Ağu 02 2018

K. Kore, İran, Rusya, Küba... ve NATO 'müttefiki' Türkiye

ABD'nin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yaptırım uygulama kararı gözleri Washington yönetiminin ambargo uyguladığı diğer ülkelere çevirdi.

Her ne kadar, yaptırım kararı şimdilik ülke olarak Türkiye yerine iki bakanı içerse de, tarihte ilk kez bir NATO üyesi bir diğer NATO üyesi 'müttefiki'ne, 'düşman ülke' ve siyasilerine uygulanan 'kod'u devreye soktu.

ABD'nin devletleri ya da kişileri hedef aldığı yaptırımların hedefi olan ülkeler ligine bakıldığında, Türkiye'nin içine çekildiği tablonun ne kadar rahatsızlık verici olduğu bir kez daha anlaşılabilir.

Zira, ABD ambargolarının hedefi olan Kuzey Kore, İran, Küba ve Rusya gibi ülkeler, hem küresel piyasalarca cezalandırılan hem de saygınlıkları sorgulanan ülkeler. Türkiye'nin de, kısmi de olsa bir yaptırım ile, bu lige doğru itilmesinin olumsuz etkileri önümüzdeki günlerde hem ekonomide hem de uluslararası platformlarda daha da güçlü hissedilebilir.

BBC'den Enis Şenererdem'in haberine göre, her ne kadar yaptırım kararı bakanlarla sınırlı kalsa da, Türkiye'nin imajı açısından sıkıntı büyük. 

ABD, uzun yıllardır, İran, Kuzey Kore, Suriye, Küba ve Rusya'ya yaptırım uyguluyor. Gerekçeler ise çoğu zaman, insan hakları ihlalleri ve teröre destek. 

Türkiye'ye yönelen ve devamının geleceği iddia edilen kısmi yaptırım kararının arkasında ise, iki yıla yakın tutukluluğu müteakiben ev hapsine alınan ve 'FETÖ ile PKK' adına suç işlediği iddia edilen Rahip Andrew Brunson'un serbest bırakılmaması yatıyor.

ABD ile Türkiye arasında, Brunson'un serbest bırakılmasına karşılık Halkbank'ın eski iki numarası Mehmet Hakan Atilla'nın özgürlüğüne kavuşması, Halkbank'a İran'a yönelik ambargonun delinmesinde oynadığı ileri sürülen rol nedeniyle kesilmesi muhtemel para cezasının tümüyle gündemden düşürülmesi konularında pazarlık yapıldığı iddiaları ayyuka çıkmış vaziyette.

Her ne kadar Mevlüt Çavuşoğlu, 'Türkiye hukuk devletidir' açıklaması yapsa da, Halkbank'ın merkezinde olduğu ve farklı kanallardan yürütüldüğü belirtilen gizli pazarlıkların çökerek bugünkü sonucu doğurduğu tespiti yapılıyor.

ABD'nin ülkelere yönelik yaptırımlarından en çok yerel halklar etkileniyor ve gelirler düşüyor. 2006 yılından bu yana, nükleer program geliştirme suçlamalarıyla ambargo uygulanan İran'da ekonomik büyüme gerilerken, yaptırımların uygulandığı 2006 - 2015 döneminde İran ekonomisinde büyüme hız kestiği, petrol üretimi yavaşladığı ve kişi başına düşen milli gelir 6.600 dolar seviyesinden 5.900 dolar seviyesine gerilediği görülüyor.

Yaptırımların kalmasıyla birlikte ekonomide büyüme yeniden hızlandı ve kişi başına düşen milli gelir de 2017 sonu itibarıyla 6.900 dolara yükselse de, Ağustos ayı itibariyle yaptırımların yeniden yürürlüğe girmesi gündemde.

Yine, yaptırımların en fazla etkilediği kesimin yoksullar olduğu bir başka istatistik.

Almanya'daki Trier ve Marburg üniversitelerinden ekonomistler Matthias Neuenkirch ile FlorianNeumeier'in 2016'da kaleme aldığı makalede "Yaptırım uygulanan ülkelerde zengin kesim ve yoksulluk sınırı arasındaki fark yüzde 3,8 daha fazla oluyor" diyor.

ABD'nin kişileri hedef alan yaptırım kararlarında listebaşı olan ülke ise Rusya. 

ABD'nin kişilere yönelik uyguladığı yaptırımların kökeni Rusya'ya dayanıyor. Rusya'da 230 milyon dolarlık bir yolsuzluk dosyasını inceleyen Rus vergi uzmanı Sergei Magnitsky'nin 2009'da hapisteyken ölmesi üzerine hazırlanan ve kısaca Küresel 'Magnitsky Yasası' olarak adlandırılan yasa uyarınca bugüne kadar Rusya'dan 100'ün üzerinde gerçek ya da tüzel kişi yaptırım listesine alındı.

Karar, Rusya ekonomisini, borsasını ve hisse senetlerini olumsuz etkilemeye devam ediyor.

ABD ilk kez Türkiye'den gerçek ya da tüzel kişilere yaptırım uygulamıyor. OFAC yaptırım listesinde toplamda 7 Türk vatandaşı ile Türkiye'de kayıtlı 12 şirket yaptırım listesinde bulunuyor. Ancak ilk kez AKP hükümetinden isimler hedef alınarak, siyasi bir mesaj verilmiş olunuyor.