ABD Türkiye'ye hangi yaptırımları uygulayabilir?

Türkiye’de yaklaşık iki yıl tutuklu kaldıktan sonra Rahip Andrew Brunson'un ev hapsine alınmasının ardından, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Brunson'un serbest bırakılmaması halinde Türkiye'ye yaptırım uygulanacağı tehdidinde bulundu.

Pence'den dakikalar sonra bu kez ABD Başkanı Donald Trump, benzer tehditleri içeren bir Twitter paylaşımında bulundu. Trump, "ABD, harika bir Hıristiyan, aile adamı ve mükemmel bir insan olan rahip Andrew Brunson'un uzun süren tutukluluğu nedeniyle Türkiye'ye büyük yaptırımlar uygulayacak. (Brunson) büyük acı çekiyor. Bu masum inanç adamı derhal serbest bırakılmalı!" tehdidi savurunca Türkiye’de gündemin rengi bir anda değişiverdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaptırımlar ile Türkiye’ye geri adım attıramazsınız” diyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert, salı günü yaptığı açıklamada “Yaptırımlar çok ciddi olur” dedi. Peki, ABD Türkiye'ye ne tür yaptırımlar uygulayabilir?

BBC Türkçe’den İrem Köker’in derlemesine göre analistler, Brunson davasının yanı sıra bir NATO üyesi olan Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi satın alma planları ve Ankara'nın ABD'nin İran'a yeniden uygulamaya sokmaya hazırlandığı yaptırımlara uymayacağını açıklaması da Washington'da rahatsızlık yaratan diğer konular arasında olduğunu söylüyor.

Türkiye ise 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin sorumlusu olarak gösterdiği Fethullah Gülen'in iade edilmemesinden ve Suriye'de de ABD'nin çoğunluğunu Kürt silahlı grup Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) verilen destekten duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getiriyor.

Ayrıca, New York'ta görülen davada eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın İran yaptırımlarını yasa dışı yollarla delmek suçundan hüküm giymesinin ardından ABD Hazine Bakanlığı'nın Halkbank'a ceza kesip kesmeyeceği de ikili ilişkiler açısından izlenen bir diğer konu.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Erdoğan'ın Mayıs 2017'de Washington ziyaretinde korumalarının protesto gösterisi düzenleyenlere sert müdahalesinin yarattığı tepkiler üzerine 1,2 milyon dolarlık SIG Sauer yarı otomatik silah satışına onay vermeme kararı almıştı. Erdoğan da ABD ile yaşanan vize krizi nedeniyle emniyet teşkilatının bu silahları kullanmayacağını açıklamıştı.

ABD ayrıca, vatandaşlarının ve Türkiye'deki misyonlarında görev yapan iki yerel çalışanın tutuklanmasının ardından vize başvurularını bir süreliğine durdurmuş ve iki ülke arasındaki görüşmelerin ardından yeniden başlama kararı almıştı.

Son olarak, ABD Kongresi'nde de önümüzdeki yıl için hazırlanan savunma harcamaları yasa tasarısında başta F-35 yeni nesil savaş uçakları olmak üzere Türkiye'ye büyük askeri malzeme satışını geçici olarak durduran bir madde eklendi.

Tasarının Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından üzerinde uzlaşmaya varılan versiyonunda, yasalaşma sürecinin tamamlanmasından 90 gün içinde ABD Savunma Bakanlığı'nın Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin durumuna yönelik bir rapor hazırlaması ve bu rapor sunulana kadar da teslimatın durdurulması öngörülüyor.

Bu yasanın üzerinde uzlaşmaya varılan hali, bir kez daha Temsilciler Meclisi ve Senato'nun onayına sunulacak ve daha sonra da Trump'ın imzasıyla birlikte yürürlüğe girecek.

ABD Kongresi'nde bir süredir Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını savunan isimler bulunuyor. Hatta, savunma harcamaları tasarısına Türkiye'de bazı kişilere yönelik yaptırım uygulanmasına dönük bir maddenin eklenmesi teklif edildi ancak bu kabul edilmedi.

Şimdi ise Başkan Trump ve Başkan Yardımcısı Pence'in çağrılarının Kongre'de bundan sonraki yaptırım çabalarının da hayata geçirilme ihtimalini artıran bir gelişme olarak gösteriliyor.

ABD basını ve analistler, Washington'ın Türkiye'ye askeri, mali ve kurum ya da kişileri doğrudan hedef alan yaptırımlar uygulayabileceği belirtiyor.

Askeri alanda, F-35 teslimatını ABD Savunma Bakanı'nın rapor sunma şartına bağlayan tasarı dışında kısa vadede bir adım atılması beklenmiyor.

Mali tarafta ise son dönemdeki gelişmelerin mevcut yürüyen bazı girişimlerin hayata geçme olasılığını artırmış olabileceği ifade ediliyor.

“ABD'nin olası yaptırım uygulamasının sonuçları ne olur?” sorusu gündemde.

Washington'da Kongre'den gelen Türkiye'ye yaptırım uygulama çağrıları bugüne kadar Trump yönetiminde karşılık bulmadı.

Ancak Brunson'ın serbest bırakılmması Trump yönetiminde de bu konuda bir tavır değişikliğinin sinyali olarak yorumlanıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Hogan Gidley, geçen hafta içinde yaptığı açıklamada, Başkban ve Başkan Yardımcısı'nın attığı Twitter mesajlarının çok açık olduğunu belirterek, Brunson'ın ivedilikle serbest bırakılmaması halinde yaptırım uygulanacağını yineledi.

Analistler de Brunson meselesine gelen tepkilerin Türkiye'ye yaptırım olasılığını artırdığını savunuyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Bipartizan Policy Center'ın ulusal güvenlik programı kıdemli analisti Nicholas Danforth, Kongre'de giderek artan tepkilere Trump ve Pence'ten gelen üst düzey açıklamaların da eklenmesinin Brunson'ın tahliyesi konusunda bir formül bulunamaması halinde "yaptırımlar uygulanacağını neredeyse kesin" hale getirdiğini söyledi.

Danforth, bu konunun her ülke açısından da "bir ulusal itibar" meselesine dönüşmüş olmasının geri adım atmayı zorlaştırdığını ifade ederek, "Dahası, Brunson'ın tutukluluğunun devam ediyor olması, ABD devleti içerisinde Ankara'ya daha yumuşak bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söyleyenlerin çabalarına da zarar veriyor ve yalnızca yaptırımların Erdoğan'ın dikkatini çekeceği görüşünü uzun bir zamandır savunanların inisiyatifi ele geçirmesine neden oluyor" dedi.

Ancak yaptırım uygulanmasının Türkiye'yi Rusya'ya daha çok yanaştıracağı ve NATO içerisinde de sıkıntı yaratacağı uyarısı yapanlar da var.

The Washington Institute'un Türkiye Araştırma Programı Direktörü Soner Çağaptay, 1 Haziran'da yazdığı bir makalede, ABD'nin uygulayacağı yaptırımların Türkiye ile ABD'nin arasını açarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in nihai hedefine hizmet edebileceğini belirtti.

Bloomberg'e konuşan German Marshall Fund of the United States'in Ankara Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı da yaptırımların NATO içerisinde "ciddi bir kriz" yaratacağı görüşünde.

Ünlühisarcıklı, "Bu durum yalnızca Türkiye'yi değil, ittifakın kendisini de zayıflatır" diyor.

ABD, daha önce de 1974 ile 1978 yılları arasında farklı şekillerde bir dizi yaptırım uygulamıştı.

Yaptırımların ilk yürürlüğe girmesi, 1973 genel seçimlerinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile Milli Selamet Partisi tarafından kurulan koalisyon hükümetinin haşhaş ekim yasağını kaldırmasıyla oldu.

Hükümet, 1 Temmuz 1974'te 7 ilde devlet kontrolü altında haşhaş ekimine tekrar başladı. Haşhaş ekimi önceki yıllarda ABD'nin tepkileri sonucu yasaklanmıştı.

ABD Kongresi, Türkiye'ye her türlü askeri, ekonomik ve diğer yardımların yanı sıra mühimmat, savunma hizmetleri ve silah teslimatına dair ruhsatları askıya aldı.

Ayrıca, Türkiye'ye kredi verilmesi de 1 Ocak 1975 tarihi itibariyle durduruldu.

Dönemin ABD Başkanı Gerald Ford, Türkiye ile müzakerelerin devam ettiğini belirterek, Kongre'nin aldığı kararları yürürlüğe sokmadı.

Ancak, 1974 yazındaki Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Ford da Türkiye'ye yardımların durdurulmasını öngören kararı onayladı.

Yaptırımlar, haşhaş ekimi nedeniyle gündeme getirilmiş olsa da uygulanması Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra gerçekleşti.

Ancak ilerleyen yıllarda, Soğuk Savaş'a bağlı bölgedeki gelişmelerin Türkiye'nin stratejik önemini artırmasıyla zaman içerisinde yaptırımlar da kaldırıldı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45029793?ocid=socialflow_twitter
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.