Pentagon'dan Türkiye'ye: S-400 için beni ikna edemezsin

Cuma günü erken saatlerde Türk yetkili kaynaklarına dayandırılarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki telefon görüşmesinde S-400 sorunlarına bakmak üzere bir çalışma grubu kurulması ile ilgili olarak bir anlaşmaya varıldığı haberleri yayınlandı.

Birkaç saat boyunca ne Beyaz Ev ne de Pentagon konu hakkında açıklama yaptı. ABD doğu saatiyle öğleden sonra Beyaz Ev Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Garret Marquis, Ahval'e yaptığı açıklamada, "bir çalışma grubu ilanımız şu an için yok" dedikten sonra "S-400 almanın ABD teknolojisine, pilotlarımıza ve hava taşıtlarımıza getireceği risklerin kabul edilmez olacağını baştan beri belirtiyoruz'' demekle yetindi. 

Pentagon Sözcüsü Eric Pahon ise bir adım ileri gitti. 

Pahon, Ahval'e Cuma günü yarım düzine email göndererek, bazen off the record, bazen on the record açıklamalarda bulundu. Açıklamaları saatler geçtikçe 'çalışma grubu' fikrine karşı sertleşti ama açık bir şekilde de 'çalışma grubunun kurulmasına karşıyız' noktasına gelinmedi. 

Pahon, Savunma Bakanlığı'nın S-400 ile F-35'lerin aynı yerde (Türkiye'de) olması ile ilgili olarak sahip olduğu endişelerinin ''giderilemeyeceği''ni belirtti. 

Cuma günü itibariyle bir çalışma grubu kurulması ile ilgili son durum şöyle: 

  • Çalışma Grubu kurulması demek bu kuruluş için harcanacak bir mesai ve sonrasında birtakım görüşmeler demek. Yani S-400'lerin bu bağlamda Türkiye'ye Haziran veya Temmuz ayında gelme ihtimali azalmış görünüyor.
  • ABD, masaya uzun zamandır herhangi bir el düşürme ile yaklaşmıyor. S-400'ler hakkında ABD yönetimi, yani Trump, pazarlık yapmak istese de, Perşembe günü Atlantik Konseyi'nde konuşma yapan ABD Savunma Bakanlığı yardımcı vekili Kathryn Wheelbarger, S-400'ün Türkiye için 'yıkıcı' sonuçları olacağını tekrar hatırlattı.
  • ABD yönetimi, Beyaz Ev istese de dahi, Kongre'nin kendi ambargolarını getireceği artık apaçık. Yani Savunma Bakanlığı'nın itirazlarını reddetmesi hemen hemen mümkün olmayan Trump'ın bunun üstüne bir de Kongre ile savaşması imkan dahilinde görünmüyor.
  • Yani ABD, S-400 kararından vazgeçemeyeceğini uzun zamandır söylüyor, tavizin Ankara'dan geleceğini belirtiyor.
  • Bütün bunlara rağmen çalışma grubu kurulduğunda ise bunun karşılığında Ankara'nın söz verdiği Haziran ve Temmuz aylarında teslim takviminden vazgeçmesi gerekiyor.
  • Bir de Moskova'ya gitmiş olduğu söylenen 100 kadar Türk personelinin bu eğitimlerinin kaderi var.

Amerikalı yetkililer son birkaç aydır Türkiye'ye 'yıkıcı sonuçlar' tehdidi yapıyor. 

Trump, "Türkler Suriyeli Kürtlere saldırırsa ekonomilerini mahvederim" dedi.

Pentagon sözcüsü Eric Pahon, Mart ayının ilk haftası, "S-400'lerin alınması Türkiye ile ABD savunma ilişkilerine 'hayati sonuçlar' doğurur" dedi.

30 Mayıs günü ABD Savunma Bakanı yardımcısı yukarıda görüldüğü gibi S-400 alımı için 'yıkıcı' sonuçlar diyor.

Bütün bunların nedeni çok kötü yönetilen Türkiye'nin ekonomisinin 'mahvedilebilecek' seviyede, siyaseti ve uluslararası ilişkilerdeki riskli yönetimi nedeniyle 'yıkıma' uğratılacak kadar kırılgan durması. 

İslam Teşkilatının görev değişimini bizzat yapamayacak kadar kötü ilişkilere sahip olunan S.Arabistan nedeniyle Mekke'ye gidemeyen Erdoğan'ın S-400 ve F-35'ler konusunda bir strateji sahibi olmaktan uzak olduğu giderek daha anlaşılır hale geliyor. 

Erdoğan, onyıllardır son kuşak jetlerini Türkiye'ye transfer edebilen ABD-Türkiye müttefikliğini çatırdatmaya hazır mı? Bu çatırdatmanın 'yıkıcı' sonuçlarına hazır mı? Bunu halen bilmiyoruz.

Giderek hukukun üstünlüğünden ayrılan Erdoğan yönetiminin kendisine Batı'da yer olmadığını ve bu rejimle ancak Doğu blokunda yerim var derse, bu Batı ile ilişkileri 'yıkıcı' bir şekilde etkileyecek. Bu durumda S-400'leri ülkeye getirecek.

Ancak bu senaryo Türkiye'nin geleceği, demokrasisi, ekonomisi ve jeopolitiği için olabilecek en kötü senaryo.

Hep beraber göreceğiz.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.