Ara 02 2017

'Büyük soru işareti Flynn ve Zarrab bağlantısı'

 

İran’a yönelik yaptırımları delme davasında kilit tanık olarak kürsüdeki açıklamaları ile gündemde olan işadamı Reza Zarrab’ın anlattıkları Türkiye’yi çok da şaşırtmıyor, zira 17-25 Aralık 2013 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarından Türkiye’nin duymaya alışık olduğu ifadeler tekrarlanıyor.

Gazeteci Amberin Zaman, Diken için kaleme aldığı ‘Zarrab’ı bırak Flynn’e bak’ başlıklı yazısında tekrarlanan bu suçlamalara değiniyor ve davada şimdiye kadar en çok yankılanan iddianın, "dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan ve ekonomi bakanı Ali Babacan’ın ABD makamlarınca yasa dışı sayılan İran’la petrol ve doğalgaz karşılığında altın ticaretine yeşil ışık yaktığı," olduğunun altını çiziyor.

Zaman, Zarrab’ın, Erdoğan ve Babacan’ın Ziraat ve Vakıfbank üzerinden de bu faaliyetlerin yürütülmesine izin verdiğini kendisine Çağlayan’ın ilettiğini hatırlatıyor. Dolayısı ile şu aşamada Erdoğan ve Babacan’ın yasadışı işlemlere dahil olduklarına dair bir kanıt bulunmamakta.

Zaman, Mehmet Hakan Atilla’nın henüz konuşmadığını söyleyerek kendisinin vereceği ifadelerin de önemli olduğunun altını çiziyor.

Iktidarın Zarrab’ın iadesi için ABD üzerinde kurduğu baskı’ya değinerek, ‘Acaba Zarrab neler biliyor da iktidar anlatacaklarından bu denli çekiniyor?’ sorusunu soruyor.

Zaman, Zarrab’ın bomba açıklamalarının iktidarın düşmesine kadar gidebileceğine ihtimal dahi vermiyor.

Bu davadan yana piyasaların durumunu Zaman şöyle anlatıyor; ‘’Zarrab davasının olası negatif yansımalarını [piyasa] çoktan satın aldı. 2001 krizinden sonra yapılan yapısal reformlar çerçevesinde Türk bankalarının yapıları güçlendi. Dava sonucunda büyük ihtimalle Halkbank ve davada adları geçen birkaç bankaya ceza kesilecektir. Erdoğan muhtemelen bu konuda epey gürültü kopartacak ve bunun da ‘FETÖ-ABD ortak yapımı bir kumpas’ın parçası olduğunu savunacaktır. Ama neticede sıkı bir pazarlıktan sonra borç cetveli üzerinde anlaşıp Türkiye o paraları çatır çatır ödeyecektir. Bizim vergilerimizden. Aksi takdirde Türk bankaları uluslararası piyasalarda parya muamelesi görür. Esas ekonomik çöküş o zaman başlar.’’

Zaman’a göre, yolsuzluğun bu kadarına Türk halkı tepki göstermeyecektir, özellikle  iktidarın propaganda aygıtı bu denli devredeyken.

Konu 2019’da yerel, parlamento ve başkanlık seçimlerine gelince, ‘’ak koyun, kara koyun burada belli olacak,’’ diyor Zaman.

İktidar Zarrab’ın hakim karşısına çıkmasını ne sebeple istemedi sorusuna Zaman şöyle cevap veriyor: ‘’yakın çevresi ve Erdoğan, gerçekten de ABD ve Gülencilerin kendisini iktidardan düşürmek için elbirliği yaptığına inanıyor. Gülenciler konusunda haklı olduklarını kimse inkar edemez. Hakan Fidan’ın 7 Şubat 2012 tarihinde KCK davası kapsamında Erdoğan hastahanedeyken ifade vermeye çağırılması bunun ilk, mide bulandırıcı ve en somut işaretlerinden biriydi.’’

Zaman’a göre, Gülen’in emniyette, istihbaratta, orduda toplanan elemanlarınının Batılı hükümetlerle paylaştıkları bazı bilgilerin Erdoğan’ın devrilmesini sağlamaya yönelik olması mümkün. Bu da Beştepe’de ‘Acaba Zarrab malum yolsuzlukların dışında sırf Erdoğan ve arkadaşlarını zora sokmak için bir takım yalan ifadelerde bulunur mu?’ sorusuna sebebiyet veriyor olabilir.

Zaman, Rusya soruşturması kapsamında federal mahkemeyle işbirliği için anlaşan ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn’in Türkiye’yle ilişkileri hakkında anlatacaklarının önemine vurgu yapıyor.

Flynn, Turkiye adına yürüttüğü faaliyetlerle ilgili yalan beyanda bulunduğunu FBI soruşturmasını yürüten Robert S. Mueller’e itiraf ederek, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin lehine bir proje için 500 bin dolar aldığını kabullenmiş oldu. Bunu hatırlatan Zaman, bu para’nın kaynağını sorguluyor.

Zaman şu soru ile devam ediyor: ‘’Flynn ile Zarrab arasında bir bağlantı var mı?’’

Fakat Diken yazarına göre daha da önemli olan soru, Flynn’ın iddia edildiği üzere Türk yetkililerle Gülen’i Türkiye’ye kaçırmak için pazarlıkta bulunup bulunmadığı.

 

F