Murat Yetkin: ABD, YPG’yi uyardı, Hatay’a Patriot mu geliyor?

İdlib'de Rusya destekli rejim saldırıları karşısında Türk askerlerinin hayatını kaybetmesi, Ankara-Moskova hattında çatlağa yol açarken iktidar rotasını ABD'ye çevirdi, NATO'dan destek istemeye başladı.

ABD resmî kaynakları ise, İdlib konusunda yaşanan Ankara-Moskova gerilimi nedeniyle Türkiye’nin yanında tavır almaları sürecinde, YPG’yi de Türkiye ile çatışmaya girmeleri halinde kendilerini korumayacakları konusunda uyardıklarını açıkladı.

İsimlerinin gizli tutulması kaydıyla Murat Yetkin'e konuşan Amerikan kaynaklarına göre, Suriye topraklarında temas kurulan YPG’ye, Suriye’deki Amerikan güçleri tarafından verilen desteğin Türk askeriyle girilecek çatışmaları kapsamadığı, Türk askeriyle çatışmaya girmeleri durumunda kendilerine destek verilmeyeceği iletilmiş.

Yetkin'in aktardığına göre, bu konuda bilgi veren üst düzey bir yetkili, YPG’ye “açıkça ve birden fazla defa”, herhangi bir ihtilaf halinde kendilerini Türkiye’ye karşı tercih etmeyeceklerini de bildirdiklerini söyledi.

Söz konusu yetkili, "YPG’ye 2014’ten bu yana silah ve askeri yardımının devam ettiğini hatırlatıp, bunun bir çelişki olup olmadığı" sorusuna ise, "YPG’ye sadece IŞİD ve El Kaide benzeri terör örgütlerine karşı kullanılması kaydıyla yardım verdikleri, bunu sıkı şekilde denetime aldıkları doğrultusunda" yanıt veriyor.

Aynı kaynak, son zamanlarda Türk yetkililerle yapılan toplantılardan Washington’a giden raporlarda da 17 Ekim’de Ankara’da varılan Türkiye-ABD anlaşmasının ihlal edildiğine, ya da “Fırat’ın Doğusuna” dair şikâyete de rastlanmadığını söylüyor.

"Amerikalı kaynağımın şu tahlili hem İdlib çerçevesi, hem de YPG ile ilişkilerin niteliği konusunda önemliydi" diyen Yetkin, şunları aktarıyor:

“Washington’un karşı çıkmasına rağmen Türkiye’nin [Suriye’ye] girişi [Barış Pınarı harekâtı] iki hedefe ulaşmasını sağladı. İlk olarak, Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’nin önemli bir bölümünde [kurduğu] askeri varlığın, Suriye’de daha sonraki gelişmeler için kritik önem taşıdığı görüldü. İkincisi de ABD’nin YPG’yi Türkiye’ye karşı savunmayacağı görülmüş oldu; YPG’lilerin en azından bir kısmının bunun tersine olan inancı, Türkiye için de endişe kaynağıydı.”

Burada ilginç bir ayrıntı olduğundan bahseden Yetkin, "Amerikan kaynaklarıyla yaptığım görüşmelerde artık 'Suriye Demokratik Güçleri – SDG' söyleminin kullanılmadığını, doğrudan YPG adresiyle konuşulduğunu gözlemledim. ABD 2014 Kobani /Ayn el-Arab olayından sonra IŞİD’e karşı YPG’yi ortak seçmişti. Ancak YPG’nin PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı kolu olduğunu, yani “organik bağı” bulunduğu konusunda yayınlanan Amerikan istihbarat raporları ve kongre oturumları sonrasında, Amerikan Özel Kuvvetleri YPG’den isim değişikliği istemiş, bunun sonucunda, bazı Arap aşiretlerinin de katılımıyla 2015 yılında SDG’nin kurulduğu ilan edilmişti. Artık ABD yetkililerinin de paravan isimlere ihtiyacının kalmadığı sonucu çıkarılabilir" yorumunu yapıyor.

Peki ABD’nin İdlib konusunda Rusya’ya karşı Türkiye’ye verdiği desteğin sınırları ne?

Yetkin, bu soruya kaynaklarından aldığı cevabı şöyle paylaşıyor:

“İki beyan arasında çelişki yok. ABD birlikleri [İdlib’te] bizzat çatışmaya girmez, sınırımız o. Ama gelişmiş istihbarattan, ihtiyaç duyulan hassas malzemeye dek Türkiye’ye destek olacağız. Bu konuda bilgi veren Amerikalı kaynaklardan birisi, daha da ileri bir yorumla; “Türkiye şu anda Suriye’ye fazla bir asker sokmadı; gözlem noktalarını korumaya alacak, saldırıları püskürtebilecek kadar. Ama çok kısa süre içinde 40-45 bin askeri sevk edecek durumda. Ne Suriye, ne Rusya bunu yapabilir. Rusya’nın da İdlib uğruna Bunu Amerikalı kaynağımın şu sözlerinden çıkarmak da mümkün: “Washington’un karşı çıkmasına rağmen Türkiye’nin [Suriye’ye] girişi iki hedefe ulaşmasını sağladı. İlk olarak, Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’nin önemli bir bölümünde [kurduğu] askeri varlığı, Suriye’de daha sonraki gelişmeler için kritik önem taşıdığı görüldü. İkincisi de ABD’nin YPG’yi Türkiye’ye karşı savunmayacağı görülmüş oldu; YPG’lilerin en azından bir kısmının bunun tersine olan inancı, Türkiye için de endişe kaynağıydı. Rusya’nın da İdlib uğruna, stratejik çıkarları bulunan Türkiye ile çatışacağını zannetmiyoruz” dedi."

Yetkin'in dikkat çektiği bir diğer konu ise Hatay'a Patriot planı...

Kaynağının, “Sınıra, mesela Hatay bölgesine yerleştirilecek Patriot bataryaları hava savunmasını sağlayabilir” dediğini söyleyen Yetkin, “S-400’lere rağmen Türkiye’ye Patriot göndermeye mi karar verdiniz?” sorusuna şu cevabı aldığını aktarıyor:

"Biz değil ama bazı NATO üyeleri gönderebilir. Göndermek isterlerse ABD olarak bizim itirazımız olmaz.”

Türk askeri kaynaklar, bu konu hakkında henüz böyle bir gelişme olmadığını söylüyor ve ekliyor:

"Ancak kaynağım, Almanya’nın sınırın Suriye tarafında mülteciler için kış koşullarına uygun güvenli barınak sağlanması için Kızılay’a 25 milyon avro vermesinin önemli olduğuna dikkat çekti. Bu konuyu aslında 24 Ocak’ta İstanbul’da Angela Merkel’le ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Sağ olsun” sözleriyle dile getirmişti.

Burada önem verilen konunun, Alman yardımının miktarı değil, Almanya’nın Türkiye değil, Suriye topraklarında yapılacak bir mülteci yardım projesi için doğrudan Türkiye’ye destek vermesi olduğu anlaşılıyor. Böylece Almanya, daha birkaç hafta önce Suriye’deki varlığı nedeniyle kınadığı, silah satışını durdurduğu Türkiye’nin Suriye’deki bir faaliyetine destek sağlamış oluyor.

Sıra o barınaklara yerleştirilecek mültecilerin korunması için askeri destek vermeye de gelir mi? Türkiye’ye ilan edilen silah satış yasağının kaldırılıp kaldırılmayacağını geçen hafta Münih Güvenlik Konferansı sırasında Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a sorduğumda, zaten ortada resmî bir ambargonun olmadığını, AB ile ortak tutumun söz konusu olduğunu söylemişti. Dolayısıyla her şey mümkün. Almanya’da erken seçim dahi konuşulmaya başladığına göre, yeni bir mülteci dalgasının durdurulması Alman hükümeti için önem taşıyacaktır.

Özetle, Rusya’yla yaşanan İdlib gerilimi, sadece ABD değil, Almanya ile de ortak çıkarları öne çıkarmış görünüyor. Yine de Moskova’da devam eden görüşmelerin sonucu Ankara için önemli; bekleyip görelim."


Yazının tamamına Murat Yetkin'in blogundan ulaşabilirsiniz.