Trump'ın yeniden seçim şansı kırmızı alarm veriyor

George Floyd'un öldürülmesinden beri bir ayı aşkın bir süre geçti. Tarihi kasım ayı ABD seçimlerine ise dört ay kadar kaldı. Virüs salgını ve sonrasında da Floyd protestolarının başlamasından beri ABD Başkanı Donald J. Trump'ın anketlerde oyunun ciddi şekilde gerilediği gözlendi. 

29 Haziran günü yayınlanan ve son yapılan altı itibarlı anketin ortalamasını gösteren RealClear Politics rakamlarına göre, Demokratların adayı Joe Biden, Başkan Trump'ın 9.2 puan önünde. Bu en yeni anketler 17 ile 24 Haziran tarihi arasında yapılmış ve Biden'ı dört ile 14 puan arasında önde gösteren altı değişik çalışmayı içeriyor. Aynı anket sitesinde 29 Haziran tarihinde yayınlanan analiz, Trump'ın kasım ayında zafer kazanabilmesi için tarihteki en büyük geriden gelişi (comeback) gerçekleştirmek zorunda olduğunun altını çiziyor. 

2016 yılının yaz mevsiminde yapılan bazı anketlerde de Demokrat Parti adayı Hillary Clinton, Trump'ın yer yer 10-12 puan önünde çıkıyordu ama ortalamada hiçbir zaman on puana yakın bir fark yakalayamamıştı. 

Trump, Georgia, Ohio ve Lowa gibi 2016'da kazandığı eyaletlerde de zorlu kavgalar veriyor. Tarihte görevde iken yeniden seçimleri öncesi anketlerde bu kadar büyük bir düşüş yaşayan iki başkandan Demokrat Jimmy Carter 1980'de, Cumhuriyetçi George H.W. Bush ise 1992'de seçimleri kaybettiler.

Trump'ın virüse karşı aldığı önlemleri yetersiz bulan ABD halkı, başkanlarından giderek soğumuş olduğunu gösteriyor. Trump'ın virüsü önce küçümsemesi ve halen bu küçümsemeye yer yer devam etmesi, anketlerde onu dibe çeken en önemli faktörlerin başında gelirken, Floyd'un ölümü sonrası da protestoculara hakaretamiz yaklaşımı da popülerliğine darbe vuran bir başka önemli etken. Yine protestolar sonrası yapılan anketlerde ABD halkının barışçıl protestolara olan saygısı ve ülkedeki ırkçı bazı politikaların devam etmesine karşıt olması, Trump'ın tutumunun karşısında görünüyor. 

Trump halen protestoculara çapulcu muamelesi yapıyor. Protestoların ABD tarihindeki genelde ırkçılık ve köle yanlısı bazı figürlerin heykellerinin yıkılmasına yönelmesini gündemin başına oturtmaya ve protestocuların hepsini ötekileştirmeye çalışıyor, onları terörist ve talancı olarak anlatıyor. Tabii bütün bu teknikler Türkiye'den gelenlere, Gezi protestoları sonrası yabancı gelmiyor.

Protestocuların bazı eyaletlerde çok 'ileri' gittiğini öne sürenler de yok değil. Örneğin Wisconsin eyaletinde ABD İç Savaşı esnasında köle karşıtı grupların liderliğini yapmış ve o uğurda ölmüş Lady Forward'ın heykelinin yıkılması dikkatleri çekti. Halbuki bu figürün progresif - ilerici hareketin sembol isimlerinden biri olduğu ortaya çıktı. Trump, olayın üzerine giderek, özellikle bağımsız Wisconsin oy verenlerine seslendi ve protestocuların ABD'nin tüm tarihini yok etmek gayretinde olduğunu ileri süren mesajını daha sıklıkla vermeye başladı. 

Aynı eyalette Demokrat gay bir Meclis üyesi Senatör Tim Carpenter de protestocuların saldırısına uğradı. Olayın ayrıntısına inmek isteyenler, Politico'da yayınlanan yazıya gidebilir. Ne var ki Trump'ın mesajı açık: 'bu çapulcular sadece Floyd ve ırkçılık davasında değiller. Bu anarşistler bütün tarihimize düşman, kapitalizme düşman ve kültürümüze düşman.' 

Bu mesajın dört aylık dönemde hedefi vurma ihtimali yok değil. Trump'ın stratejisi, bana göre, Kültür Savaşını sürdürmek ve karşı tarafın da daha çok hata yapmasını beklemek. Eğer protestocular bazı eyaletlerde kontrolden çıkar, birkaç büyük olaya karışırsa, Trump'ın bu durumu 'kaos' olarak sunması için elinde daha çok kanıt olacaktır.

Ama Trump, virüs salgını rezaletini nasıl kapatacak? 

Trump, virüs salgınını önce hafife aldı. Sonra istemeyerek de olsa karantinayı onaylamak zorunda kaldı ama bu süreç içinde de rahatsızlığını belli etti. Virüsün kendisi aleyhine kurgulanmış bir sabotaj olduğunu farklı vesileler ile ileri sürdü. Sonra karantinanın son bulması adına, adeta kendisinin başında olduğu devletin kurumlarına savaş, yani kampanya başlattı. Kendi partisinden olan vali ve belediye başkanlarını eyaletlerinde bir an önce ekonominin açılışına zorladı. Üstüne, maske takımını reddetti. Dünyada maske takılmasını politize eden çok az sayıdaki politikacıdan biri oldu. Bütün bunlardan sonra virüs birçok eyalette ciddi artışlar göstermeye başladı. 125 binin üstünde Amerikalı öldü ve her gün ölmeye de devam ediyor.

Kendisine bağlı sağlık otoriteleri kapalı yerlerde mitingi onaylamaz ve muhakkak maske takımını teşvik ederken, kendisi ve başkan yardımcısı Mike Pence ise maske takmamaya ve kapalı salonlarda, pazar günü olduğu gibi kiliselerde toplantılara devam etti. Sosyal mesaafe kuralları önemsenmedi. Trump, koronavirus testlerini azaltma teşviki yaparken, artışa yönelik federal programlarının da bütçelerini ortadan kaldırmaya, zaten kötü olan sağlık sektörünün son çivilerinden olan Obama'nın getirdiği sağlık sigortasını da Anayasa Mahkemesi'ne tekrar götürerek, iptal ettirme yoluna gitti. 

Cumhuriyetçi parti içindeki bazı ağır topların ilk kez Trump'ın bu anket rakamları karşısında yarıştan çekilebileceği ihtimalini dile getirdiğini de gördük bu süreçte. 

Evet, Trump hem protestolar ve kültür savaşında yeniliyor hem de virüse karşı ABD halkının sağlığını tehdit edici işler yapıyor. Kültür savaşında şansı yaver giderse döndürebileceğine inanıyor. Belki de mümkün. Ama salgın başarısızlığındaki rolünün altı çizilmeye devam ettikçe onama rakamlarını nasıl artırabilir, orası muamma. 

Ayrıca ABD ekonomisinin salgının genişlemeye devam etmesi nedeniyle kolayca büyümeyeceği de az-çok ortaya çıktı. Haftasonu da yeni bir skandal ortaya çıktı. Rusların, Taliban güçlerine Afganistan'da Koalisyon güçlerini öldürmeye teşvik etmesine ve istihbaratın verilmesine rağmen Trump'ın adım atmadığı iddiaları ortalığı sarstı.

Protestolar, ekonominin kötülüğü ve salgın içinde Trump'ın kasım ümitleri giderek azalıyor. Bilimsel anket verilerine göre tarihte hiç olmamış şekilde anket rakamlarını döndürmesi, bir anlamda imkânsızı başarması gerekiyor. Kalan dört ayda böyle bir dramatik tablo görür müyüz? Unutmamalı ki çok farklı bir zaman diliminde ve beklenmedik olayların içinde yaşıyoruz.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.