ABD Başkanlığı için adaylığını açıkladı: Pensilvanyalı Joe Biden’ın hikâyesi...

ABD Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden, 2020 başkanlık seçimleri için adaylığını resmen açıkladı. 

76 yaşındaki Demokrat aday, bir video ile başkanlık için yarışacağını duyurdu.

Biden, sosyal medya hesaplarından paylaştığı videosunda, "Amerika'yı Amerika yapan her şeyin risk altında olduğunu" söyleyerek “Bu yüzden bugün ABD Başkanlığına adaylığımı açıklıyorum” dedi.

Biden, Demokrat Parti’nin başkanlık seçimlerindeki adayı olması için diğer 19 rakibi ile yarışacak.

Video konuşmasında Başkan Donald Trump’ı eleştiren Biden, Trump’a Beyaz Saray’da sekiz yıl verilmesi durumunda Trump’ın ulusun karakterini sonsuza kadar değiştireceği görüşünü dile getiriyor ve bunun olmasına seyirci kalamayacağını kaydediyor.

Peki, Joe Biden’ın hikâyesi nasıl?

Biden, Türkiye’nin de çok yakından tanıdığı bir isim. Senatör olarak sayısız kez Türkiye’ye gelen Biden, birçok Türk politikacıyı yakından tanıyan bir isim. 

Joe Biden her ne kadar Deleware senatörü olsa da 1977’den bu yana eşi olan Jill Biden gibi aslen Pensilvanyalı.... 

1942 yılında Pensilvanya’nın kuzey doğusunun en büyük şehri olan Scranton’da İrlanda kökenli Katolik bir ailenin çocuğu olarak doğan Biden, çocukluğunu burada geçirdi.

Özellikle 17-25 Aralık sonrası memleketi Pensilvanya, Türkiye’de Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen’in yaşadığı yer olması nedeniyle çok popüler bir isim haline gelmişti.

O dönem başbakan olan Erdoğan’ın, neredeyse her cümlesinin üç öğesi ‘özne, yüklem, Pensilvanya’ idi…

Joe Biden, Demokrat adaylar arasında en tecrübeli isimlerden biri konumunda bulunuyor. Altı dönem senatörlük yapan Biden, eski Başkan Barack Obama’nın da iki dönem boyunca yardımcılığını yapmıştı. Biden daha önce 1998 ve 2008 olmak üzere iki defa başkanlık yarışının içinde yer almış ancak başarılı olamamıştı.

Gelin, Biden’ın detaylı hikâyesini Cemal Tunçdemir’in Kasım 2014’te kaleme aldığı portre tadındaki makalesinden dinleyelim: 

Joe Biden, konuşmayı çok seven bir politikacı. Bunun doğal sonucu olarak çok konuşuyor. Bunun doğal sonucu olarak da sık sık gaf yapıyor. Bizde de eskiden politikacılar ‘gaf’ yapardı. Ama artık belki de, ‘gaf’ kural, gaf yapmamak istisna haline geldiğinden, medyamızda her hangi bir politikacı için ‘gaf yaptı’ sözünü okumamız duymamız çok nadir oldu...  ‘Gaf’, hem Türkçe’ye hem İngilizce’ye, Fransızca’dan geçmiş bir sözcük. Fransızca, ‘gaffe’ aslında balık tutmak için kullanılan mızrağın ucundaki büyük çengel. Fransızlar belki de, ifade hatalarının, insanı balık gibi boynundan bir çengel gibi yakalayıp ayağını yerden kesmesi sebebiyle, bunun için de kullandılar. Bilemiyorum…

Biden’in yazılara konu olacak kadar gafı var. Örneğin, Obama’nın dış politikasının, rakibi Mitt Romney’nin dış politikasından daha iyi olduğunu anlatmak isterken, eski başkanlardan Theodore Roosevelt’in artık bir atasözüne dönüşen ünlü ‘yumuşak konuş ama büyük değnek taşı’ sözünü herkesin bildiğini varsayarak, ‘’Vaat ediyorum size. Obama’nın çok büyük bir değneği var’’ diye konuşunca önce salondakileri sonra Amerikan kamuoyunu güldürmüştü. ‘Ahlaksız fitneci’lerin yuvası sosyal medya, günlerce bu konuyla dalgalanıp durmuştu. Bir defasında karısına aşkını anlatmak isterken, ‘’Ben uzun süredir öğretmenle yatıyorum.’’ demişti. Gülüşmeler üzerine, ‘’Ama hep aynı öğretmen…’’ diye düzelterek tebessümleri kahkahaya çevirmişti. Eşi Jill Biden, Northern Virginia Devlet Üniversitesi’nde hocalık yapıyor. 2008’de Obama ile katıldıkları ilk seçim mitinginde, başkan adayı yoldaşının adını unutmuş ve onu kürsüye ‘Barack America’ diye davet etmişti. Missouri’de bir başka seçim mitingine beraber katıldığı belden aşağısı felçli Missouri senatörü Chuck Graham’ı kalabalığa takdim ettikten sonra, Chuck’tan ısrarla ayağa kalkarak kalabalığı selamlamasını istemişti. Hatasını anlaması 10 saniye sürecekti. Geçtiğimiz haftalarda Harvard’ta katıldığı ve bize ‘özür krizi’ olarak yansıyan toplantıda, bir öğrenci kendisini, Harvard Üniversitesi öğrenci grubu başkan yardımcısı’ olarak tanıtınca, Biden, ‘’Bu başkan yardımcılığı bir parça or..pu mesleği gibi, değil mi?’’ diye konuşmuş, ve öğrenciler kahkaha ile gülerken, ‘’Şaka yapıyorum, hayatımdaki en iyi karar başkan yardımcısı olmak’’ diye şakasını toparlamıştı.

2012 seçiminden önce, Mitt Romney’nin açıklamalarını eleştirirken, ‘’Bu Cumhuriyetçilerin değerlerine anlayışına bakın. Bakın ne öneriyorlar; Romney, ilk 100 gün içinde bankaların kendi mevzuatlarını kendilerinin yazmasına imkan vereceğini söyledi. Wall Street’i zincirlerinden kurtaracakmış. Yani hepinizi yeniden zincire vuracaklar.’’ demişti. Bu sözlerdeki gaf şuydu: Konuşmayı yaptığı kitle Afrika kökenli Amerikalılardı ve bu ‘’geri zincire vurulma’’ metaforu hepsini şok etmişti.

Joe Biden, bu gaf yapma potansiyeli sebebiyle, Amerikalı televizyon komedyenlerinin bir numaralı adamıdır. Kendisinin de her türlü şakayı kaldıran kişiliği ve kendisiyle ilgili şakalara herkes kadar gülmesi komedyenlerin ateşine benzin döker. İşte o ateşten çıkan bazı şakalar:

‘’Bir Cumhuriyetçi, Joe Biden Başkan olacağı için Obama’yı azletme fikrine sıcak bakamadıklarını söyledi. Biden, Obama’nın neden kendisini seçtiğini o an anladı’’ Jimmy Fallon

‘’ABD, 5 Taliban tutsağı, bir esir Amerikan askeri ile takas etti. Aslında anlaşmaya Biden de dahildi. Ama, Taliban, kabul etmeyince, 5 esirin verilmesiyle sınırlı kaldı’’ David Letterman

‘’Başkan Obama, dış politika stratejisinin sabıra dayandığını söyledi. Bütün gün sabırla Joe Biden’ın uyumasını bekleme ve o yatağa girince hamlelerini yapma stratejisi…’’ Fallon

Ama bu gaf ve şakalara bakıp da Joe Biden’ı hafif bir politikacı görmek hata olur. Gerektiğinde muhalif rakiplerini de çok fena susturabilecek hazır cevaplılığı da var. 2008 başkan adaylığı yarışı sırasında katıldığı televizyon açıkoturumunda, o günlerde Cumhuriyetçi Parti’deki yarışta önde görünen eski New York Belediye Başkanı Rudy Giulliani gündeme gelmişti. 11 Eylül saldırıları olduğunda New York belediye başkanı olan Giulliani, saldırı günlerindeki soğukkanlılığıyla Amerikan kamuoyundan büyük takdir toplamıştı. Ve 2008’de nihayet başkan adaylığına soyunduğunda, hemen her konuşmasını mutlaka bir şekilde 11 Eylül’e getiriyor ve 11 Eylül’ü hatırlatıyordu. Bu artık alay konusu olacak düzeye varmıştı. Zaytung gazeteciliğinin ilk orjinal örneği olan The Onion gazetesi manşetten Giulliani’yi ‘’11 Eylül Başkanlığı adayı’’ olarak ilan etmişti. TV komedyeni Jon Stewart ise, sürekli ‘’9-11’’ diyen Giulliani’nin, aynı kelimeyi sürekli tekrar ettiren hastalık olan Tourette sendromuna yakalandığını söyleyecekti. Joe Biden, o açıkoturumda Giulliani gündeme gelince, ‘’Bu adamın her cümlesi sürekli üç öğeden oluşuyor: Özne, yüklem, 11 Eylül’’ diyecekti. Giulliani, Biden’in bu tek sözünden sonra bir daha 11 Eylül konusuna giremedi ve ön seçimlerde büyük hezimet yaşayarak çekildi.      

Joe Biden, Başkan yardımcısı seçilmeden önce de Washington DC’nin en önemli karar alıcıları arasındaydı. Özellikle dış politikada ağırlığı çok büyük. Çünkü uzun yıllar Senato Dış İlişkiler Komitesinin üyeliğini ve başkanlığını yürüttü. 1972 yılında daha 30 yaşındayken Amerikan Senato’suna seçilmeyi başarmıştı. Aday olduğunda kimse seçilebileceğine inanmamış ve kampanya çalışmalarını profesyoneller yerine kardeşi ve bir kaç yakın arkadaşı yürütmüştü. Kimsenin tanımadığı bir gencin Nixon’un güçlü politik mekanizmasına karşı kazanması ABD’de büyük yankı yapacaktı.

Ancak, Biden, hayatının en büyük başarısıyla kazandığı Senato koltuğuna oturmak için günleri sayarken, seçimden sadece iki hafta sonra hayatının en büyük acısını yaşadı. Biden’ın karısı, kızı ve iki oğlunun içinde olduğu araba kaza yaptı. Karısı ve 1 yaşındaki kızı kaza yerinde öldü. Yaralı iki oğlu ise uzun süre yaşam mücadelesi verdi ve sonunda hayatta kaldılar. 30 yaşında iki küçük erkek çocuğuyla başbaşa kalmıştı. İki oğluna bakabilmek için daha göreve başlamadan Senato’dan istifa etmeye karar verdi ama Demokrat liderler onu ikna ettiler. Ve Biden’in ‘tren adamı’ olması efsanesi böyle başladı. Delaware Senatörü Joe Biden 30 yılı aşkın bir süre her gün, evinin olduğu Deleware’den başkent Washington DC’ye trenle gelip, Senato çalışmalarına katılıp, akşam aynı trenle iki oğlu için eyaletindeki evine döndü. İki oğlundan biri telefon açtığında, Senato’daki oturumu terkederek derhal trenle Deleware’a gidiyordu. Tren dünyasının politikadaki en önemli dostu oldu. Demiryolu çalışanlarının sorunlarını Kongre’ye taşıdı. Her Noel’de tren çalışanlarına yemek daveti verdi. 5 yıl sonra 1977’de bugünkü eşiyle yeniden evlenince bir parça rahatladı ama her gün o tren yolculuğunu yapmaya devam etti. Ve 40 yıldır her 18 Aralık günü geldiğinde o gün ne kadar önemli işler olursa olsun Joe Biden çalışmıyor. Eşini ve kızını kaybettiği günün yıldönümünü iki oğluyla gözlerden uzakta başbaşa geçiriyor.

Joe Biden, Amerikan politikasında ağırlığı olan bir isim. ‘Liberal müdahaleci’ bir dış politika çizgisini savunuyor. ‘İnsani yardım’ için askeri müdahale yapılabileceği görüşünde. Bu dış politika anlayışı en çok da ABD’nin Bosna Hersek’e yardım için Sırplara müdahalesinde ortaya çıktı. 1991’den sonra Sırplara askeri operasyonu en yüksek sesle savunan Kongre üyesi oldu. Miloseviç’e yönelik, ‘’Lanet bir suçlusun, ve lanet bir suçlu gibi yargılanmayı hakediyorsun’’ çıkışı hafızalarda yer etti. Bosna barışı konusunda aktif oldu. Balkanlardaki politik duruşunu, politik hayatının en gurur verici duruşu olarak andığını söyleyecekti. 1991’de Irak Savaşına karşı oy veren Demokrat senatörler arasında yer aldı. 2001’de Afgan Savaşı için tam destek verdi. 2002 Irak Savaşı için, Richard Lugar ile birlikte hazırladığı, ‘’bütün diplomatik yollar denendikten sonra savaş yetkisi’’ tasarısı Bush yönetimi ve Cumhuriyetçilerce reddedildi. Buna rağmen, Irak Savaşı yetki oylamasında ‘evet’ oyu verdi. Ancak sonradan pişman olduğunu söyledi. 2007 yılında Irak’ta asker sayısını artırma kararına karşı oy kullandı.