ABD yaptırımları önce TSK'yi ve savunma sanayiini vuracak

Washington ve Ankara, NATO üyesi Türkiye'nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi tedarik etmesinin de aralarında bulunduğu bir dizi meselede ayrılık yaşıyor. Trump yönetimi, NATO müttefikine aylardır baskı uyguluyor ve hatta Ankara’yı yaptırımlar uygulamak ile tehdit ediyor. 22 Mayıs'ta, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar "Türkiye'nin zaten ABD yaptırımları için hazırlık yaptığını" söyledi.

Türkiye'nin olası ABD yaptırımlarına hazır olup olmadığı henüz belli değil, ancak hakikat "Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aşırı derecede Amerikan yapımı ekipmana bağımlı" olması. ABD, tartışmasız bir şekilde küresel silah ve havacılık sanayisinin lideri konumunda. En büyük 10 silah firmasının altısı, 100 silah firmasının ise 42'si Amerikan. Dünyanın bir numaralı silah ihracatçısı olan ABD, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük tedarikçisi durumunda.

Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği verilerine göre, Türk firmalarının 2018'deki toplam savunma ithalatı, bir önceki yıla nazaran yüzde 59 artışla 2,45 milyar dolara ulaştı ve ABD’nin Türkiye'nin toplam savunma ithalatındaki payı ise yüzde 41,8 oldu.

Bu, Türkiye'nin ABD'den silah ithalatının bir yıl içerisinde yaklaşık iki katına çıktığı anlamına geliyor. "Zannımca, bu artış Türk savunma firmalarının olası bir silah ambargosuna karşı stok yaptığı anlamına geliyor" diyor. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Dr.Çağlar Kurç.

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde çok sayıda Amerikan yapımı uçak, helikopter, güdümlü mermi ve mühimmat, torpido ve motor sistemi bulunuyor. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre, iki ülke arasındaki silah ticareti bu askeri ekipmanların alımı ve modernize edilmesi ile ilgili.

Türk Ordusu’nun envanterinde bulunan neredeyse tüm uçaklar ve helikopterler ya Amerikan menşeili ya da radar, motor ve aviyonik gibi kritik Amerikan menşeili alt sistemler kullanıyor. Örneğin, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. tarafından üretilen T129 taarruz helikopterlerinde LHTEC’in T800 motoru, Avrupa’nın ortak yapımı A400M nakliye uçaklarında ise Northrop Grumman'ın hava ve seyir radarı bulunuyor. Ayrıca, Ankara Türkiye'nin ilk milli muharip uçağı olan TF-X'in prototipleri ve üretilecek ilk grupları için General Electric'in F110 motorunu tercih etti.

Türk Deniz Kuvvetleri ise General Electric'in LM-2500 gaz türbinlerine bağımlı. Bu gaz türbinleri, Türkiye'nin şu anda ana hava savunma gemisi olan Gabya ve Barbaros sınıfı fırkateynlerinin yanı sıra milli gemiler (MİLGEM) olan Ada sınıfı korvetler ile yeni inşa edilecek olan "İ" sınıfı fırkateynlere de güç veriyor.

Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki mevcut tüm suüstü muharip gemileri ve denizaltılar, Amerikan yapımı torpidolar, satıhtan satıha ve yerden havaya güdümlü  mermiler ile donatılmış hâlde.

Hâlihazırda Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları sorunlarına yoğunlaşmış olan Türk Donanması, silah ambargosuna maruz kalması durumunda bir süre daha cephaneliklerindeki mevcut silahlar ile idare edebilir, ancak "İ" sınıfı fırkateyn ve TF-2000 hava savunma destroyeri gibi yeni gemi inşa projeleri, silah ve gaz türbini eksikliğinden dolayı sekteye uğrayabilir.

Türkiye, Amerikan yapımı motorlar kullanan T129 taarruz helikopterlerini ve Milgem korvetlerini satmak için Pakistan ile 2018 yılında silah anlaşması imzalamıştı. ABD yaptırımları bu anlaşmaları da sekteye uğratabilir.

Lockheed Martin'in F-16 savaş uçakları Türk Hava Kuvvetleri’nin bel kemiğini oluşturuyor. Boeing'in KC-135 tanker uçakları ve E-7 “Barış Kartalı” hava erken ihbar uçakları ise, onların menzilini ve harekât etkinliğini artırıyor. Bu uçaklar sadece Ege ve Doğu Akdeniz'de caydırıcılık sağlamak için değil, aynı zamanda Kuzey Suriye ve Irak'taki askeri harekatlarda kullanılıyor.

Türkiye'nin bu harekâtları, kendi güdüm kitlerini, bombalarını ve güdümlü mermilerini geliştirdiği için silah ambargosundan fazla etkilenmeyebilir, bununla birlikte uzun vadeli yaptırımlar yedek parça eksikliği nedeniyle harekâta hazır durumdaki uçak ve helikopter sayısının düşmesine yol açabilir.

Türk Hava Kuvvetleri’nin  lojistik sistemine aşina bir kaynak, isminin gizli kalması koşulu ile Ahval'e "Türk Hava Kuvvetleri, lojistik faaliyetlerini dinamik planlama ile icra ediyor, bu yüzden uçaklarını ve helikopterlerini harekâta hazır tutmak için ABD'den kesintisiz bir yedek parça akışına ihtiyacı var" dedi.

Aynı kaynak şöyle devam etti:

"Bir uçakta, çalışma süresine göre periyodik olarak değiştirilmesi gereken binlerce parça bulunuyor. Yedek parça akışı kesildiğinde, silahlı kuvvetler basit bir contanın eksikliği yüzünden uçaklarını ve helikopterlerini uçuştan kesmek zorunda kalabilir."

Olası bir silah ambargosu Türk savunma sanayisine de zarar verebilir. Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği verilerine göre, Türkiye'nin 2018'de ABD'ye silah ihracatı yaklaşık 700 milyon dolara ulaştı ve ABD'nin Türkiye'nin toplam silah ihracatındaki payı ise yüzde 32 oldu. Türk firmaları alt yüklenici olarak, Amerikan savunma devleri için parça imal ediyor. Mesela, ROKETSAN Raytheon'un Patriot ve ESSM hava savunma güdümlü mermileri, Türkiye’ye yayılmış çok sayıda firma ise Boeing'in askeri ve ticari uçakları ile helikopterleri için parça üretiyor.

"Türkiye'nin ABD'ye silah ihracatı, aslında Türkiye'nin kendine özgü silah parçalarının satışından kaynaklanmıyor" diyor Dr. Kurç ve ekliyor: "Silah ihracatının çoğu, ABD'den ekipman tedarik etmenin karşılığında yapılan anlaşmalı satışlar." Örneğin, toplamda sekiz Türk havacılık firması, Türkiye'nin beşinci nesil stealth F-35 savaş uçağı alması karşılığında, F-35 üretimine katkı sağlıyor.

Amerikan savunma devleri Türk firmaları ile stratejik ortaklığa sahip ve onlara teknoloji transferi de yapıyorlar. Örneğin, GE Aviation ve TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) ortak girişimi, 2007 yılında Gebze’de bünyesinde çeşitli AR-GE laboratuvarını bulunduran Türkiye Teknoloji Merkezi’ni kurdu.

İlaveten GE Aviation, millî PD170 İHA ve TS-1400 “Gökbey” genel maksat helikopteri motorlarının ana geliştiricisi ve üreticisi olan TEI hisselerinin yüzde 46,2’sini elinde bulunduruyor.

Olası bir ABD silah yaptırımı; çevre denizlerde, Kuzey Suriye ve Irak'ta yoğun bir şekilde harekât icra eden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, özellikle de uçaklar ve helikopterler açısından,  harekâta hazırlık durumunu, iddialı TF-X milli muharip uçak projesini, yeni gemi inşa projelerini, gelişmekte olan Türk savunma sanayiini ve Türkiye'nin silah ihracatını olumsuz bir şekilde etkileyecek gibi görünüyor.

"Kısa vadede, büyük bir kayıp yaşanacağı aşikar" diyor Dr.Kurç ve sözlerini şu şekilde tamamlıyor:

"Yaptırımlardan sonra, Türk savunma sanayii motor gibi eksik olduğu alanlarda teknoloji geliştirerek mevcut boşlukları doldurabilir, bununla birlikte bunu başarmaları ve yaptırımların etkilerini hafifletmeleri ne kadar zaman alır bilemiyorum."

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.