'Trump ve Erdoğan dünyadaki müttefiklerini uzaklaştırma yarışında'

ABD ile Türkiye arasında karşılıklı 'ağız dalaşı'nın ötesine geçen ve yaptırımlarla iyice körüklenen, ev hapsindeki Rahip Andrew Brunson'un görünürdeki gerekçe olduğu krizde, bundan sonra iki eski müttefiki nelerin beklediği tartışılıyor.

Diken yazarı Amberin Zaman, ABD'li Türkiye uzmanı Nicholas Danforth'a iki ülkeyi bekleyen geleceğe dair sorular sordu ve 'ABD'nin kendi ayağına, Türkiye'nin ise başına sıktığı' yanıtını aldı. 

Bipartisan Policy Center'da (BPC) uzman olan Danforth, iki müttefikin tarihin en kötü krizinden geçtiği görüşünü paylaştığını belirtti ve, "Sürekli  ‘altın’ yıllarında dahi ilişkilerin hatırladığımızdan daha sıkıntılı olduğunu tekrarlıyordum. Ama şu anda o noktadayız" yorumunu yaptı.

Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin muhafazakar İslamcı eksene doğru savruluşu ile soruya Danforth, "AKP ilk iktidara geçtiğinde, Ankara’nin ‘İslamcı dış siyaseti’ ve ‘doğuya sapması’ Washington’da çok konuşuldu. Özellikle, Ankara’nın Esad’la yakınlaşması, bu yeni trendin en tedirgin edici örneklerinden biri olarak görülüyordu… Belli ki Erdoğan, İslam dünyasında bir lider olmak istiyor. Ama tutarlı bir İslamcı siyaset yerine, esas trendin kalıcı bir anti-batıcılık oluğunu sezebilseydik sanırım çok daha yararlı olurdu. Erdoğan, Hollandayı Srebrenitsa katliamı üzerinden ‘soykırım’ile suçlayabilen, aynı zamanda Belgrad’ta Miloseviç’in eski bakanıyla türkü söyleyebilen bir lider" yanıtını verdi.

ABD'nin iki ülke arasındaki ilişkilerin kötüleşmesindeki payı ile ilgili soruya ise, Danforth şu sözlerle karşılık verdi:

"Önemli değil. ABD veya ABD yönetimini savunmak amacıyla söylemiyorum bunu. Bizim yönetimimizi savunanlardan hiç değilim. Ama iki tarafta benzer bir yaklaşım var: “Biz haklıysak, ve diğer tarafa bunu kabul ettirebilirsek, krizden biz kazançlı çıkacağız.” Ama öyle olmayacak. ‘Haklı’ taraf her daim kazanır diye gibi bir kural yok uluslararası ilişkilerde. Bunlar dolayısıyla boş tartışmalar."

Danforth, iki tarafın da kendisini vazgeçilmez olarak gördüğünü ve o yüzden diğerinin son anda bir kopuştan çekinmesini beklediğini belirtti ve Amerika’dan kopan bir Türkiye'nin alternatifler bulsa bile onların yeni şart ve sorunlar getireceğini ifade etti. 

Bu duruma örnek olarak da, Danforth kısa bir süre önce serbest bırakılan Yunan askerlerini gösterdi ve ekledi:

"Şimdi, mesela, Ankara elinde bir Amerikalı rehini tutarak başlattığı krizi idare etmek için elinde rehin tuttuğu Yunan ve Alman vatandaşları bırakmak zorunda kalıyor. Çünkü Avrupa’nın desteğine yeniden ihtiyaç duyuyor. Rusya ile ilişkiler söz konusu olunca, koşullar daha da ağırlaşabiliyor.

Sanırım koşulların ağırlığı rejim İdlib’e topyekün saldırınca daha da yoğun şekilde his edilecek. Sınırlara yığılan yeni mülteci dalgası ve aralarındaki cihatçılar… İzole edilmiş bir Turkiye, o tehdide karşı etkili bir cevap vermekte zorlanır."

Türkiye’nin NATO üyeliğinden atılması ile ilgili tartışmayla ilgili de Danfort, şu tespitleri sıraladı:

"Bu mesele şimdilik ciddi biçimde tartışılmıyor ve tartışılmadı şu ana kadar. Ancak Türkiye NATO içindeyken ilişkiler çatlarsa,  her iki ülke-ABD ve Türkiye- daha zayıf olacak. Ama Türkiye stratejik ve ekonomik açıdan bu çatlamanın sonuçlarıyla daha dramatik bir şekilde yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Başka bir metafor kullanayım: İki ülke arasında oynanan oyun Rus ruleti ise ABD kendi ayağına sıkacak, Türkiye ise kendi kafasına sıkacak."

http://www.diken.com.tr/amerikali-uzman-bu-bir-rus-ruletiyse-abd-ayagina-turkiye-kafasina-sikacak/
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.