Dokuz yıllık araştırmadan çıkan sonuç: Adalete açız

Denge ve Denetleme Ağı'nın KONDA araştırma şirketinin 2010-2019 yılları arasında toplam 266 bin 993 kişiyle yüz yüze görüşerek yaptığı anketlerin sonuçları üzerinden gerçekleştirdiği araştırma, toplumun büyük bir bölümünün adalete aç ve susuz olduğu ortaya çıktı.

Denge ve Denetleme Ağı'nın, 'Demokrasi Talebi Raporu'ndan çıkan sonuçlara göre, toplumun acilen ihtiyaç duyduğu iki temel ilke var: Adalet ve eşitlik.

Dokuz yıllık araştırma sonuçlarının analizinden elde edilen verilere göre, her 100 kişiden 61'i yargının tümüyle siyasallaştığı görüşünde. Yine toplumun yarısından fazlası iktidarın hakim ve savcılara yani yargı mensuplarına baskı uyguladığını düşünüyor.

Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, ifade özgürlüğü, eşit vatandaşlık, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve yerel yönetimler gibi konuların incelendiği başlıklara dair şu sonuçlar elde edildi:

Toplumun neredeyse tamamı adaletin herkesin eşit olması ve haklının haksızın ayırt edilmesi anlamlarına geldiği, kanunların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi gerektiği, hükümetin işlemlerinin yargının denetimine tabi olması gerektiği konularında hemfikir.

Ancak uygulamada bu ilkeler doğrultusunda hareket edildiği konusunda çekinceleri var. Örneğin hâkim, savcı ve polislerin işlemlerinde karşılarındakinin kim olduğuna göre farklı davranabildiğini, özellikle de karşısındakinin iktidarın adamı olup olmadığına veya zengin mi fakir mi olduğuna göre ayrımcılık yaptığına inanıyor. Bunun yanı sıra hâkimin kimliğinin, yani etnik köken, cinsiyet, örtünüp örtünmediği gibi özelliklerin yargıya olan güveni etkileyebileceği düşünülüyor.

Toplumun yarısı anayasa sürecinin esasen halkın görüşleri toplanarak ve değerlendirilerek yapılması gerektiği görüşünde ve temel yasaların oluşturulmasında aktif olmak istediğini gösteriyor. Toplum anayasada en fazla adalet ilkesinin, ardından eşitlik ve özgürlük ilkelerinin vurgulanması gerektiğini belirtiyor ve devletin bekası en sonda geliyor.

Toplum aynı zamanda devletten vatandaşların kimliğinden ötürü maruz kaldıkları baskılara karşı korumasını ve tüm özgürlükler ve tercihleri karşısında tarafsız kalmasını talep ediyor.

Toplumun bir kısmı eşitliksizler, ayrımcılık ve baskılardan dolayı eşit vatandaş gibi hissetmiyor. Etnik köken, din ve cinsiyet kimlikleri eşit vatandaşlığın benimsenmesinde engel oluşturabiliyor.

Geleneksel medya hem yaygınlığını hem de güvenilirliğini yitirmiş durumda. Sosyal medya 2010’da toplumun kısıtlı bir kesiminin kullandığı bir araçken, artık toplumun neredeyse dörtte üçü kullanır hale geldi.

Gazetelerin siyasi iktidarın yanlışlarını yazmalarının demokrasinin gereği olduğuna inanan çoğunlukta bir miktar düşüş olsa da, önermeyi “kesinlikle doğru” bulanlar yüzde 31’den yüzde 68’e çıktı. İnternet ve sosyal medyadaki bir diğer sorun doğru habere erişim ve yalan haberle ilgili.

 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz