Amerika'yı seçim değil kaos senaryoları bekliyor

ABD'nin 3 Kasım tarihinde yapılacak kritik seçimlerine iki ay kala, seçimle ilgili endişeler artıyor. 

Öncelikle Başkan Donald Trump'ın oy oranlarında ağustos sonu itibariyle anketlerde yükselişi sözkonusu. Mayıs ayının ikinci yarısından itibaren düzenli olarak izlediğim RealClearPolitics'in günlük olarak yayınladığı ve yarım düzine kadar itibarlı anket firmasının ağustos ayının son haftasında yaptığı anketlerin ortalamasını alan istatistiğe göre şimdi Trump ile Biden arasındaki fark % 7'ye düşmüş durumda. 

Bu ortalama fark bütün yaz boyunca 10 puan civarlarında dolaşmıştı. 

Evet, ABD'deki sistemde eyaletleri kazanmak önemli olan ve yeterli sayıda delege sayısına ulaşmak. Yine de Trump lehine esen hafif bir rüzgarı da herkes kabul ediyor. 

Bunun sebeplerinden biri, belki de en önemlisi, ABD'de mayıs ayının son günlerinden itibaren George Floyd'un birkaç polis tarafından öldürülmesi ile başlayan protestoların, Ağustos ayının son haftasında yeni bir dönemece girmesi. 

Salıncak eyaletlerden biri olan Wisconsin'de 23 Ağustos günü ortaya çıkan videolarda siyahi Jacob Blake'in arabasına girmeye çalışırken polisin arkadan yedi el ateş etmesi protestolara yeni bir benzin döktü. 

Ne var ki, bu protestolar daha önce görülen protesto şiddetlerini de aşan derecede bir şiddet içeriyordu. Günlerce iş yerleri, binalar, mahalleler talan edildi, yakıldı. Kısa sürede bunlara karşılık bu kez daha çok beyazlardan oluşan Amerikalı gruplar, silahlarını omuzlarına da alıp belirli mahallerde kendi işyerlerini koruma altına alma iddiasıyla gruplar kurmaya başladılar. 

Bunlardan biri olan 17 yaşındaki Kyle Rittenhouse, yarı-otomatik tüfeği ile iki protestocuyu 25 Ağustos günü öldürdü, birkaçını da yaraladı. 

Başkan Trump, kendisine sorulduğunda Rittenhouse'un nefs-i müdafaa yaptığını ileri sürerken, bunu söylemek için henüz soruşturmanın bitmediğini hatırlatanlar oldu. Rittenhouse'un ayrıca Wisconsin'de konuşan Trump'ın mitinginin de en ön sırasında olduğu fotoğraflar ortaya çıkmasıyla, protestocuları öldüren kişinin sıkı bir Trump taraftarı da olduğu ortaya çıktı.

Trump, Temmuz ayı itibariyle protestolara yaklaşımı ile ilgili olarak anketlerde kötü notlar alıyordu. O zamanlardaki protestolarda da ciddi bazı talan ve şiddet hareketleri olsa da, protestocuların ve protestoların çoğunluğunun barışçıl olduğu ve Trump'ın iyi bir sınav vermediğini, ırk ilişkileri konusunda zayıf kaldığını Amerikalıların çoğu anketlerde belli etti.

O zamandan itibaren özellikle Portland'da süregiden protestolara ek olarak Wisconsin protestolarında yoğun bazı şiddet olaylarının görülmesi, ve buna karşılık şiddet konusunda Demokratların yeteri kadar sert tepki vermediği izleniminin giderek artması, Joe Biden'a bir baskı getirdi. 

Biden nihayet 31 Ağustos tarihinde sadece siyahlara karşı ırkçı tutumları değil, protestocuların gösterdiği şiddeti de kınadı. Diğer taraftan Trump ise iki kişiyi öldüren Rittenhouse'u savunduğu gibi halen protestoculara giderek daha da sertleşen bir dil kullanıyor. 'Siyah Hayatlar Değerlidir' hareketine artık tamamen karşı tutum takınmış durumda. Aynen Erdoğan'ın Gezi döneminde yaptığı gibi, protestolar hakkında tek bir olumlu kelime kullanmıyor artık. 

Özellikle sağcı, cumhuriyetçi kanallarda sürekli dönen 'protestocuların şiddeti' videoları kadar Demokratik Parti başkanlık namzeti Biden'ın yeteri kadar sert tepki vermemesi de, Trump'ın 'hukuk ve düzen' temalı kampanyasına odun taşımış oldu. Bütün bunlar Trump'ın oylarında yükselişi getirdi. 

Bunun yanı sıra her ne kadar Biden halen anketlerde önde görülüyor olsa da,  Pew Araştırma Merkezi'nin yaptığı son ankette Amerikalıların çoğu Trump'ın bir şekilde seçimi kazanacağına inanıyor. Aynı şirketin yaptığı ankette 8 puan farkla ankete cevap veren Amerikalılar Biden'a oy verirken, 'kim seçimi kazanır' tahmini sorulduğunda ise 6 puan farkla Trump'ın kazanacağına inanıyor. 

Diğer taraftan sürekli mektupla oy kullanmaya karşı çıkan twitleri ile hatırlanan Trump'ın tabanı da mektupla oy kullanmaya karşı direnç gösteriyor. 

Örneğin, CNN anketine göre, Trump'ın destekçilerinin sadece % 12'si mektupla oy vereceğim derken, Biden'in destekçilerinde bu oran % 53. Çok kritik üç salıncak eyalet olan Arizona, Florida ve Michigan'da Demokrat partililer % 30 fazla bir eğilimle mektupla oy vereceğini kaydediyor. 

İşte bu durum seçim akşamı için büyük bir kaosun da habercisi.

Bazı mektupların oy merkezine ulaşması gecikeceği düşünüldüğünde, 3 Kasım akşamı netice alınmayabilir. Her ne kadar o akşam kesin neticeler alınamasa da, bizzat sandığa gidip oy kullananacakların, anketlerde görüldüğü gibi, Trump'a daha çok oy vermeleri beklendiği göz önüne alındığında, seçim akşamı birçok eyalette Trump'ın seçimi önde götürür gözükebileceği güçlü bir senaryo. 

Sonraki gün, günler, haftalar ve hatta aylarda ise mektupla oyların ulaşması ve sayılması ile bu farkın kapanıp, Biden'ın öne geçebileceği senaryoları da giderek daha fazla konuşuluyor. Bu da bir nevi kaos getirebilir.

Hatırlanacağı gibi ABD Posta Kurumu'nun başında Trump'a çok yakın bir isim olan Louis DeJoy var ve DeJoy uzun süredir bütçeyi kısarak, Posta Kurumu'nun hızını daha da yavaşlatıyor. Bu da posta hizmetlerinde şimdiden bir kaosun yaşanmasına neden oluyor.

Peki Trump, seçim akşamı önde götürdüğünü iddia edip, kesin sonuçları beklemeden zafer ilan ederse ne olacak? Kaos.

Veya günler ve haftalar sürebilecek bir seçim süreci sonucunda, zaten şimdiden 'seçimi ancak hile yapılırsa kaybederiz' diyen Trump, bu süreci nasıl manipule edecek? Kendisini başkan ilan ederse buna kim 'hayır' diyebilecek? Kaos.

Komplo teorileri giderek artan şekilde ABD kamuoyunda ve QAnon gibi online platformlarda yayılıyor. Öyle böyle değil, bugünlerde Amerikalıların % 20'si kadarının QAnon'u genelde güvenilebilir bulduğu ortaya çıktı. Haftalar sürecek bir oy sayma sürecinde oy çuvalları ile akla-hayale gelmeyecek komplo teorilerini duymak mümkün olabilir. Dolayısı ile Biden'ın seçilmesini kabul etmeyecek on milyonlarca ciddi bir Trump taraftarı var. Bu milyonlar silahlarını alıp, seçimi kabul etmezse ne olacak?Kaos.

Bir başka senaryo ise eğer seçim sayımı korkulduğu gibi haftalar, hatta aylar sürerse, Ocak 2021'de, yani başkanların yemin ettiği dönemde de belli olmazsa, anayasal olarak başkan ve başkan yardımcısından sonra başkanlığı alması sözkonusu olan Demokratların Meclis Başkanı Nancy Pelosi sırada bekliyor. Yeni başkan belli oluncaya kadar Beyaz Ev'e Pelosi'nin gelmesi söz konusu olursa buna Trump rıza gösterecek mi? Trump'ın giderek radikalleşen taraftarları nefret ettikleri Pelosi'nin başkanlığı geçici olarak dahi ele geçirmesine rıza gösterecekler mi? Kaos.

Geçtiğimiz haftasonu Portland'a doluşan Trump destekçisi konvoylar ile Demokratik Partiye yakın protestocuların sokaklarda kavgaları görülmüştü. İki tarafın arasındaki bölünme ve nefret giderek artıyor ve Trump bunu körüklüyor. Olası bir kaos döneminde her zamankinden çok nefretle bölünmüş iki kesim bulunuyor ABD'de.

Bütün bu kaos senaryolarının boşa düşüp, ABD'nin sağlıklı ve hızlı bir seçim süreci yaşayacağını umut edelim.

© Ahval Türkçe