Şub 17 2018

Donald Trump'ın ABD'si ne kadar göçmen alıyor?

Jeff Stein, Washington Post

Amerika ekonomik olarak gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında kendi nüfusuna oranla az göçmen kabul ediyor. Kongre ve Beyaz Saray’dan gelen ve bazıları Senato tarafından geçtiğimiz Perşembe reddedilen yeni yasa tasarılarıyla ABD’yi bu sıralamada iyice geriye götürme potansiyeline sahip.

Var olan göçmen politikaları çerçevesinde ABD ülkede yerleşik 1000 kişi başına yaklaşık 3.3 göçmen kabul ediyor. Bu da ülkeyi göçmenlere kucak açan gelişmiş ülkeler sıralamasında 25. sıraya yerleştiriyor. Gelişmiş ülkelerin oluşturduğu bir grup olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün  (OECD) sağladığı veriler temelinde oluşturulmuş tahminlere göre 35 OECD ülkesinin sadece onunda kişi başına kabul edilen göçmen sayısı bu orandan daha düşük.

Beyaz Saray’ın göçmen kabulünü kısıtlamaya yönelik olarak geçen ay sunduğu tasarılarsa ABD’yi bu sıralamada daha da aşağıya indirecektir. Trump yönetiminin aile-temelli göçün birçok şeklini ve çeşitlilik göçmen vize programını bitirmeye yönelik planları ülkeyi 29. sıraya taşıyacaktır. Bu da OECD ülkelerinden yalnızca altı tanesinin-- Meksika, Türkiye ve dört tane doğu Avrupa ülkesinin - Amerika’nın gerisinde kalacağı anlamına gelmektedir. Arkansas’tan Tom Cotton ve Georgia’dan David Perdue adlı senatörler tarafından Senatoya sunulan ve yasal göçmenliğe daha ağır kısıtlamalar getiren tasarılar Amerika’yı 29.luğa düşürecek. (Bu rakamlar, OECD ülkelerinde 14 yıl boyunca gözlemlenen göçmen akış ortalamalarını Cato Enstitüsü’nün Trump ve Cotton-Perdue planları sonrasında olacağını tahmin ettiği ABD göçmen sayılarıyla karşılaştırarak hesaplanmıştır)

2013’te Senatodan geçen ve iki parti tarafından desteklenen bir plan Amerika’yı dünya sıralamasında 15.liğe getirebilirdi. Fakat bu plan Temsilciler Meclisinde son buldu.

Trump, Amerika’nın dünyanın birçok yerinden çok fazla insanı yeterince arkaplan araştırması veya inceleme yapmadan kabul ettiğini öne sürerek Kongreyi yasal göçmenlik oranlarını dramatik boyutlarda düşürmeye doğru itiyor. Bu plan kabul edilirse, özellikle ABD’de yasal yerleşiklerin bazı aile kategorilerinde vize sponsorluğu yapmasını engelleyerek, göçmen kabul oranının yıllık bazda 1 milyondan fazla kişiden, nasıl yorumlandığına bağlı olarak, yaklaşık 600,000 kişiye  düşmesine yol açacaktır. Göçmen alımındaki bu azalmaya karşılık Trump, Obama döneminde uygulanan bir programın sonlandırmasıyla bağlı olarak sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve “hayal kuranlar” adı verilen 1.8 milyon genç  göçmene korumalar sağlamayı önerdi.

Başkan, Ocak ayında yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında “Açık sınırlar onlarca yıldır uyuşturucu ve çetelerin en zayıf topluluklarımıza akmasına olanak sağladı. Milyonlarca düşük ücretli işçinin iş ve maaş için en yoksul Amerikalılarla mücadele etmesine yol açtı” dedi.  

Bu plana muhalif olan kişiler, Amerika’nın göçmen alımlarının gelişmiş ülkelere oranla olağan dışı yüksek veya ortalamanın üstünde dahi olmadığını belirtiyor. Trump’ın planına karşı çıkan liberteryen bir düşünce kuruluşu olan Cato Enstitüsü’nden analist David Bier “Bu Birleşik Devletler’in dünyadaki en verici göçmen politikalarına sahip olmadığını ve birçok açıdan en az cömert ülkeler arasında olduğunu gösteriyor. Yönetimin planı Amerika’yı şimdikinden daha bile az bir biçimde inanılmaz derecede verici olmayan bir ülke haline getirecektir.”

Göçmenlik kısıtlamalarını destekleyen kişiler Amerika’nın zaten çok sayıda göçmen kabul ettiğini söylüyor. Almanya , yıl bazında 800,000 göçmen kabul ediyor ve bu ülkenin siyasi liderleri bu konuda sağ cenahtan çok sert bir tepki gördü. Almanya ile Amerika dışında yılda 500,000’in üzerinde göçmen kabul eden hiçbir ülke yok. Trump’ın planı gerçekleşirse Amerika yıllık olarak Almanya’dan daha az göçmen alacak olmasına karşın diğer gelişmiş ülkelerden daha çok alacak. Cotton-Perdue planı Amerika’nın yılda 500,000 göçmen almasına olanak bırakacakken, İspanya yılda 457,826 ve Britanya ise yılda 403,435 göçmen kabul etmektedir.

Global Gelişme Merkezi’nden göç politikaları uzman Michael Clemens, örneğin “Lüksemburg’a gelen göçmenlerin Lüksemburglulara zaten çok benzeyen kişiler olma” eğilimine dikkat çekerek Amerika’nın  göç oranlarını bazı Avrupa Birliği ülkelerindeki oranlarla karşılaştırmanın çok da adil olmadığını söylüyor. Ancak aynı önermenin kişi başına düşen göçmen oranının Birleşik Devletler’den  daha yüksek olduğu ve ABD’ye benzer şekilde çeşitlilik gösteren göçmen nüfuslarına sahip olan Kanada ve Avustralya için söylenmeyeceğini de ekliyor.

Göçmen politikaları konusundaki tıkanıklığı açmak için iki parti tarafından desteklenen bazı tasarılar ortaya çıktı. Arizonalı senatör Jeff Flake bu hafta başında sınır güvenliğine 25 milyar dolar ve Meksika sınırında bir duvar inşa edilmesi için 1.8 milyar dolar bütçe ayrılması karşılığında genç ve belgesi olmayan göçmenlere vatandaşlık olanağı sağlayacak bir plan oluşturdu. Perşembe günü Senato’nun yeni Ortak Akıl grubu da benzer politikalar içeren bir planda uzlaştı.  Senato danışmanlarına göre her iki plan da yasal göçmenlik oranlarına kısıtlama getirmiyorlar ama Trump yönetimi bu plana şiddetle karşı çıktı.