Şub 22 2018

WSJ makalesi: ABD, Türkiye’nin Rusya ve İran’a sürüklenmesini engellemek için harekete geçti

Ankara-Washington hattında ilişkilerin düzelmesi için oluşturulması kararlaştırılan mekanizmanın hedefleri ve varabileceği nokta konusunda, Batı medyasında kaleme alınan yazılara bir yenisi eklendi.

The Wall Street Journal’da Dion Nissenbaum tarafından kaleme alınan makalede, ABD’nin Türkiye’yi yeniden kazanmak için harcadığı çaba ele alınıyor.

İşte o makalenin satırbaşları:

Trump yönetimi, Ankara ile ikili ilişkileri onarmak, İran ve Moskova ile derinleşen müttefiklikten koparma arayışı içinde yeni bir mücadeleye girişti.

Washington, Türkiye’nin en önemli sorununa çözüm bulmak için çabalıyor.

Beş ay önce, Donald Trump Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı bir arkadaş olarak selamladı ve iki NATO müttefikinin her zamankinden daha yakın olduğunu söyledi.

Ancak Trump’ın bu iyimser bakış açısı çok daha karmaşık bir gerçeklikle maskelenmiş durumda: Türkiye, bir anda Trump yönetiminin en sorunlu ilişkisine dönüşüverdi.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un geçen hafta onarmaya çalıştığı iki ülke arasındaki ilişkiler, bir kriz noktasında. Ve iki ülkenin zorlukların üstesinden geleceği net bir yol haritası bulunmuyor.

Ankara’yı Rusya ve İran’dan koparma stratejisinin bir parçası olarak, Tillerson ve Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster ve Savunma Bakanı Jim Mattis, Türk liderlerle yoğun görüşme trafiği gerçekleştirdi ve Erdoğan’ı, Moskova ve Tahran ile sıcak ilişkiler geliştirmekten geri atması için iknaya çalıştılar.

Trump yönetiminin üst düzey bir ismi, “(Türkler) Ruslar tarafından oyuna getiriliyor. Türkiye’nin Rusya ve İran ile aynı çizgiye gelmesi, Türk çıkarlarına aykırı” dedi.

ABD, İran ve onun ortaklarını Suriye’den sürüp çıkarma çabalarında Türkiye’yi de kendi tarafında istiyor.

Aynı zamanda, Rusya’nın Türkiye’ye füze savar savunma sistemi satarak NATO’yu bölme çabasında mesafe kaydetmesi konusunda endişeli.

Türk ve ABD’li yetkililer farklılıkları gidermek için, kilit meselelere dair bir çalışma grubu oluşturuyor.

Erdoğan, bu hafta başı Rus lideri Putin ve İran lideri Rohani ile konuştu ve üçlü Türkiye’de bahar aylarında Suriye’deki çatışmayı tartışacakları bir toplantının altyapısını hazırladı.

Ancak ABD’li yetkililer, Moskova’nın Suriye konusunda ABDnin olmadığı haliyle Ankara ve Tahranla yürüttüğü çabaları, “Putin’in Potemkin Barış Planı’ sözleriyle alaya alıyor ve temelden yoksun olduğunu söylüyor.

ABD yönetiminin de bildiği gibi, Türkiye ve ABD’yi bölen, Amerika’nın Suriye’de Kürt militanlara verdiği destek. Türkiye ile toplantılarında, ABD, bu noktayı aydınlatmak için bir Venn şeması yarattı.

ABD’li yetkililer, Türkiye’nin endişelerini gidermenin bir yolunu bulmak için çabalıyor ancak birbiriyle bağdaşmayan farklılıkları giderecek bir denge bulmuşa benzemiyorlar.

Trump yönetimi, Türkiye’nin ABD’nin Kürt militanlardan oluşan YPG ile çalışmaya son vermesi talebini karşılama konusunda isteksiz.

YPG, IŞİD’e karşı başarılı bir askeri harekat yürüttü. Oysa Türk liderler, Amerika’nın YPG’ye desteğini ihanet olarak görüyor ve YPG, Arap-Kürt militan koalisyonunun belkemiği olarak hizmet veriyor.

ABD, Türkiye’nin farklı alternatifler sunması için tüm sorumluluğu onun sırtına yükledi ve şimdi Washington, Ankara’dan Suriye’deki Kürt liderlerden kimin ne olduğunu ayırt etmesini istiyor.

“Türkiye, Kürtleri dönüştürmede ve Kürt politik grupların YPG’den uzaklaşmasında yardımcı bir rol üstlenebilir” diyor ABD’li bir yetkili. Türkler için kabul edilebilir Kürt liderler kimler?