ekliyor.

Tahiroğlu, “Erdoğan gibi bir lidere taviz vererek kazanmak imkansız. Birleşik Devletler ve Türkiye'nin Avrupalı ortakları tutarlı bir şekilde birlikte hareket edebilir. Türk insanına ne yapmaya çalıştıklarını göstermenin tek yolu Türk vatandaşına zarar vermemek olduğunu göstermelidirler” diyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.