Oca 31 2018

Adliye Günlüğü: Bugün hangi davalarda, ne kararlar alındı?

15 Temmuz 2016’dan sonra birçok kişi gözaltına alındı, binlerce kişi tutuklandı ve yüzlerce dava da halihazırda devam ediyor.

Hemen her gün bir başka davayla dolup taşıyor adliye koridorları. Birçoğundan haberimiz bile olmuyor. Ancak kamuoyunu ilgilendiren, ismiyle gündem olan kişilerin davaların ise daha çok ön plana çıkıyor.

Bu davalardan öne çıkanlarda bugün “Barış için Akademisyenler”, Taraf gazetesi, Büyükada davalarının yanı sıra, "Terör örgütü üyeliği" iddiasıyla yargılanan Prof. Dr. İştar Gözaydın hakkındaki dava da vardı.

Bu davalarda İstanbul Büyükada'daki toplantıya ilişkin dava kapsamında tek tutuklu sanık olan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç hakkında tahliye verilirken, tutuksuz yargılanan Prof. İştar Gözaydın ise beraat etti.

Akademisyenlerin davasında ise mahkeme, derhal beraat taleplerini reddederken 13. ACM'deki dosyanın istenmesine karar verdi.

Gazeteciler Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur, Mehmet Baransu ve Tuncay Opçin’in yargılandığı Taraf davasında ise duruşma tutuklu tek sanık Baransu’nun savunması ile devam ediyor.

‘Barış için Akademisyenler’in yargılandığı davadan öne çıkanlar neler?

“Bu suça ortak olmayacağız” diyerek, Güneydoğu’da sokağa çıkma yasakları ve hak ihlallerini eleştiren bir bildiri imzalayan 1128 üzerindeki ‘Barış için Akademisyenler’e yönelik ‘’terör örgütü propagandası” suçlamasıyla açılan davaların ikinci duruşması bugün görüldü.

7 Aralık'ta davalarının ilk duruşmaları görülen yedi akademisyen, ikinci duruşmaları için bugün Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeydi.

Açılan 75 dava Aralık 2017’den bu yana farklı tarihlerde devam ediyor ve 100’ü aşkın duruşma gerçekleşti bugüne kadar. Toplamda 148 akademisyen yargılanıyor.

Bugün, hâkim karşısına çıkan isimler; araştırma görevlisi Seçkin Sertdemir, ihraç edilen Araştırma görevlisi Eda Aslı Şeran, Doç. Dr. Feyza Ak Akyol, Yrd. Doç. Dr. Yusuf Doğan Çetinkaya, Dr. Ahmet Bekmen, ihraç edilen araştırma görevlisi İrfan Keşoğlu, Yrd. Doç. Dr. İlkay Yılmaz’dı.

Gün içinde soruşturmayı yürüten İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından İsmet Bozkurt'un hazırladığı iddianamenin YÖK’e gönderilip “gereğinin yapılması” yolunda bir not iletildiği basına yansımıştı. Yazıda, PKK’nin 2015’te Şırnak, Silopi, Cizre ve Nusaybin’de öz yönetim ilan ettiği, örgüt yöneticilerinden Bese Hozat’ın ‘Aydın ve demokratik çevreler öz yönetime sahip çıksın’ çağrısı yaptığı belirtiliyor ve akademisyenlerin bu çağrı üzerine harekete geçip bildiriyi hazırladığı iddia ediliyordu.

İmzacı akademisyenler, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 7/2 maddesinde yer alan "Terör örgütü propagandası" ile suçlanıyor.

Galatasaray Üniversitesi imzacılarından, Dicle Üniversitesi ÖYP kadrosundan KHK ile ihraç edilen Araştırma görevlisi Eda Aslı Şeran, savunmasında, “Metnimizin tek muhatabı vardı vatandaşı olduğumuz devletti” derken, “Herhangi bir yasa dışı örgütle bağlantım yok. Atılı suçu kabule etmediğimi, iddianame isimli metindeki bağlantıların mesnetsiz ve hayali olduğunu” söyledi ve ekledi:

“Metne barış talebimi dile getirmek için kendi özgür irademle ifade özgürlüğünden yararlanarak imza attım. Bildiri içeriği hiç kimseyi kurumu şiddete yönlendirmediği gibi siyasal çatışmanın şiddetsiz çözüme çağrı niteliğinde.”

Beraatini isteyen Şeran için Savcı, “dosyadaki delillerin tek tek değerlendirilerek delil değerlendirmesi yapılması gerektiği anlaşıldığından derhal beraat talebini reddini, savunma için müdafilere ek süre verilmesini” istedi. Mahkeme ise bir sonraki duruşma tarihi olan 22 Haziran’da, 13. ACM'deki dosyanın istenmesine karar verdi.

Galatasaray Üniversitesi imzacılarından Seçkin Sertdemir Özdemir ise, “Şiddet ve siyaset ilişkisi şiddet karşıtı çalışan bağımsız bir siyasal felsefecisi olarak herhangi bir yönlendirme olmaksızın bildiriyi imzaladığını” vurguladı ve ekledi:

“Düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanarak imza attım. Legal ya da illegal bir örgütün propagandasını yapmadım. Barış çağrısına kayıtsız kamam mümkün değildi. İmzamın suç teşkil ettiğine inanmıyorum. PKK ve benzeri yapıların şiddet eylemlerini tasvip etmediğimi belirmek istiyorum.Hakkımda beraat kararı verilmesini istiyorum.”

Sertdemir’in avukatı Tolga Öztürk de, müvekkilinin yurt dışında yaşadığını belirterek, duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.

Savcı ise ek süre verilmesini istedi, vareste tutulma konusunda yetkinin hakimde olduğunu belirtti. Mahkeme başkanı da, bu talebin kabulüne karar verdi. Bir sonraki duruşma 19 Haziran’da görülecek.
 

Bugünkü duruşmalarda ifade veren bir diğer akademisyen Yrd. Doç. Dr. İlkay Yılmaz, "Kişi bir kere hakikati gördüyse, bilmiyor gibi yapamaz. Ocak 2016’da imzaladığım metin şiddetin son bulması için devlete yapılan bir çağrıdır” diyerek kendisini savundu.

“Barış Bildirisi imzacılarından biri olarak iddianamede yer alan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum” diyen Yılmz, “İfade hürriyeti çerçevesinde ele alınması gereken barış bildirisini terör propagandası ile eş tutmak; demokratik toplum düzenin temel ilkelerinden olan çoğulculuk, hoşgörü, açık fikirlilik ve en önemlisi misillemeye uğramadan muhalefet etme hakkını hiçe saymaktır. Bu nedenle beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Yusuf Doğan Çetinkaya, İstanbul Üniversitesi'nden Dr. Ahmet Bekmen, İstanbul Üniversitesi'nden doktora öğrencisi İrfan Keşoğlu ve Galatasaray Üniversitesi’nden Doç. Dr. Feyza Ak Akyol da haklarındaki suçlamarı redderek beraat talep ederken, mahkeme ek süre verilmesine hükmederek bu akademisyenler hakkındaki duruşmaları da 19 Haziran’a erteledi.

Af Örgütü yöneticisi Taner Kılıç’ın tahliyesine karar verilen duruşmada neler yaşandı?

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya bir kısım tutuksuz sanık ile avukatları da katıldı.

Kamuoyunda Büyükada davası olarak da geçen davanın tek tutuklu sanığı Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Taner Kılıç ByLock kullanıcısı olmakla da suçlanıyordu. Kılıç ve avukatları, bu konuda gereken incelemenin 8 aydır yapılmadığını belirterek, bu haliyle yargılamanın adil olmadığını ifade etti.

Kılıç ise şunları dile getirdi:

“Gerekli bilişim incelemeleri yapılmadığı için tutukluluk halimin devam etmesi adil değil, siber şubeden gerekli raporların gelmemesinin nedeninin artık Af Örgütü YK Başkanı olmam ve bu yüzden cezalandırıldığımı düşünüyorum. Benim şahsımda Af Örgütü, Bunun üzerinden de tüm insan hakları kurumları ve savunucularına göz dağı verilmeye çalışıldığını cezalandırıldığını düşünüyorum. Dosyamın Büyükada davası ile birleştirilmiş olmasının başka mantıklı bir açıklaması yok.”

Savcı, Kılıç’ın tutukluluğunun devamı yönünde talepte bulunsa da, duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Kılıç'ın adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.

Tutuksuz sanıkların duruşmadan vareste tutulmasına hükmeden mahkeme duruşmayı erteledi.

Beraat kararı alan Prof. İştar Gözaydın'ın yargılandığı davada neler yaşandı?

Prof. Gözaydın'ın bugün Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı.

"Terör örgütü üyeliği" iddiasıyla yargılanan Gözaydın, kapatılan üniversiteden sadece kendisinin açığa alındığını belirterek, "Tek açığa alınan öğretim üyesinin şahsım olmasını ironik hatta manidar buluyorum" dedi.

FETÖ soruşturması kapsamında KHK ile kapatılan Can Erzincan TV’’de programa çıkarak “terör örgütü propagandası” yapmakla suçlanan Gözaydın,  “Programa akademik kimliğimle katıldım. Soruları hukukçu kimliğiyle  cevapladım. Hayatım boyunca hiçbir örgüte sempatim olmadı” diyerek kendisini savundu.

Mahkeme, “Değerlendirilen deliller sanığın suç içindeki durumu eylemin ortaya çıkma şekli birlikte ele alındığında sanığın atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından” Gözaydın’ın beraatine karar verdi.

Prof. Gözaydın “silahlı terör örgütü üyesi olmak" iddiasıyla Aralık 2016’da başlayan soruşturmanın ardından 94 gün tutuklu kalmıştı.